Bitmeyen Kâbus!

Şimdiden özür dilemek istiyorum…

Belki aynı konular etrafında döneceğim…

Bazen okuma yaparken ve yazılar yazarken, gerçekten de hassas terazide tartmaya çabalıyorum duygu ve düşüncelerimi…

Özellikle, cumhuriyet rejimine gönülden inanan, laikliği ve Atatürkçülüğü yaşam felsefesi hâline getiren aydın-yazarları okurken, hadi canım oradan dediğim de oluyor, ya evet bak böyle bir endişe durumu veya sıkıntı da olabilir, dediğim de oluyor.

Uzatmak istemiyorum: Yekten söylemek istiyorum.

Türkiye’de Cumhuriyet Rejimi gerçekten de yakın veya uzak olmak babında tehlikede midir?

Gelmek istediğim husus: Siyasal İslam veya Ilımlı İslam, hangi değerlendirme uygun görülürse.

Biliyorsunuz, AK Parti tek başına iktidar olduğundan beridir “ebedi muhalefet” tarafında endişelenenlerin vesveseleri bitmiyor:

AK Parti “takiye yapıyordur”, AK Parti için demokrasi bir “tramvay” işlevi görmektedir, amaca ulaşıldığında demokrasi tramvay’ından inilecektir.

Artık çok fazla ve uzun yazmak istemiyorum. İnsan sormadan edemiyor… Pekii eğer ülkemizde bir rejim dönüşümü tehlikesi varsa, yine bu minvalde AK Parti, Siyasal İslamcı bir parti ise, hatta AK Parti ABD’nin BOP-GOP projelerinin eşbaşkanlığını yürütüyorsa…

Doğal olarak soruyorum… Bildiğiniz gibi, AK Parti, şu an çok güçlü bir parti ve siyasal iktidar. O zaman ne bekliyor/bekleniyor?

Bir başka soru da şu: Biliyorsunuz, son günlerde 2023 yılında yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimi için çatı aday aranıyor. CHP ve ittifak partilerinin ortak adayları daha önce de her nedense sağ muhafazakâr ekolden gelen siyasetçilerdi: Ekmelettin İhsanoğlu… Abdullah Gül gündeme geldi ama gerçekleşemedi.

*  *  *  *

Aslında burada bir tezatlık yok mu?

Bakın…

Gerçekten de…

AK Parti, nedense, alternatifsiz bir biçimde siyaset denizinde yol aldığından beridir…

SAĞ VE SOL kavramları içeriklerini yitirdi gibi.

Zaten bir aralar da “ideolojilerin” sonunun geleceği de serdedilmişti.

Belki, ideolojilerin siyaset sahnesinden kalkacağına yönelik öngörüler için, içinde bulunduğumuz konjonktürel durum açısından tutarsız diyebiliriz.

Tıpkı…

KAPİTALİZMİN sonunun geleceği noktasında olduğu gibi.

Bunca küresel kriz tecrübelerine maruz kaldık…

Hâlâ ekonomiler vahşi kapitalist sistemin tahakkümü altında.

Neyse…

Gelmek istediğim husus… Türkiye’de artık toplumsal huzuru tesis etmenin zamanı gelmedi mi? İdeoloji ise tamam görüşler-düşünceler çarpışsın ama “medenice”!

İdeallerimiz ne olacak peki? Bizim idealimiz, hedefimiz, tam anlamıyla bağımsız, yüksek karakterli, gelişmiş devletler ailesinin bir ferdi olmak değil mi?

CUMHURİYETİMİZİ, çoğulcu ve katılımcı bir demokratik rejimle taçlandırmak değil mi?

Hani şimdi siyasal partilerin hedefi, ittifak yaparak, 2023 seçimlerinde ipi göğüslemek ya…

İdeolojiler ve idealler bağlamında… Çatı ittifakı yapsak ve o cumhuriyetimizin ilk kuruluş yıllarında; hatta Kurtuluş Savaşımızda/Bağımsızlık Savaşımızda yaptığımız gibi, Kuvayı Milliye ruhunda olduğu gibi, yeniden yine bir araya gelsek…

Ama birbirimizi altetmek için değil, TÜRKİYE’MİZİ AYAĞA KALDIRIP, ESKİ PARLAK GÜNLERİMİZE DÖNMEK İÇİN…   

kooplogger

Yazar: Erhan Salman

Ben, ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ ÇALIŞMA EKONOMİSİ VE ENDÜSTRİ İLİŞKİLERİ BÖLÜMÜ mezunuyum...

Yıllardır çeşitli mecralarda, dilimiz döndüğü kadar bir şeyler karalamaya çabalayan biriyim...

Yazma sevdasına ilk önce politikadergisi.com sitesinde başladım, sonra sırasıyla radikal blog ve milliyet blog mecralarında sürdürdüm...

Hâlen milliyet blog mecrasında yazmaya devam etmekteyim...

Elimden geldiği ve dilim döndüğü ve kalemim yazmaya devam ettiği sürece, siz kooplog ailesi ile paydaş olmaya devam edeceğim...

Yazma serüvenimde bana paydaş/yaren olmanız dileğiyle,

Esen kalın...

Blog YazarBlog Okurkooplogger

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.