Bir Ömür Daha Lazım

   İnsan bir günün içinde onlarca farklı duygu yaşar. Sevinir, heyecanlanır, korkar, öfkelenir. Ama günün sonunda ışıklar sönünce tek bir duygu kalır geriye HÜZÜN. Hüzün tehlikelidir çünkü hüznün karşısında hiçbir şey yapamaz insan. Elinden hiçbir şey gelmez. Öylece durur, durur ve bekler. İçinde bir şeyler sıkışır, sanki konuşsa sesi çıkmayacak, kalksa yürüyemeyecekmiş gibi gelir. Zaman sanki durup bir kenara geçmiş de onun acı çekişini izliyor gibidir. Saatler geçmek bilmez. İçin gitgide daha çok sıkışır. Düşüncelerin gitgide bulanıklaşır bir süre sonra düşünme eylemini dahi gerçekleştiremezsin. Öylece durursun.  saatin kaç olduğunu, haftanın hangi günü olduğunu, hatta hangi yılda olduğunu bile bilemezsin. 

“Hüzündür bize en çok yakışan.”

   Bir canını daha kaybettiğini hissedersin. Kalan canlarınla nasıl hayatta kalacağını düşünürsün. Her seferinde biraz daha yaklaşırsın ölüme. Bedensel bir ölüm değildir bu ruhun ölümüdür. Ruh öldüğünde renkler solar, sesler kısılır, insanlar hep aynı gelir kişiye. Onu hiçbir şey heyecanlandırmaz. Kaybedecek bir şeyi yoktur çünkü, sonuç onun için önemli değildir. O çoktan sona gelmiştir, bütün yolları da ezbere biliyordur. 

“İnsanlar gözümden yaş akacak raddeye geldim diye hayıflanır ama gözünüzde yaş varsa endişelenmeye mahal yoktur. Gözünüzden akacak yaşlar olduğu sürece şüphesiz hâlâ gülebilirsiniz.” 


   Tüm bunları yaşarken zamanla etrafında kimsenin kalmadığını fark edersin. Kimi senden sıkılır gider, kimi sana kırılır gider, kimi sana kızar gider, öyle ya da böyle giderler. Başta anlam veremezsin bunlara nedenini öğrenmek istersin. Her gidene bir bahane bulup onu suçlarsın. Ama sonra suçlunun onlar olmadığını daha doğrusu ortada bir suçun olmadığını anlarsın. İnsanlar gitmek isterler ve giderler. Sen engel olamazsın eğer olursan sen, sen olmazsın.

“Yaşamında, yürüyüp yürüyüp, bir an durunca, çevrene bakıp göreceksin ki, yürüyüşüne şu ya da bu noktada katılmış, bir süre seninle birlikte yürümüş kişilerden hiçbiri yok yanında.”

   Bu dünyada yaşayamadığın şeyler, hissedemediğin duygular seni başka bir dünyanın olduğuna inandırır. İnanmak istersin. Çünkü burada hakkın olanı alamamışsındır. Buradayken gittiğin hiçbir yerde; evet ben burada olmalıyım diyememiş, evet ben burada kalmalıyım diyememişsindir. Hayatın yollarda geçmiştir, varış noktasının olmadığı yollarda… Belki başka bir dünya olsa orada mutlu olabilir, gülebilirsin hatta ağlamaya bile razısındır, yeter ki yaşadığını hisset, Kendini oraya ait hisset, verdiğin nefesi almak için bir nedenin olsun. 

“Bir ömür daha lazım, vefatımızdan sonra. Çünkü bu ömrümüzü sadece umutlanmakla geçirdik…”

okur

Yazar: Beyza

Blog OkurBlog Yazar

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

4 yorum

Yorum Yazın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.