Bedenimiz ruhumuzun hapishanesi

Ruhumuzu bedenimizin sınırları içinde yaşarız. Düşünün bir düşünün zihniniz de uçabiliyorken gerçek hayatta bedenimizin izin verdiği doğrultuda hareket etmemizi düşünün evet uçamıyoruz çünkü bedenimiz buna engel oluyor eğer ki bir kuşun bedeninde olsaydık uçabilirdik uçma cesaretini uçma istediğini uçabileceğimize inanırdık. Sahi neden? Ruhumuzun hapishanesinden bir kaçma isteği var üstümde. Ne zaman kuş olduğumu düşünsem yahut başka bir şeye dönüşmek istesem bedenimin çizgilerinin belirsizleştiğini hissediyorum ama bu bir oyun zihnimin bir aldatmacası benimle köşe kapmaca oynayan benden kaçan saklanan o yavan zihnim.. Bir an düşündüğüm o şeye dönüştüğümü hissediyorum ansızın bir titreme yayılıyor içimden dışıma sanırsın ben görünmezmişim de çizgilerim o görünen çizgilerim silinmeye başlamış kayboluyorum. Kayboluyorum ki içimde garip bir burukluk var sanki içimde başka varlıkların varlığını hissediyormuş gibi her hissedişimde bedenimi saran o istemsiz titreme ürperiş.. bekliyorum öylece sadece zihnimin bedenimi ele geçirmesini, geçirdikçe daha çok unutuyorum benliğimi yok oluyormuşum gibi geliyor korkuyorum, korku beni daha çok karanlığa çekiyor sanki bir hiçlik huzmesi yayılıyor içime daha çok karanlık.  Beslendiğim şey karanlık oldu şimdi beni büyüten yaşatan o karanlık. Beni yavaş yavaş hapishanemden çıkartan karanlık. İçine çektiği şey ne kadar kötü gibi gelse de kötü bir şey değildir; ne de olsa karanlıkla var olabilir aydınlık ( klişe ). Karanlığımdan sonra kavuşabilirim aydınlığıma onun uğrunda bu sefer daha çok mücadele ederim kavga ederim kendimle çünkü biliyorum karanlığın ne demek olduğunu hapishanemin çizgilerinde kalışlarımı beni nasıl içine çektiğini tekrar dönmek istemiyorum. O derin uçsuz düşüncelere, düşüncelerimin yok olduğu anda varlığımın son bulduğunu hissediyorum…kurtulamıyorum kurtulamıyorum bir ışık görüyorum ama yetişemiyorum her ulaşmaya çalıştığımda yetişeceğimi sandığım anda elimden kayıp gidiyor sanki benden kaçıyor uzanıyorum uzanıyorum, evet sanki bir parçasına değiyor ruhum sadece dokunuyor o aydınlığa bu bile karanlığımın bir kısmını yok etmeme yetiyor daha fazlasını istiyorum aydınlığın daha fazlasını ama asla ve asla yetişemiyorum. Sadece o parçayla tutunuyorum yaşamaya o parçayla avutuyorum kendimi büyütüyorum yavaş yavaş içimde asla bedenimin çizgilerinden çıkamayacağımı bildiğim o hapishanede büyüyorum, büyütüyorum içimde ruhumu çünkü ben bedenim ben ruhum ben zihnim ve karanlığım ben aydınlığım ben o mükemmel zıtlıkların bileşkesiyim. Hissedebiliyorum yeniden nefes alıyorum derince…derin derin çekiyorum içime susamışım gibi.

okur

Yazar: Imjuli

Blog Okur

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.