Ataerkil Toplumda Kadının Bastırılmış Cinsel Yaşamı

Ataerkil Toplumda Kadının Bastırılmış Cinsel Yaşamı

Kadının cinselliğe yaklaşımını ve cinsel beraberlik anındaki tutumunu büyük ölçüde büyüme ve gelişme döneminde maruz kaldığı ailesinin ve çevresinin cinselliğe bakış açısı belirlemektedir. Cinsellik eğitiminden yoksun büyüyen çocuk kendi merakı ve deneyimleriyle gizli bir araştırma sürecine girer. Danışacağı ve merakını gidereceği kişiler yine kendisi gibi oldukça meraklı arkadaşlarıdır. Çocuğun bu konudaki soruları ailesi tarafından gerilim konusudur. Anne üstü kapalı bir biçimde açıklamaya çalışır. Baba bu tür sorulardan kaçar ve çocuğa bu tür soruların ayıp olduğunu söyler. Oysa anne ve baba da çocukluğunda bu meraka kapılmış ve aynı merak ikisini de çeşitli sorulara itmiştir.

Cinsel eğitimin verilmediği bir toplumda bireyler kendi çabalarıyla deneyim sahibi olur ve çoğu korku ve endişe içinde bu eylemi gerçekleştirir. Derinlere gömülmüş bir haz tomurcuğu filizlenmeye başlar. Ne de olsa yasak olan ne varsa her zaman daha çok haz verir. Erkekler de bu durum daha nevrotik şekilde ilerlerken kadınlarda daha normal ama sağlıksız bir cinsel hayatın başlangıcı belirir. Cinsel saplantılar erkekte yetememe korkusu ve kadına tamamen sahip olma yolunda ilerler. Kadın da ise baba rolü çok önemlidir.

Ataerkil toplumda baskın olan taraf babadır ve bilinçsiz babaların sergilediği fiziksel ve psikolojik şiddet eylemleri kadının cinsel hayatına derinden etki eder. Partnerinden cinsel birliktelik esnasında şiddet bekleyen mazojist ve pasif kadın modeli ortaya çıkar. Toplumumuz da cinsel anlamda kadınların daha pasif ve edilgen olmasının nedeni aile, arkadaş ve mahalle baskısı olmasının yanı sıra cinselliğin ahlak dışı diye tabir edilen bir eylem olarak algılanmasıdır.

Ataerkil Toplumda Kadının Bastırılmış Cinsel Yaşamı

Evlilik dışı birleşmelerde oldukça ürkek ve hareketsiz bir kadın profili belirir. Evlilik gerçekleştikten sonra ise kadın daha rahattır. Çünkü nikah ve düğün günü herkes cinsel birlikteliği onaylar halde aynı ortamda bulunur. Şöyle düşünelim: Nikah ve düğün günü sonrası kadın ve erkek bir birliktelik yaşayacaklardır. Bundan törene katılan herkesin haberi vardır. Anne ve baba onay verir. Aile boyutu halledildi. Resmi olarak nikah memuru hazırdır. Devlet de onay vermiştir. Bir de muhafazakar toplumlarda dini inanç boyutu vardır. İmam nikahı ile dini olan kısım da halledilmiştir. Mahalleli ve akraba kısmı da halledildi. Artık herkesin onayı vardır. Toplumda lanetli ve ayıp olarak nitelendirilen ve kadının cinselliğini yaşamasının önündeki engel yani cinsel birliktelik için her şey hazırdır. Kadın da artık psikolojik olarak tamamdır.

Ataerkil Toplumda Kadının Bastırılmış Cinsel Yaşamı

Erkeğin her türlü eylemde bir üstünlük göstergesi olarak yüceltildiği, kadının ise en doğal hakkı olan kendi bedenini tanıma hakkının dahi kısıtlandığı bir toplumda sağlıklı ve mutlu bir cinsel hayat maalesef tam anlamıyla yaşanamaz. Sonuç mutsuz beraberlikler, töre cinayetleri, boşanmalar ve aldatmalardır. Günün sonunda ise ortada kalan psikolojik olarak yıpranmış kadınlar ve travmalar yaşamış çocuklardır.

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

2 yorum

Yorum Yazın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.