Ankara’ya

Hiç tutmadığım Karadeniz lerde körpe bir balığın yeni atıldığı derin sulara bıraktım gençliğimi hiç görmediğim Paris sokaklarına bi çare yürüyen bedenimi sanada bu kirlenmiş ruhumu bıraktım Ankara . Ben bugün öldüm biraz Ankara görmüyor musun ellerim titriyor duymuyor musun sesim çıkmıyor konuşamıyorum kimi zamandır zararı yok Ankara beni anlamasan da olur beni anlamasan da olur Sen değil misin akşam dokuz dan sonra başka bir başkentte dönüşen sen değil misin her bir köşesinde yaralı kalpler bırakan sen değil misin sevdiğimi aynı sokakta bir başkasıyla gezdiren yorgunum Ankara bana bugün biraz gülebilir misin Biliyorum sende biliyorsun gizlemenin anlamı yok birgün ayrılacağız ama bil isterim hiç buluşmayacağız sonrasın da hani derler ya sen sağ ben selamet özler miyim bilemiyorum sen sadece bu gece gülümse bana İliklerime kadar üşüyorum bu yaz gecelerinde ağlasam ağlanmıyor ben ağlamaktan vazgeçtim soyu tükenmiş bir varlığı oynuyorum son zamanlarda ellerinde solup gidiyorum herşeyi bıraktım sokakların da sen bu gece gülümse bana içimde bir sıkıntı içimin duvarlarına kan kusturuyorum ki çıksın bu sıkıntı sını yüklendiğim Ankara herşey sözde kalıyor oysa ne çok şey söyledim sana oysa ne çok sarhoş oldum böyle havalarda ama bi amca vardı her gece güvenparkta yüreğe oturan türküler söylüyordu özleyeceğim amca sende bu Ankara ya fazlasın demeyeceğim biliyorum sana ihtiyacı olan çok insan var bu şehirde bi isteğim daha var bu amcama da gülümse bu gece eski ve derin bir anı kalkınıyor şimdi beynimde çiçekçiler uzak sevgiler uzak sen uzaksın bana hiç olmadığın kadar ardından bir iki ölüm ardından üşümüş bir kent işte şimdi yalnızsın sen denizlere karşı en başta burada ayrılıyoruz ben maviliklere aşığım sen karanlık sın ANKARA.

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.