2020 ve Fütürizm - Nazım Hikmet Olmak!

2020 ve Fütürizm – Nazım Hikmet Olmak!

2020 ve Fütürizm - Nazım Hikmet Olmak!

Bilirsiniz, günümüz şiirlerinin bile nostaljiye bağlı kaldığını. Ben henüz sosyal medyanın, endüstri 4.0’ın işlendiği, konu ya da araç olduğu hiç sağlam şiir okumadım. Hep bir eski araçlar, hep bir eski mekanlar, zamanlar arzusu var şiirlerimizde. Peki ya eskiden yazan şairler, onlar da mı eskiye yazmıştı?

Çok öyle sanmıyorum, okuduğum kadarı ile. İllaki eskiden dem vuran şairler yine olmuştur ama günü anlatmak belki de bir şair için en mühim olanı olmalı. Çünkü geçmişin yaşanmışlığının rahatlığı, geleceğin kaygısını esir almamalı.

Gelecek var dostlar, gelecek en az geçmiş kadar gerçek! Robotlar gerçek,  Hologramlar gerçek, Sosyal medya gerçek, Hala mektuplar devam etse de bugünün mektuplarının mail olduğu bir gerçek, Whatsapp bir telgraf dostlar, İnstagram bir zarf, Uçaklar bir at arabası, Mars ise bir alem dostlar ve ‘yaşanmışlıklarıyla’ bir gerçek!

Hayal kurmak bir sanattır. Sanatın ise belki de en iyi aracı edebiyattır. Edebiyatın ise şiir. Ve şiirlerimiz gelecekten çok bi’ haber.

Fütürist şairlerimiz de oldu bu arada. Onlar döneminin gelecek meraklılarıydı. Nazım Hikmet,

‘Makinalaşmak İstiyorum! trrrrum, trrrrum, trrrrum! trak tiki tak! makinalaşmak istiyorum! beynimden, etimden, iskeletimden geliyo rbu! her dinamoyu altıma almak için çıldırıyorum! tükrüklü dilim bakır telleri yalıyor, damarlarımda kovalıyor oto-direzinler lokomotifleri! trrrrum,trrrrum,trak tiki tak makinalaşmak istiyorum! mutlak buna bir çare bulacağım ve ben ancak bahtiyar olacağım karnıma bir türbin oturtup kuyruğuma çift uskuru taktığım gün! trrrrum trrrrum trak tiki tak! makinalaşmak istiyorum!’

Şiirini yazarken gerçekti ve bu şiiri asla bir şiir değildi. Bir amacı vardı. ‘Makinalaşmak istiyorum’ derken işçinin durumunu biliyordu ve geleceğe insancıl, umutla bakıyordu. Emeğin sömürülmesine karşıydı, bunu makine de yapabilirdi ama makine insanı sömürebilir miydi?

Tabii ki, evet.

Artık sömürenler sadece makine yönetimindeki insanlar değil, direkt makineler. Çığrından çıkan kapitalizmin eseri bu. Yönetimin olmadığı yönetmeler, prosedürler, soyut olan ve yazıya aktarılmış o uyulması gereken kurallar zorunluluğu.

Bugün Twitter kurucusu, Twitter şirketinde istediği şeyin ne kadarını gerçekleştirebiliyor?

Her şey sahiden sırf o kurdu diye onun direktifleri ile mi yönetiliyor?

– Twitter örneği Black Mirror dizisinin bir bölümünden. ‘5. sezon 2. bölüm’

Bugün bizler, robotlaşmak istiyorum diye haykıramıyorsak bir yanlarımız hep eksiktir.

‘Kodlaşmak istiyorum! Tak, tak, tak (klavye sesleri) Tak, tak, tak,Takır, tak, tak!

Beynimden, parmaklarımdan, gözlerimden geliyor bu! Her sayıyı ekranıma almak için çıldırıyorum! Radyasyondan çarpıklaşmış parmaklarım mouse wheel’in tırtıklarını gezdiriyor, Damarlarımda kovalıyor, ekrana bakmaktan bozulan miyop gözlerim klavye tuşlarını!

Tak, tak, tak Tak, tak, tak,Takır, tak, tak!Robotlaşmak istiyorum!

Mutlak buna bir format bulacağım. Ve ben ancak yazılım olacağım Uyumama ve yemek yememe gerek olmayan Kapsüllerim olduğunda Tak, tak, takTak, tak, tak,Takır, tak, tak! Hologramlaşmak istiyorum!’

Sağlıcakla kalın!

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir yorum

Yorum Yazın
  1. Merhaba, sanırım Nazım’ın bu şiiri 1923 yılında yazılmış. İlginç yıllardır. 1917 Devrimi sonrası, Sovyetler Birliği elektrifikasyon (yani Sovyet topraklarının her yerini elektriğe kavuşturma çabası) ve sanayileşme yarışında kapitalist dünyayı aşma hedefini belirler. Buna da “tek ülkede sosyalizm” adı verilir. Marksist yaklaşıma hem zıt hem uyumludur. Marks “üretim araçlarının gelişiminin elli bir seviyesinde bu gelişim üretim ilişkileri ile çelişecek” der; yani kapitalizmin yıkılması için üretim araçları /başta makine ve teçhizatın gelişmesi) gerekir. Sonuçta devrim en gelişkin kapitalist ülkede beklenir ama köylü bir toplumda Rusya’da gerçekleşir. Hem gerçekleşen bir dünya devrimi değildir hem de Rusya’da bırakın üretim araçlarının gelişmesini geri kalmış feodal bir yapı söz konusudur. Öyleyse yeni kurulan Sovyet rejimine bir görev daha düşer; Kapitalist blokla rekabet ederken üretim araçlarını da kendileri geliştirecektir. Nazım da üretim araçlarının gelişmesine ve komünizmin bu gelişmenin belli bir aşamasında ortaya çıkacağına inanan birisi olarak bu dönemde böyle bir şiir yazması doğaldır. Sonuçta Luddist (makine kırıcı) değildir; pozitif bilim ve teknolojinin gelişmesinin insanı da geliştireceğine inanır. Naçizane görüşüm bu yöde saygılarımla….

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.