13

13 sayısına bir sürü anlam yüklenmiştir. Kimileri umutla, kimileri umutsuzlukla anmıştır. 

Ama en çok, ünü uğursuzluğuyla yayılmıştır. Yılda 13 dolunay vardır mesela. Bir yılda 12 ay ve 12 Zodyak burcu vardır. 13 hep bir fazladır, hep dışlanır. 12 Olympos tanrısı, İsa’nın 12 havarisi vardır. İskandinav mitolojisinde 13. Misafir olan kötülüklerin tanrısı Loki, tanrı Balder’ i öldürür ve kıyamet başlar. Son akşam yemeğinde 13 kişi bulunur ve  yemekten sonra 24 saat içinde de Hz. İsa çarmıha gerilerek öldürülür. Uğursuz 13’e olan inanç o kadar güçlüdür ki, bu sayıya özel bir fobi vardır ‘triskaidekaphobia’.

Öbür yandan uğurlu bir 13 de vardır. İslamiyet’e göre Hz. Muhammed’ in doğum tarihi 571′ dir ve rakamları toplamı 13′dür. Mayalara göre Yaratılışın doğası içinde 13 sayısının frekansı bulunmaktadır. Mayalar, 13 sayısının gücünün bizim içimizdeki yaratıcı gücü ve yönü uyandırdığına inanmaktadır. 13 ayrıca bir Fibonacci sayısıdır ve dolayısıyla altın oranın bir parçasıdır.

Farklı kültürler, farklı yaşanmışlıklar ve inançlar. Hepsinin arkasında farklı bir hikaye, farklı bir yüz var. Bu yönden aslında 13 sayısı içinde hayatı, evreni, dengeyi taşıyor ve hayatta 13’ü. Hayat gibi, kötü günleri de iyi günleri de olan, umudu da umutsuzluğu da içinde taşıyan, bazen bize bir şeyler getiren ve bazense bizden bir şeyler götüren. Hem uğur hem uğursuzluk. Hem denge hem dengesizlik. 13 bana çok şey getirdi, bazen göz yaşı, hayal kırıklığı, acı ve yas. Bazense umut, güven, yeni insanlar ve yeni hayatlar. Ama emin olduğum tek bir şey var, 13 benim öğretmenim oldu. Acıyla, gözyaşıyla bazen de bir heves iki gülüşle öğretti bana hayatı. Hala öğretiyor, itip çekerek, canımı yakarak, bazen kelimelerle bazen sessizlikle etimden et, canımdan can koparıyor. Bazen verdiği insanlarla, bazen aldıklarıyla bedel ödetiyor. Ama hayat bu ya, vazgeçemiyoruz. Her seferinde ölüm kapılarından dönüyoruz. 

Bu yazı benim 13. yazım ve ben size uğurlu sayım 13’ten bahsediyor ve bu yazıyı doğum günü( 13.03) hediyem olarak kendime yazıyorum. Aldım sepetimi koluma, kurban ettim kanatlarımı, yer yüzüne sürülmek için yasak elmayı arıyorum. Kendi doğum günümde kendim için yas tutuyorum. Bunu da bana 13 getirdi. Bu da bir illüzyondu benim içinde kaybolduğum. Bir pasta mıydı mum dikeceğim yoksa, bir mezar mıydı çiçek ekeceğim. 

13 benim çizemediğim sınırlarımda, kaldıramadığım kalkanlarımda, öremediğim duvarlarımda bir kapı; açtıkça kendime açılıyorum. Kapattıkça kendimden uzaklaşıyorum. 

13 dünkü ben,

13 dün için yas tutan bugünkü ben,

13 yarın olacağım ben,

Her yıl 13’ünde zamanın doğurduğu bir başka ben,

Bir başka kaos,

Bir başka patlama,

Bir başka doğum,

Ve bir başka ölüm.

Kader bu ya, hepimiz acı, gözyaşı ve gülümsemeyle, bize düşeni kabul etmek, verilen hediyeyi almak, çalınan kapıyı açmak ve söylenen şarkıyı duymak zorundayız. Zorundayız ki, hayat aksın ve döngü tamamlansın. Zaman kurban ettiklerimiz, vazgeçtiklerimiz ve vazgeçildiklerimiz için yas zamanı, zaman katarsis zamanı. 

yazar

Yazar: Pandora

Blog OkurBlog Yazar

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.