Sosyal Medya ve İmaj

Ziyaret ettiğimiz mekanlar, tükettiğimiz gıdalar, yeni satın aldığımız araçlar, gün içerisindeki mutlu anlarımız, izlediğimiz manzaralar, seçtiğimiz kıyafetler, yaşadığımız şehir, oturduğumuz mahalle, ailemiz, alışkanlıklarımız, sanatsal zevklerimiz v.s. liste çok ama çok uzun. Bizimle ilgili tüm bu bilgiler nerede?  Cevabı oldukça basit: Sosyal Medya Hesaplarımız…

Birisinin sürekli sizi izlediğini düşünün. Bu kişi sürekli sizi takip ediyor. Gözleri daima sizin üzerinizde. Nereye gitseniz hemen arkanızda. Bu tek kişi bile sizi ne kadar rahatsız etti değil mi? Öyleyse nedir bu gönüllü kendini deşifre isteği? Tabi ki imaj yaratma çabası… Kendini aşma savaşında olan insanın kontrol etmekte zorlandığı egosuyla en büyük savaşı… Beğenilmek artık en büyük isteklerimizden biri haline geldi. Peki insanların sosyal medya hesaplarında sergilediği bu göstermelik hayatı ne kadar gerçekçi? Bu mecra nasıl bu kadar bir sirk alanını yansıtan platform haline geldi? Like butonu hayatımızı nasıl yönetiyor? Evet bir çok soru var ve hepsinin irdelenmesi gerekiyor.

Yapay dokunuşlarla şişirilmiş egolar, sanal dünyanın dışındaki hayatta en küçük bir olumsuzlukla yerle bir oluyor. İşte karşınızda öz güvensiz yeni insanın kendi gerçekliğinin dışına çıkarak var olma çabası sergilediği yeni dünya ve beraberinde getirdiği yeni ruh durum bozuklukları…

Herhangi bir sosyal medya kullanıcısı gün içerisinde karşılaştığı olumsuz durumları paylaşmaktansa bir günlük etkinliği içerisinde gittiği mekanları, vakit geçirdiği insanları, tükettiği gıdaları paylaşıp mutlu bir yüz ifadesiyle günün ne kadar güzel gittiğine dair yapay bir profil oluşturur. Herhangi bir takipçisi ise bu gönderiyi gördüğünde bu kişinin hayatında herhangi bir olumsuzluğun olmadığına dair algıya bürünür. Oysa gün içerisinde kendisi bir çok olumsuz durumla karşılaşmıştır. Takip ettiği insan hayattaki şanslı kişidir. Kendisi de profilindeki gönderilerinde böyle bir yöntem izlediğinin farkına varmaz ve şansına küfrederek öz güveni yüksek miktarda azalır. Göz alıcı bir profile sahip kullanıcının, takipçilerinin gözündeki imajı da oldukça yüksektir. İşte burada takipçinin egosu devreye girer ve takip ettiği kişinin yaşam standartlarına kavuşmak için dış dünyaya karşı müthiş bir mücadele başlatır. Ancak dışarıdaki dünyada imkanlar kısıtlıdır ve arzular sonsuzdur. Sınırlı kaynak sınırsız istek. Sabırsız savaşçı o büyük duvara çarpar ve sonrası hazmedilemeyen yenilginin getirdiği psikolojik sorunlardır.

Geleneksel medyanın her geçen gün etkisini yitirdiği bu zamanlarda yeni medya kitlesel anlamda sınırları kaldırmış ve izleyici artık içerik seçiminde pasif değil aktif olmuştur. Bilgiye ulaşmanın önündeki engeller kalkmış ve bilgi, devletlerin sınırlı kısıtlamalarına rağmen erişilebilir hale gelmiştir. Ancak sosyal medyayla beraber yeni medya kullanım amacından oldukça sapmış herkesin şovunu sergilediği bir platform haline gelmiştir. Hepinize mutlu profiller…

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

3 yorum

Yorum Yazın
  1. “Sabırsız savaşçı” 🌸
    Açıkçası sosyal medyanın o kadar da kötü olduğunu düşünmüyorum. Bıçak gibi o da. Alkol gibi. Kullanmasını bilene hayatta en iyi yaşam vesileleri. Bıçak ile harika bir yemek yapar hem kendinizi besler hem başkalarına yedirir, kâinata bir fayda olur. Alkol ile hastane, tıp, kozmetik, temizlik ürünleri ile kim bilir hangi canla fayda bulur. Maharet; kullanmayı bilmek 🙂 🍀🌿
    Bloğumdaki yazılara da bir bakmak ister misiniz ? 🌟✨

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.