Rabbim Tepemden Bakıyor

Bez gibi sıktılar içimi. Kovanın içine koyup boğdular. Ben sıkmış ve kendi boğazıma ben yapışmış da olabilirim. Bilmiyorum. Bu hayatta her şey mümkün, bunu biliyorum. Aynanın tozu gibi alınsın istiyorum tozum. Balkona döktüğüm kova kova suları içime dökmek istiyorum. Fırçalasınlar beni, temizlenmek istiyorum. Toprağım istemeden değişiyor, durduramıyorum anne. Deterjanlı su döktü orospu çocukları, ben yine de ölmedim. Sigara söndürdüler toprağımda ölmedim. Seviyorum diye kopardılar yerimden oldum, ölmedim. Ölmedim direndim ben. Ölmek kolay, yaşadım ben, yaşıyorum, bak buradayım, duy ben buradayım, dokun ben buradayım! 

Buradayım! Ben! 

Büyümekten korkuyorum ve bu sırada rabbim tepemden bakıyor. Pastayı eşit parçalara bölemeyeceğim, bölmeyeceğim, adilik yapacağım diye ödüm kopuyor. Sonra pastayı elimden aldıkları aklıma geliyor. Bıçak? He evet, bıçak öylece durmasın diye karnıma sapladım. Hayır hayır acımıyor, kanamıyor, ben de ağlamıyorum. Ben büyüyeli 18 yıl oldu. Yaşımı merak edenler olmuş 4 yaşındayım ben. Bisikletim bile var. Kornası yok ama hallettim. Patlattım tekerleğin içine bir sürü taş koydum. Ben sürdükçe takır takır sesler geldi. Artık herkes varlığımdan haberdar. Artık benim de bir kornam var. Sevim teyze aldı bisikletimi. Mor ve sarı. Benim bisikletim… Canım bisikletim. Mor ve sarıyı o gün sevdim. Benim renklerimdi artık. Nedir bu benim’cilik olayı değil mi? Öyle değil o işler, çocukluğum kapkaççılığa uğradı benim, o yüzden bırakın renkler bizim olsun. Bisiklet aldınız diye nasıl kullanacağımızı öğretmeyin, bırakın da ister götümüzün üstünde ister amuda kalkarak sürelim. Çocukları rahat bırakın. Kiraz hanımın aynası, kova ve ben. Konu bazen çok dağılıyor.

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.