in , ,

Cesur Bir Kadının Hikayesi: The Bookshop

Cesur Bir Kadının Hikayesi: The Bookshop

Bir film izledik bugün.. Mutlu bir evliliği olan, karısına kitaplar okuyan bir adamın vefatından sonra karısının onu içinde yaşatma hikayesi konu edilmişti. Bu hikayede cesaret, iyimserlik, rekabet, kırılmışlık, minnettarlık, kısaca hayata dair her şey vardı.

Florence Green, 16 yıl yas tuttuktan sonra, huzur bulduğu küçük bir kasabada kitapçı dükkanı açmaya karar verir. Amacı kocasının varlığını, o çok sevdiği kitaplarla devam ettirmeye çalışmaktır. Florence, iyimserliği hayat felsefesi edinmiş biri olduğu için filmin başında da dendiği gibi: ” İnsanların yok edenler ve yok olanlar olarak iki gruba ayrıldığı” düşüncesine sırtını çevirerek yaşamış yıllarca. Ama hayatta siyasi güçleri, maddi varlıkları, edindikleri çevreleri dolayısıyla güçlü olduğunu düşünen insanlar var. Florence kendi içinde küçük bir hayalini gerçekleştirmeye çalışırken kasaba halkından bazı güçlü(!) insanlarda buna engel olmaya çalışır. Önce tacizler, sonra tuzaklar, yasal işlemler.. Gücünü kalbinden alan bir kadının tüm bunlara karşı koyuşu o kadar sakinlikle ve derinlemesine incelenmiş ki, Florence’den ilham almamak mümkün değil.

Eşimle filmi izlerken bu olanlar bizim başımıza gelse ne yapardık, ne tepki verirdik diye konuştuk ve vardığımız sonuç kesinlikle bu kadar kendinden emin ve sakinlikle göğüsleyemezdik olanları. Hepimiz kendi yolculuğumuzun içindeyiz ve bazı kritik anlarda vermemiz gereken en doğru tepkiyi zamanla öğreneceğiz sanırım. O an verdiğimiz tepkiler, aldığımız kararlar yola nasıl devam edeceğimizi belirliyor. Yarınlar geldiğinde bugün olduğumuz noktadan ileri bir olgunlukta olmalıyız ki çok yara alanlardan olmayalım. Hayatta her zaman kötüler, yolumuza taş koyanlar olacak, bizim kendi dünyamızda ki küçük hayallerimiz başkalarının dünyasında tehlike gibi görülecek, o noktada biz nasıl davranacağız? Mücadele ederken kendimizden, iyi niyetimizden harcayıp sonra tüm insanlardan korkarcasına uzak mı yaşayacağız? Filmde tam da böyle bir karakterde vardı. Kendisine karşı olanlarla savaşında insanlığa olan, iyiliğe olan inancını yitirmiş herkesten uzaklaşmış. Filmde o karakterlerin hikayesi vardı bizde her gün kendi hikayemizi yaşıyoruz. Güzel filmler, güzel insanlar bize ilham olsun. İzlerseniz seveceğinizi umduğum bir film: The Bookshop. Sağlıcakla kalın.

ilginizi çekebilir; http://aytiti.com/karantina-da-kendimize-yolculuk/

ilginizi çekebilir; http://aytiti.com/elbette-bazen-cicek-acip-bazen-solacagim/

yazar

Yazar: Aytiti.com

Merhabalar, ben Aysel Kocabaş. İç Mimarım, kişisel web sitem de; kitap, film, belgesel, güncel konular ve mimari üzerine yazılar paylaşıyorum. Sitemi incelemek isterseniz; http://Aytiti.com

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.