Flat style vector illustration, discuss social network, news, chat, dialogue speech bubbles

Nasıl Biriyiz?

İyi, kaba, yardımsever, cimri, neşeli, kibirli, düşünceli, bencil… Pek çok sıfatla nasıl biri olduğumuzu tanımlayabiliriz. Biz istediğimiz kadar sıfat kullanarak kendimizi tanımlayalım, belirleyici unsur davranışlardır. İstediğimiz kadar paylaşımcı olduğumuzu söyleyelim, yeri geldiğinde paylaşımdan geri duruyorsak aynı zamanda benciliz. Ya da istediğimiz kadar sinirli olalım, doğru zamanda neşemizle etrafı şenlendirebiliyorsak, sinirli ama aynı zamanda neşeliyiz de demektir.  

Aslında sıfatların davranışa yansımasının başka bir boyutu daha var; olduğun gibi davranmak. İyi biri olduğumuz konusunda diretip de sevdiklerimizi kırmak gibi. Yani iyi biriyim ama sevdiklerimi, tanıdıklarımı ya da tanımadıklarımı gözüm kapalı kırabiliyorum. O zaman gerçekten iyi miyim? 

Modern biriyim. Ama gördüğüm herkesi kıyafetleriyle, cinsiyetiyle, dini görüşüyle ya da baskı kurmak suretiyle yargılıyorsam, yine de modern biri miyim? 

Saygılı biriyim. Ama en akınlarıma bile ağzıma geleni söyleyebiliyor ve düşünmeden hareket edebiliyorsam, hala saygılı biri miyim? 

Pek sanmıyorum.  

Elbette insanı tanımlayan bir adet sıfat yok ve hepsine aynı anda sahip olamayacağımız gibi birden fazlasına da sahip olabiliriz ki bu insan olmanın getirisidir.  

Ancak tezatlıklar arasında denge kurabiliyor olmak da insan olmanın verdiği bir yükümlülüktür. Öfke dolu yanımızla neşe dolu anlarımızı dengede tutabiliyorsak, patavatsızlıkla saygılı olmanın dengesini kurabiliyorsak insanızdır.  


Kendimize verdiğimiz sıfatları yalnızca tanıdıklarımıza karşı gösterebiliyorsak perki, o zaman yine de bizi tamamen yansıtabilir mi? 


Bunu da pek sanmıyorum.  


Çünkü istediğimiz kadar ailemize, dostlarımıza iyi olalım, yoldan geçen birine saygımız yoksa, insana insan olduğu için sevgimiz yoksa, birlikte yaşadığımız diğer canlılara karşı duyarlılığımız yoksa tanıdıklarımıza karşı olan olumlu sıfatların pek bir anlamı yoktur.  


Bu sebeple hangi sıfata sahip olursak olalım, kendimizi ve sıfatlarımızı kabul etmeli, zıtlıklarımızı dengede tutmalı, tutarlı olmalı ve hatta gerektiğinde hepsini reddedip gerçek benliğimizi ortaya koymalıyız. Yazının sonunda reddetmekten bahsetmek de benim tezatım olabilir, ancak dengede olmayan, aslını göstermeyen sıfatlar yerine reddedilmiş ve sıfırdan yaratılmış benlikleri tercih ederim. 

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.