in , , ,

İş Hayatındaki Zor Profillerle Baş Etmek Gerçekten Mümkün Mü?

İş Hayatındaki Zor Profillerle Baş Etmek Gerçekten Mümkün Mü?

İş Hayatındaki Zor Profillerle Baş Etmek Gerçekten Mümkün Mü?

Başlığı okurken aklınızdan ilk hangi cevap geçti? İç sesiniz bu soru cümlesini ne kadar da hızlı cevapladı öyle değil mi?

Etrafımızda, iş yerinde, evde, sokakta kısaca her yerde rastlayabileceğimiz zor ve geçinilmesi güç insanlar bulunmaktadır.İş hayatındaki zor profiller ile özel hayatımızdaki zor profiller farklılık göstermemektedir. Belki de benzer profiller hayatımızın bir çok alanında her daim var ancak bizde yarattıkları etkinin derecesi farklılık gösteriyor.  Özel hayatımızdaki etki alanımız, iş hayatına kıyasla daha geniş olduğundan zor profillere karşı; hayatımızdan izole etme, etkisini azaltma, mesafe koyma, konumu değiştirme vb. bir çok çözüm metodu bulabiliyoruz. İş hayatındaki zor profillere karşı aynı metodu uygulamak çok da başarılı sonuçlar vermeyecektir ya da çoğu zaman konum değiştirme, başka firmaya geçme hem mümkün olmamakta hem de gidilecek diğer firmada da benzer profilleri farklı suretlerde bulma ihtimalide bulunmaktadır.

Karşılıklı ilişkilerdeki sorunlar çoğunlukla sadece tek taraftan kaynaklanmamaktadır. Bu nedenle, öncelikle kendimizi, ilişkilerimizi ve davranışlarımızı gözden geçirmemiz, kendimizi içsel olarak değerlendirmemiz bu süreçteki atacağımız en önemli adımların başında gelmektedir. Önyargılarımızı minimize etmeli, duygu ve öfke denetimimizi yapabilmeliyiz. Bize yapılan davranışlara karşı gösterdiğimiz tepkilerimizin doğru ya da yanlışlığını değerlendirmek zor insanlarla başa çıkma becerilerimizi geliştirmede fayda sağlayacaktır.

Peki zor profilden kasıt nedir, kimlere zor profil denir?

İletişime kapalı, çok hırslı, paylaşmaya ve fikir iletişimine kapalı ve daha inatçı insanların bu kapsama girdiğini söyleyebilirim. İletişimde güçlük çektiğimiz kişiler diye de tanımlayabiliriz.  Bu insanlarla da en çok ortak iş yapma noktasında büyük zorluklarla karşılaşırız. Burada bahsettiğim zor profillerin kişiliğini kapsamıyor aslında kişilikten ziyade davranışları bizler için ön planda olmaktadır. Ve etki alanımızda olan tek şey kendi davranışlarımız. Başka insanların davranışlarını değiştirmek etki alanımız içerisinde olmadığı için onları değiştirmek pek mümkün değil.“Bana böyle davranmaya hakkı yok, bana bu söylemlerde bulunamaz, anlattıklarımı dinlemiyor bile, ikna edemiyorum ikna olmamakta ısrar ediyor, bu bilgiyi bizimle paylaşmadığı sürece süreci nasıl doğru yürütebilirim, ortak yapılması gereken proje iken bizleri neden her seferinde sürece dahil etmemekte ısrar ediyor, ben konuşurken insanların içinde yaptıgı kaş göz hareketleri beni sinirlendiriyor, neden her yeni projemizde takdir etmek yerine açık aramakla ve eleştirmekle uğraşıyor” gibi söylemler size tanıdık geldi mi? Zor profiller karşısında genellikle benzer söylemleri söylerken kendimizi buluruz. Ve malesef ki arkadaşlar olmuyor, siz istediğiniz kadar nasıl davranması gerektiğini dile getirirseniz getirin,  zor profilleri değiştiremezsiniz!!!

Eee o zaman bizde değiştiremezsek kendimizce baş etme yöntemleri buluruz, bulmamız gerekir, bulmak ZORUNDAYIZ!

Zor insanlar temelde benzer davranışlar gösterirler. Zor insanlarla başa çıkmak kitabının yazarı Robert M. Bramson zor insanların bu davranışları sergileme sebebini şöyle açıklıyor:” Bazı insanlar karşılarındakinin performansını düşürmek ve onların şevkini kırmak için bilerek zor tavırlar sergilerler.” Deneyimlerimden de yola çıktığımda buna katılmamak elde değil.

Bu kişiler değişime direnen, söz kesen, egosu yüksek, kendisini haklı çıkarmak için karşısındakinin ne söylediğini dikkate almayan insanlardır. Aklınıza kendi hayatınızdan birileri gelmiştir belkide 😉

Zor insan profilleri 5′ e ayrılır:

1. Agresif Tipler: Bu insan tipleri saldırgan davranışlar sergilerler. Çok fazla açık ararlar. Bu insanlar karşısında kendimizden emin şekilde karşılık vermemiz gerekir. Beklediği öfkeyi asla yansıtmamalıyız. Kendimizi ifade ederken ve fikirlerimizi savunurken polemiğe girmeden, net kelime ve cümleler kullanarak konuşmalıyız. Bir de pasif agresif olanları vardır ve bunlara karşı geri çekilirseniz daha çok üzerinize gelirler. Geri çekilmeden espiri ile karşılık verebiliriz ve onları konuşturarak odağı dağıtmaya çalışabiliriz.

2. Her Şeyi Bilen Ukala Tipler: Bu tipler; olaylar ve insanlar üzerinde sürekli kendi kontrollerini oluşturmaya çalışırlar. Her şeyin en iyisini bildiğine inanırlar ve kendini üstün görme eğilimindedirler. Haksız olabileceklerini kabul etmezler. Genelde savunduğumuz fikirleri devamlı çürütmeye çalışabilir ve bizi bu yolla bezdirebilme yoluna gidebilirler. Bu nedenle görüşlerimizi her an ret edebilecekleri riskine hazırlıklı olmalı ve öfkemizi geri plana atmalıyız. Münakaşaya girmeden veya meydan okumaya kalkışmadan önerisel yorumlar yaparak hatta onlara danışıyormuşuz gibi bir tarz ile yaklaşımda bulunmalıyız. Bu sayede bu kişilerin görüşlerimize daha çok saygı duyabilmesini, onları daha çabuk ikna edebilmeyi sağlayacağız.

3. Şikayetçi ve Devamlı Söylenen (Mızmızlanan) Tipler: Memnuniyetsizdirler ve herşeyden şikayet ederler. Aslında kendilerine çok güvenmeyen insanlardır ve karşısındaki insanlara da çok güvenmeyebilirler. Bu tip insanlarlada baş edebilmek için; çok iyi bir dinleyici olmaya çalışmalı, tartışmaya girmemeli ya da savunmacı davranmama sabrını gösterebilmeliyiz. Kendilerini mutlu ve memnun edebilecekleri yöntemleri bulabilmeleri konusunda onlara destek olabilmeliyiz. İyimser bir atmosfer oluşturup, güvenlerini artıracak cümlelerle yaklaşabiliriz.

4. Pusuda Bekleyen Tipler: Genelde bu tip insanlar en uygun zamanı bekleyip kurnaz bir şekilde saldırma konusunda ustadırlar. Mizahi yöntemlerin arkasına sığınıp alaycı bir ses tonuyla bizi küçük düşürmeyi hedef alırlar. Bu tarz durumlarda soruyla karşılık verebiliriz; ” Sanırım şaka yapıyorsun, yanılıyor muyum?” sorusu karşısında geri adım atacaklardır.

5. Mağdur Tipler: Bu tipler ise sürekli depresyondadır. Mutsuzdurlar ve hep olumsuz düşünürler. Hep kendilerinin mağdur edildiğine inanırlar. Alıngan ve kırılganlardır. İstediklerini almak için duygu sömürüsü yaparlar. Genelde de hep başkalarını suçlarlar. Bunlara karşı dikkatli olmalıyız. Bizlerin içsel motivasyonunu düşürmesine izin vermemeliyiz. Bu tür insanlarla da başedebilmenin en iyi yolu; onları önemsediğimizi, yardım etmek istediğimizi, onları dinlediğimizi, anladığımızı ama bunun yanında her şeyin hep istedikleri anda ve tarzda olamayacağını anlatarak ikna edebilmektir. Genel de çocuk gibi davranıp, suratlarını asıp, kendilerini geriye çekip tepkisel yaklaştıkları için hislerini tepkileriyle yansıtmak yerine konuşarak ve kendilerini ifade ederek daha etkin sonuçlara ulaşabileceklerini gösterebilmeliyiz. Ve en önemlisi sabırla bu kişilere yaklaşımda bulmalıyız.

Zor insanların büyük ihtimalle bizimle kişisel bir sorunları yoktur ancak kendileri ile büyük bir mücadele içinde olabilirler. Gandhi’ nin dediği gibi, kendisiyle savaş halindeki insan tüm dünya ile savaş halindedir.

Bunu bilerek; uyumlu ve soğukkanlı olmaya özen gösterir, karşı tarafı dikkatlice dinlemeye ve anlamaya çalışır, düşüncelerimizi ifade edip, savunurken kendimizi karşımızdaki kişinin yerine de koyarak daha yapıcı yaklaşımlar sergiler, geri adım atmayıp, şikayetçi olmaktan da vazgeçersek ve literatürde yer alan 5′ e ayrılan o zor profillerle iletişimin püf noktalarını da öğrenirsek bu işi olmuş bilin. Tüm bu öğrendiklerimiz çevremizle olan iletişimimizde ki verimliliğimizi artırıp, daha çok sevgi ve saygı duyulan bir insan olmamızı sağlayacaktır.

Amaaa Tüm çabalarınıza rağmen bulunduğunuz ortamda aslında kendi ile savaşı olan bu insanlarla baş edemiyorsanız eğer mental olarak sağlıklı kalabilmek adına o ortamdan uzaklaşmak faydalı olacaktır. Tabi ki  bu profillerin sizin üzerindeki etki ağırlılığına bağlı olarak bu dikkate alınmalıdır. Bulunduğunuz ortamda böyle biri veya birileri varsa başka ekibe geçme ya da farklı firmaya geçme alternatifi daha faydalı olabilir.

Etrafında çok zor profiller olan bazı yakınlarıma baktığımda, bir çok başetme yöntemlerine rağmen zorlanmakta ve hala aynı ortamda kalmaya devam ederek sağlıklarına zarar vermeye devam etmekteler.Bazen doğru zamanda vazgeçmek verilen en iyi karar olabiliyor. Malesefki hayatımızın her alanında zor insanlara denk gelebiliyoruz. Siz istediğiniz kadar iyi olun, iyi iletişim kurun, paylaşımcı ve empatik dahi olsanız baş edilmesi inanılmaz zor olabiliyor. Sizin performansınıza negatif etkisi oluyorsa yıpranmanızın size faydası olmayacaktır.Unutmayın ki belli bir süre sonra üzüm üzüme baka baka kararacaktır. Bu durumun sizde bıraktığı etki ile bu sefer sizlerin başkalarına bu durumu yansıtma olasılığı (negatif enerji yansıtması) devreye girebilir. Karşı taraftan istemeden de aldığımız o negatif enerji size hızlıca geçecektir veya kendi iç dünyanızda bazı sorunlara dönüşecektir ya da dışa vurum yoluyla yakın hissetiğiniz kişilere yansıtımı devreye girecektir.

Alphonse Karr’ ın da dediği gibi;“Her insanın üç kişiliği vardır; ortaya çıkardığı, sahip olduğu ve sahip olduğunu sandığı”

Mevlana’ nın da çok beğendiğim bir sözünü sizlerle paylaşarak yazımı bitirmek istiyorum.“İyi insan mutluluk, kötü insan tecrübe, yanlış insan ders, mükemmel insan iz bırakır”.

Doğru zamanda doğru kararlar alabilmeniz dileğiyle… 

Daha derinlemesine bilgi edinmek isterseniz eğer aşağıdaki kitapları keyifle okuyabilirsiniz. 

Kitap Önerileri:

Zor İnsanlarla Başa Çıkma Yolları / Ursula MarkhamZor İnsanlarla Zorlanmadan Baş Etmek / Özden Aslan

Sevgiyle kalın!

Biraz Bize Dair

Diğer yazılarıma aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz. Yeni yazılarımdan haberdar olmak için blogumu takibe almayı unutmayın😊

https://kariyeredair.wordpress.com

okur

Yazar: Mehtap Başdaş

Sakarya Üniversitesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri bölümünden mezun, bir fiil 7, 5 yıldır İnsan Kaynakları alanında uzmanlaşmış, 10 yıldır iş hayatında olan, öğrenme meraklısı, çok soran ve sorgulayan, terazi burcu ve en önemlisi herkes gibi sıradan biri... Hamdım, yandım, piştim diyen Mevlana ve Şems-i Tebriz' in hayata dair bakış açısını kişisel gelişiminde yansıtmayı ilke edinmiş, son dönemlerde yüz yogasına merak sarmış, mutluluğun ve huzurun kendi iç dünyamızda olduğuna inanan ve bunun için ruhu beslemenin önemini keşfetmiş tam bir Y kuşağı.

Blog Yazar

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

2 yorum

Yorum Yazın
  1. Mehtap hanım tespitlerin hepsinin dogru oldugunu yaşarsak öğrendim. Şu an şartlar ne olursa olsun pozitif kalmayı öğrendim.genellikle kendi iç dünyasındaki fırtınaları çözememiş bireylerde ego çok ön planda oldugu için karşıda gördügü olumlu davranışlar onda olmadığı için saldırarak kendini ispata giriyorlar. Aslında zavallılıklarını ortaya seriyorlar. Böyle durumlarda en önemlisi öfke kontrolü ve sakinlik. Tepki vermemek. Sadece gülümsemek ise en güzel tepki oluyor. Yani size attıgı oku tersine döndürüp oku atan kişiye yönlendiriyorsunuz. Sonucunda size daha çok saygı duyuluyor, karşıdakide kendini patlatıyor.
    Sevgi, huzur, mutluluk kalbimizde olsun. Tebrikler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.