Her şey sadece bir rüya.

Rüya, uykunun REM evresinde gerçekleşen işitsel ve görsel algıya bağlı duygular bütünüdür.

Rüyalar hakkında kısa bir araştırma yaptıktan sonra edindiğim bilgiler şu şekilde oldu:

‘Rüya’ sözcüğü dilimize Arapça’dan geçmiştir. ‘Düş’ kelimesi ise Öz Türkçe bir kelimedir. ‘Düşünmek’ fiilinin kökü de bu kelimeden gelmektedir.

 Tarih boyunca insanlar mesaj taşıdıklarına inandıkları rüyalardan anlamlar çıkarmaya çalışmış ve rüyalar aracılığıyla gelecek hakkında tahminlerde bulunmuşlar. Bu bakımdan rüyalar her zaman merak konusu olmuş. Psikolojik olarak bilinçaltının bir yansıması olarak kabul edilmiş; manevi olarak ise ilahi alemlerden gelen mesajlar olarak görülmüş. İnsanlar rüyalardan anlamlar çıkarmaya çalışmış, gelecek hakkında çıkarımlarda bulunmuşlar.  

 İnsanın olağan ruhsal fenomenlerini aşan, henüz yeterince açıklanamayan, insanın birtakım bilinmeyen yetenekleriyle oluşturduğu tüm paranormal olayları konu alan araştırma alanına ‘metapsişik’ denilir. Metapsişik araştırmacılar, rüyaları neden ve kaynakları bakımından sınıflandırmışlar. Bunlardan bazıları (ilgimi çekenler) şunlardır:

  • Psişik kaynaklı ya da paranormal rüyalar: Bunlar paranormal yeteneklerin uyku sırasında kullanımıyla ilgili rüyalardır. Araştırırsanız bu konuda daha fazla bilgi edinebilirsiniz. (Astral seyehat bunun içindedir.)
  • Uyarıcı rüyalar: Ruhçulara göre, bunlar kişiye önemli sonuçlar doğuracak hatalı bir davranışta bulunmasını, yanlış bir yola sapmasını vs.’yi önlemek üzere gösterilen rüyalardır.
  • Bedensiz varlıklarla kurulan irtibatlardan kaynaklanan rüyalarRuhçulara göre bunlar, genellikle kişinin önceden tanıdığı, ölüm olayı ile bedenini terkederek öte âleme göçmüş kimseler ile uyku sırasında iletişim kurmasından kaynaklanan rüyalardır.
  • Prekognitif rüyalar: Bunlar bir mesaj taşımaktan ziyade, gelecekte olacak olayların önceden görülmesiyle ilgili rüyalardır. İnsanlığı binlerce yıldır hayrete düşüren prekognitif rüyalar meydana gelecek olayların önceden bilinmesini sağlayıcı, kısaca geleceğe ilişkin rüyalardır.

 Asıl ilgimi çeken konu ise şu oldu:

 1930’lu yıllarda  Malezya’nın tropikal ormanlara sahip dağlık bir yarımadasında yaşayan, nüfusları 12.000-18.000 arasında olan, Avusturalya Aborjinleri’ne benzeyen, siyah tenli, kısa boylu, modern anlayışın “ilkel” olarak nitelendirebileceği bir topluluk keşfedilmiş: Senoi’lar.

 Tüm bireylerinin huzur içinde yaşadığı, yiyecek ve toprağın paylaşıldığı bu topluluğun mutluluğu antropolog ve psikologların gözünden kaçmamış ve incelemeler sonucunda toplululuğun, mutluluğunu lüsid rüyalara borçlu olduğu anlaşılmış. Araştırmacılar Senoi halkının sergilediği psikolojik olgunluk ve dengeyi lüsid rüya ustaları olmalarına bağlamış. (Yani rüya anında, rüyada olduğunu anlayıp rüyalarını kontrol ediyorlarmış.)

Senoi’larda lüsid rüya eğitimi daha çocukluk çağından başlarlarmış. Çocuklar konuşmayı öğrenir öğrenmez, aileleri onları rüyalarını anlatmaya teşvik eder ve onlara rüyaları denetleme yöntemleri öğretirlermiş. 

Örneğin yırtıcı hayvanlar veya ürkütücü canavarlar tarafından saldırıya uğrayan çocuklara, uyandıklarında tekrar uykuya dalarak kendisine saldıranlarla ölesiye savaşmaları telkin edilir. Kimi psikologlara göre, hasmı yenmek bilinçte pozitif bir enerji yaratmakta ve aynı zamanda genç Senoi, güçlükler karşısında yılmamayı, yaşamın sorunları karşısında küçülmemeyi ve korkulacak tek şeyin aslında korkunun kendisi olduğunu öğrenmektedir. Senoi rüya tekniğinde aynı zamanda tatmine, zevklerin (uçmak, güzellikleri seyretmek, sevişmek vs.) olabildiğince yoğun bir biçimde deneyimlenmesine de yer verilir.

 Ben bunu çekim yasasına bağladım. Yani, hasmı yeneceğini beynine kazıyan çocuk bu konuda başarılı olabiliyor. Zaten bir bakıma rüyalarımızı da düşüncelerimiz oluşturuyor bence. Olumlu veya olumsuz düşünceler bir kişinin hayatına olumlu veya olumsuz deneyimler getirir. Düşüncelerimizi dikkatli seçmeliyiz. Neyi düşünürsek o oluyoruz. 

Yaklaşık beş ay önce, çok garip bir rüya gördükten sonra, rüyamı bir yere yazmak istedim. Ve telefonuma kaydettim. O günden sonra bazı rüyalarımı yazmaya başladım. Bir süre sonra açıp baktığımda, aslında unutmadığımı sandığım, bana çok garip gelen rüyaları bile unuttuğumu farkettim. Her okuduğumda tekrar şaşırıyorum. Bunu yapmakta belki bir amaç yok, evet ama ben bunu yaparken çok eğlendim. Ve her okuduğumda şaşırıyorum. Bundan sonra da elimden geldiğince rüyalarımı kaydetmeyi düşünüyorum. Ve size de öneririm. Lütfen deneyin. 

Okuduğunuz için çok teşekkür ederim. Umarım size bir şeyler katabilmişimdir. Hoşçakalın. Umarım tekrar görüşürüz.

-Ece

okur

Yazar: Ecegaliba

Blog OkurBlog Yazar

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

5 Yorum