Hepinize Martin Eden olmayı öneriyorum

Kitapların size gelme süresi vardır. Okumak istediğiniz kitap yanı başınızda olsa bile okuyamayabiliyoruz bunu sebebi henüz bu kitabı okumak için doğru zamanı gelmediğindedir. Çünkü kitapların iyileştirici ve değiştirici bir etkisi olduğu su götürmezdir.

İşte bu yüzden bana tam zamanında gelen bir kitaptan bahsedeceğim. Belki sizin için de zaman gelmiştir.

Martin Eden, 1909’da Amerikalı yazar Jack London tarafından yazılan ve yazar olmanın mücadelesini veren genç işçi Martin Eden’i konu edinen romandır.

Martin, örnek alınması gereken bir karakterdir. Kimi zaman hırsıyla kimi zaman hayatı yansıtan ruhsal iniş-çıkışlarıyla kimi zaman ise Felsefik görüşleriyle bize ışık tutmaktadır.

Denizci, eğitimsiz bir genç Martin. Bir gün bir soyluyu şans eseri kurtarır ve soylu(Arthur) Martin`e minnettarlığını göstermek adına onu evine davet eder. Kitabımızda tam olarak burada başlamaktadır. Martin Arthur`u beklediği sırada kardeşi Ruth misafiri ağırlamak adına Martini ağırlamaya gider.

Ruth, asil, eğitimli ve güzel bir kadındır. Sari dalgalı saçları, mavi gözleri ve bebeksi cildiyle Martini çoktan etkilemiştir bile.

Martinin eğitimsiz bir genç olduğundan bahsetmiştim bir kaç şiir kitabı dışında neredeyse hiçbir şey okumamıştır. Bunun eksikliğini Ruth ile konuşuncaya dek hissetmemişti. Ruth ile sohbet ederken Ruthun küçümseyici bakışlarına ne kadar aldırış etmemeye çalışsa da hiç bu kadar utandığını ve bir insan karşısında küçüldüğünü hissetmemişti. Çünkü Martin geniş omuzlarıyla ve cüssesiyle her zaman dikkat çeken ve kadınlar tarafından arzulanan bir erkek olmuştur. Girdiği ortamdan olsa gerek ilk defa eğitim bilgisiyle sınanıyordu bu onun için ilkti.

Bu tutumlardan dolayı Martin kendini geliştirmeyi ister sadece kendini geliştirmeyi değil her şeyi öğrenmek ister. Aslında yeniden doğmak ister ve bu işe koyulur.

Ruth ile arkadaş olan Martin Ruth`un önderliğinde dil bilgisinden başlayarak çalışır. Bir süre sonra Ruth ile Martin yakınlaşmaya başlar ve Ruth artık direnememekte ve kendini Martine bırakmaktadır.

Martin çoğu şeyi öğrendikten sonra asıl yapmak istediği şeyi bulur`, Yazarlık. Günler geçiyordur Martin her gün deli gibi çalışıp yazılar yazıp saatlerce okuyordur. Yazdıklarını Ruth`a okutuyordur. (Ruth bundan memnun değildir tabi çünkü evlenmeleri için ve ailesinin Martini kabul etmesi için düzenli para kazanması gereklidir Martinin. Yazarlık para getirmemektedir).

Martin her gün deli gibi yazmakta ve her gün fazlalarca dergilere yazı göndermektedir. Ama yazıları ona geri gelmektedir. Bu süreç aylarca sürer. Martin her geri çevrilen yazısında daha bir hırslanmakta ve aslında yavaş yavaş da düzeni anlamaktadır. Yazdıklarında bir hata görememekte ve gördüğü anda bile onları düzeltmektedir. Yanlış olan o değildir, dergilerdir. Onun yazıları dergilere fazladır bunu kavradığı an dergilerin dilinden yazmaya başlar ve geçimini sağlayacak şekilde küçük paralar kazanmaya başlar.

Aylar böyle geçmektedir. Martin hala yazılarını göndermektedir. Derken bir gün bir yazısı sayesinde ünlenir. Ünlenmek belki az kalır. editörler, gazeteciler peşinden koşmaktadır. Defalarca geri çevrilen yazılarını da artık satmaktadır. Tabi bu olaylardan önce Martin haksız bir suçlamaya maruz kalır ve Ruth onu terk eder. Ama artık hiçbir önemi yoktur Martin çoktan köşeyi dönmüştür bile.

Ama Martin değişmemişti ki. Yazdığı yazılar eski Martinin yazdıklarıydı o neyse oydu yazıları da değişmemişti. Ama herkes onun peşinden koşuyordu. Neden o açlıktan ölürken almamışlardı yazılarını neden ihtiyacı yokken şimdi peşindelerdi ki neden önceden değil de şimdi olmak zorundaydı. Martinin kafası işte bunlarla doluydu.

Martin ünlendikten sonra yeni bir yazı yazmadı eski yazılarını satıp yaşadığı yerden ayrıldı.

Tabi kitabımız burada bitmiyor ama daha fazla detaylandırmak istemiyorum okursanız diye 🙂

Bu kitabın bana neden tam zamanında geldiğini söylememe değinirsek“, Çoğumuz gibi ben de başarısız olduğu dönemlerimden birini geçiriyorum ama bu kitabı okuduktan sonra kendimi Martin özdeşleştiremeden yapamadım. Asla yılmayan Martin gibi olmak istedim ben de çünkü başarı çalıştığında gerçekten kaçınılmaz oluyormuş. Ama umarım heves kalıcıdır zira bu konuda Martin ile özdeşleşmek istemem.

Umarım bu kitabı okur ve biraz cesaretlenirsiniz yapmak istediğim sizi motive etmek veya güçlendirmek değil asla sadece görün istiyorum.

yazar

Yazar: saye

Blog OkurBlog Yazar

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.