Engebe

Merhaba

Bazen insan içindekileri yabancı birine anlatır da rahatlar ya öyle olmak geliyor içimden  anlatayım haykırayım sonra da rahatlayayım istiyorum. 

Çocukluğumdan başlayayım ben anlatacaklarima. Çocukluk öyle önemliymiş ki büyüyünce izlerini silemiyorsun aklından, fikrinden,kalbinden. Memur bir adamın kızıyım. Çok da aman aman bir çocukluk yaşamadım. Istedigim hiç bir şey olmazdı. Bir kere babam bir bebek almıştı o bebek hayatım olmuştu benim çok ilgili bir adam değildi çünkü. Kıyafetlerim hep benden büyük akrabalarımızın giymedikleri olurdu arada alırdık tabi ama bayramdan bayrama tabiri vardır ya öyle yani. Hep neşeli olmak istedim hala da öyleyim, gülen insanların aslında büyük acılar yaşadığını en iyi bilenlerdenim. Hep kıyasladı ailem beni başkalarının çocuklarıyla. Bu yüzden hep en iyi olmak istedim. Okulda takdir belgeleri aldım. Herkes beni çok severdi. Ama büyüyünce anladım ki eğer birinin eski kıyafetlerini giyiyorsam, arada bir tebessüm ediliyorsa birileri için Bu kadar da kendimi yıpratmamalıydım. Çocukluğum benim küçük bedende büyümüş bir çaresizlikti. Kiskanmakti çevredekileri, bakkala giden çocuklara özenmekti. Lise yaşlarına geldim. Daha önce şehirde Bu kadar vakit geçirmediğim için bana çok farklı gelmişti. Diğer arkadaşlarım aitti  oraya ama ben hep ait olmaya çalışma çabasındayım. Kiraz bahçelerimiz vardı babam bizi orada çalıştırırdı. Kiraz toplaması bitince festivale götürmek için vaad verirdi ama hiç gitmezdik . Her seferinde de gidecegimize inanırdık. Umut işte inanmasak heralde dayanamazdık. Üç  kuruş para bile olmazdı cebimizde. Otobüs parası verilse  üstünü  getir derdi  hep. Ne acı susasan  su almaya çekinirdim o öyle dedi diye. Getirirdim üstünü paranın. Erkek kardeşime  gülümsediği  gibi gülmedi hiç bana. Ablam evlendi. Yalniz hissettim o evlenince. Derken biri cıktı karşıma inandım sevdim onu böyle gerçekten sevdim yani  sevmekten  öteydi  o sanki benim bir parçam gibi o olmayınca asla hayat ilerlemeyecekmis  gibiydi. Onu gördüğüm her gün sanki aynı heyecan vardı. Ama işte bir laf vardır ya Allah der ki onsuz yaşayamam deme seni onsuz  da yaşatırım diye. Allah beni onsuz da yaşattı. Nasıp değilmiş olmadı kavuşamadık. Aradan yıllar geçti tabi, ailem bir kişiyi  bana evlenmem için layık buldu bende laf etmedim. Görüştük bi süre bir kaç ay sonra bir yemeğe çıktık. Tabi bende dikkat ediyorum kendime saçlarima  falan güzel bir kadınım  bu arada kendimi de severim. Dikkat çekiyorum ve ailemin bana bulduğunun da tabi gözünü alamıyor benden. Bende yemeğe çıkınca bana hazırlattığı sofralar güller restoranttaki  ışıklar beni benden aldı. Ve evet dedim. Bi iki sene sonra evlendik ve hamile kaldım. Hayatımın dönüm noktası 29 ocak günü hamile olduğumu  öğrendim ve onu içimde hissetmeye başlayınca dünya farklı bir gezegen oldu bana. Dokuz ay sonra dogum yapınca ilk kucağıma alınca aslında aşk  buymuş dedim. Şimdi 7 aylik bebeğim. Ve deli bir aşk bu delicesine bir sevmek, evlat dediğin gerçekten hayatın anlamıymış. Ona en iyi anne olabilmek için elimden ne geliyorsa yapıyorum. Hayatım onun mutluluğu gülüşleri, güzel gözleri hep ışıkla baksın diye adadığım bir yol olacak ona.  

okur

Yazar: bir.anne

Blog Okur

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir yorum

Yorum Yazın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.