in

Başıboş Olmanın Bizi Her Zaman Heyecanlandırmış Olduğu İnkar Edilmemeli

Başıboş Olmanın Bizi Her Zaman Heyecanlandırmış Olduğu İnkar Edilmemeli

Bu kavram zihnimizde geçmişten ve baskıdan, kanun ve usandırıcı yükümlülüklerden kaçışla birlikte, mutlak bir özgürlükle de ilintilenmiştir.

Yanlış yaşıyoruz.

Uyku düzenim birkaç gündür bozuk ancak bundan şikayetçi olmayacak kadar ciddi meselelerim var. Düzeltebilecek şeyleri sıralamaya kalkıştığımda, işler sarpa sarıyor. Tek derdim gerçekleri bilmek. Yaşadığımız zaman diliminde her şey sahte geliyor. Bu sebeple herhangi bir şey yapmaya ne ilgim ne de enerjim var.

Yalan yaşıyoruz.

İnsanlar sahte mutlulukların peşinden gitmeye bayılıyorlar. Onları özel hissettiren yalanlarla zamanlarını boşa harcıyorlar. Güzel bir doğa manzarası fotoğrafı gördükleri sitelerde, basit bir parmak hareketiyle beğendikleri zaman tatmin oluyorlar. Böyle bir hayatı ben istedim ve oraya gitmemek benim tercihim zannediyorlar. Bu insanlar önlerine fırsat çıksa dahi kullanmayacak insanlar.

İnsan mutlu olduğu yerde rahattır, rahat olduğu her yerde mutlu değil.

Bizi soğuktan koruyan duvarların arasında, elimizin altında her şeye anında ulaşabildiğimiz İnternet’imiz ile, konforlu koltuk ve yataklarımızla, banyodan akan sıcak suyumuzla, bizi istediğimiz yere götüren ve içeriyi dışarıdan koruyan araçlarımızla, kahvemizi sipariş ettiğimiz diyarlarda gayet rahatız. Ancak bunlardan birine bile sahip olmak için gereken parayı kazanmak uğruna, sabah akşam çalıştığımız, gece nöbetlerinde kaldığımız, o lanet ettiğimiz işlerimize mahkumuz. Ve bu kısır döngü içinde hayatımızı harcıyoruz. Kimse bunun acı verici tarafını umursamak istemiyor.

Uyuşuk yaşıyoruz.

Beklediğim, hayatın durgun akışı değil, hareketti. Coşku, tehlike, duygulanmak için hareket istiyordum. Durgun yaşantımızda harcanmayan enerji fazlalığı vardı içimde.

Ben demiyorum ki gidin köylere, dağlara, ilkel bir hayat yaşayın. Bunu isteseniz de yapamazsınız zaten. Köy hayatı zordur. Derdim teknolojiyle değil, doğayla ve insanlıkla olan bağlantımızı tamamen kopardığımız o şehirlerle, insanları robota çeviren sistemle. İçinden geçtik doğanın, ileride içimizden geçecek olan. Teknolojinin doruğunda değiliz. Aksine bize en çok zarar verecek aşamasındayız. Kendi mezarımızı kazıyoruz. Bir devrim gerekiyor. Teknolojik bir devrim. Öyle ki bilincin tamamen açık olduğu, gereksiz tartışmaların komik bulunduğu.

Ya da sıfıra indirgemek gerekiyor her şeyi. Baştan başlayalım. Bu gidişle büyük bir yıkım sadece insanları değil, dünyadaki canlılığı da etkileyecek.

yazar

Yazar: Peaky Monkey

Bilerek ve isteyerek bir işe girişmiş ama sonunda kendi çukurumu kazmıştım. İki işten birini seçemez olunca, ikisini de yüzüstü bırakanlar gibiyim. Sırf, salt hıncımdan dolayı sevmediğim işi yapmaz olabiliyordum. Bu hıncımla kime kötülük ettiğimi açıklamak elimde değil, bunu ben de bilmiyorum; bildiğim bir şey varsa, o da iş yapmamakla bütün zararı olsa olsa kendimin çekeceğidir. Gelecek zararı bilmekle birlikte, denizciliği bırakma fikri bile tek başına, dertlerime tuz biber ekiyordu.

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.