Gerçek Türkler Ve Kürtlerin İlişkisi

Kaynak belirtilmedi

“ Türk olmak zordur bütün dünyayla savaşırsın. Türk olmamakta zordur, türklerle savaşırsın ” sözünden ve daha birçok kapkaranlık gerçekten yola çıkarak bu toprakların nasıl bu kadar dejenere olduğunu ve melezleştiğini adeta karma bir toplum haline geldiğini anlatmak istiyorum. Bunu anlatmak istememin bir sebebi de hem türküm diyenlerin hemde kürdüm diyenlerin bazılarında aşırı derecede insaniyetsizlik ve hayvanilik hatta maymunluk tespit etmiş olmamdan kaynaklanıyor. Örneğin türklük üzerinden çok dem vuranlarda, genel anlamda bilinen dünya tarihinde ki türk halkların ortalamasını ele aldığımızda pek bir türklük özelliği olmayışından ötürü fevkalade kimlik arayışına bürünme ve taraf tutma ihtiyacı hissetme fıtratı vardır. Filozofun dediği gibi ; “ en çok namus bekçiliği yapanlar, en namussuz olanlardır ”. Demek ki bunu türklük iddiasında sürekli bulunanlar için ve kendilerini has kürt olarak tanıtıp bununla hayvani ve cahilce bir tarzda gurur duyanlar için ölçüt olarak kabul edebiliriz. Türk olduğundan emin olan biri bunu niye unutsun ? Niye sürekli dikte etme ihtiyacı hissetsin ? Öte yandan zaten bu anadolu / anatolia topraklarında son 1000 yıldır o kadar çok farklı genetiğe sahip acayip milletler yaşamış ki … Fenikeliler, frigyalılar, lidyalılar, asurlar, rumlar, yahudiler, hititler, urartular, keltler ( galatean ) gibi halkların bin yıl boyunca pek sağlam türkler ve has kürtlerle karışmama ihtimali yoktur. Safkan bir türk il veya ilçesi aramak çocukça bir uğraş ve toz pembe bir hayaldir. Ancak bazı karakteristik özelliklere gelirsek, 2025 yılı itibarıyla hala daha türküm diyenler, kürdüm diyenlere göre tartışmaya gerek olmayacak şekilde daha çok insana benzemektedir. Yani söylemek istediğim, “ türk olsun yada olmasın türklük bilincinin bir zerresinin bile ruhunda vuku bulduğu vatandaşlar” bu inançtan mıdır yoksa türklüğü sevmelerinden midir bilinmez nasıl oluyorsa oluyor “ türklük bir parça sirayet ediyor ”. Daha insancıl, hakka hukuka riayet eden, kürtlere göre çok daha fazla empati yapabilen, yaşam şekli olarak ta ruhen ve bedenen daha temiz insanlar oluyorlar. Tabi ruh beden bağlantılı ve sosyal etkileşim göz ardı edilemez. Yukarıda saydığım anadolu halklarından hangisinin genetiği hangi türklerde ne kadar vardır ? Veya ne kadar kürtte ne kadar ermenilik yada bu halkalarla karışmışlık söz konusudur bunu tespit etmek tam anlamıyla mümkün değil. Ama iki farklı insan tiplemesinin gösterdiği davranışlar / alışkanlıklar – yaşam şekli temelli sosyokültürel özellikleri çok net aşikar, ayan beyan olarak farklıdır. Bu fark adeta ruhu bedenden ayıracak kadar, ülkeyi büyük temizliğe götürecek nitelikte ve Tanrısal olanla şeytani olanı en kör ruhlu olanlara belli edecek şekildedir. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasından, bugün geldiğimiz noktada. Kürtler hernedense türklere göre çok daha fazla tutuculuk yapma / birbirinin çıkarlarını koruma hatta bu yolda minimum 40 yıldır yasaları çiğneme özelliği göstermektedir. Ülkenin kuruluşundan itibaren etki tepki yasasına göre bakarsak bu vaziyete, en büyük etkenlerden biride “ Türk ırkının gerçek evlatlarının ” inanılmaz derecede rehavete kapılması , geçmiş başarılarla yaşamaya devam etmesi, devletin düşmanlarının algı operasyonları ile zihin kontrollerine farkında olmaksızın çok uzun süredir maruz kalmalarıdır. Çünkü zaten devletin / ülkenin ismi “ Türkiye ”. Yani kelime anlamı ; türklerin yaşadığı yer. Ama o günkü türkler ile şimdiki türküm diyenlerin nitelikleri ne kadar ortak ? Korkarım ki o eski karakteristik özelliklerin ve anlayışın kendisinde olduğu türk sayısı şuan en iyi ihtimalle 4 kişiden 1 kişide. Objektif bakarsak 5 kişiden 1 inde, gerçekten genel türk tarihini baz alarak türk özellikleri vardır diyebiliriz. Bu kesinlikle ülkenin 5 te 4 ünün kişiliği bozuk kürtlerden oluştuğunu göstermiyor. Has kürtler açsından ele alınırsa durum 7 kişiden 1 tanesi belki onların anlayışına göre katıksız kürt olarabilir. Günlük yaşamlarında ki hatta tüm ömürlerinde ki tutuculuk ve zihinsel ruhsal yetersizliğe birde aşiret ve benzeri oluşumlarını ilginç şekilde inanılmaz bir cehelatle hala muhafaza ettiklerini katarsak dürüst olmam gerekiyor ki ; onları etkisiz hale getirmenin tek yolu hakikaten Türk olanların tek ruh tek yürek olmasından geçiyor. Devletin düşmanlarının en büyük uğraşıda bunu engellemek değilmi 1938 den beri ? Türklerin yaşadığı yer anlamına gelen ve o günlerde çoğunluğu Türklerin oluşturduğu topraklarda, Türkiyeyi yönetenlerin Türk kanı taşımaması – Türk genetiği ve ruhaniyetinden uzak olması hatta türküm deyip tam tersini yapmaları yoluyla bu ırktan kurtulmaları / intikamlarını almaları … Geçen 100 küsür yıl gösteriyor ki anadolu ve trakya da yaşayan tüm insanların bütün bu algı oyunlarına, ruhsal ve zihinsel manipülasyona, sürekli amaçlarının – hedeflerinin yanlış saptırılmasına en büyük düşmanlarının kendi içlerinden çıkmasına ve düşmanı düşman olarak algılayamamalarına rağmen “ gerçektende direnç kabiliyeti hiçbir ırkta olmadığı kadar yüksekmiş ”. Sanki türklük kavramının bir diğer adı çile çekmek ve yokolmamak anlamına geliyor gibi. Bazen de defalarca tarih sahnesinde mağlup olmanın eşiğinden dönmek manası taşıyor derinlemesine ve gizemli şekilde… Gerçek Türklerin, böylesine asimile ve dejenerasyona uğramış ülkelerinde hala daha varolmaya devam etmeleri, onların çilelere ve aynı ülkede yaşadıkları ama kendilerine hiç ama hiç benzemeyen diğer alt bilinç düzeyinde ki karma ırkların hayvani tabiatına rağmen ciddi şekilde dayanıklı – güçlü ve sağlam karakterli olduğunun ispatıdır. Ülkenin bölünmeyeceğinin kanıtı, doğuda türk kahvesi içilmesi ve batıda kürt böreği yenmesi değildir. 2 farklı genetiğin belki de bu sefer eşit şartlarda karşı karşıya gelmesi ve Tanrının kut verdiği gerçek türklerden son bir zillulahi fil arz’ın ortaya çıkmasıyla hakiki olarak türk olanların tek bir ruh ve kalp haline gelmeleridir. Zaten o vakitten sonra isterse karma / melez kürtlerin sayısı ne kadar fazla olursa olsun ! Bu ruh Oğuz Kağanın, Alper Tunganın, Tengrikut Mete Han’ın, Başbuğ Atillanın, Bilge Kağanın, Hz. Fatih Sultan Mehmed’in ruhudur .. Ruhaniyetidir..ki Allahın inayet keremiyle “ Sonuncu genç ” aynı onlar gibi olacak ve ordusuda belli bir vakitten sonra bu kutalmış atalarımızın ordusu haline gelecektir. Bu kadar musibetler – belaların olması ve daha da beterine doğru gitmemiz inanılmaz bir Tanrısal tasarının / planın olduğuna ayan beyan işarettir. Çok büyük hikmet i ilahi var bu Türk yurdunun başına gelecek olan “ atlatamazlar artık yendik ” diyecekleri felaketlerde. Yüceliğe muhtaç değiliz zaten genetiğimizde mevcuttur. Sadece ortaya çıkarmak gerekiyor. Ondan söylemiş son Başbuğumuz Mustafa Kemal Paşa ; “ muhtaç olduğun kudret damarlarında ki asil kanda mevcuttur  ” diye. Benden de herkesten de daha iyi biliyordu yukarı da mübarek kutlu isimlerini saydığım en büyük atalarımızın genetiğinin hala daha yokolmadığını ve yokolmayacağını. Herşey birbirini tetikliyor ve herşeyin birbiriyle bağlantısı varsa, bu hayati konularda ki sorularınız cevabın kendisidir. Kutlu atalarımızın ve bu toprakları kıyamete kadar bekleyen 50 milyon şehidin ruhları / ruhaniyetleri son nefeslerimize kadar yanımızda dursun.. Amin ecmain. 
  ( bugün sabah vakti balkonda otururken bir anda aklıma geldi dedemiz Atatürk ve dedi ki sanki; “ hep benim bildiğim doğru deme baybars ! diğer insanlarında bildiğini söylediğini iyi anla ! ” , işte böyle hatırladım bir kez daha ruhların asla ölmediğini ve Atatürk’ün ruhunun da ölümsüz olduğunu.)

Baybars Işık Manifestosu
Yalnızlık zehir gibi büyülüdür ama aşk karanlığın içinden süzülür. Kavalcının sesini duyana kadar gecenin gözyaşlarını koklamaya devam edin. Yolun sonunda sizi acı içinde ki sarayın harabelerinin dibinde ki ışığa götürecektir !
Önceki
SENİ EN İYİ ANLATAN ŞARKI NEDİR ? İŞTE BENİM EN SEVDİĞİM ŞARKI
Sonraki
“NEDEN? ve NASIL?”

İlginizi Çekebilir

kooplog'dan en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerez (cookie) kullanıyoruz.