Zihin Kontrolünü Nasıl Sağlarız?

depresif kadın, varoluşsal sancı

Zihin kontrolünü sağlamanın yüzlerce, binlerce yolu vardır.

Önce kendine karşı olacaksın, bir gölge gibi kendi karşında duracaksın.

Ağzından çıkanlara her zaman dikkat edeceksin.

Ağzından çıkanlar birini ağır yarayabilir ve onarılmaz hatalara yol açar dilden çıkanlar. Bu fiziksel darbelerden daha ahırdır.

Zorunuza giden, kalbinizi kıran sözleri ve kimseleri asla unutmazsınız mesela.

Bir kediniz var mı bilmem; ama onunla konuşun.

Bu yazı pek iyi gitmiyor, tutmadım, başka türlü bir şey yapmalıyım şimdi. Çok ruhsuz ve sıkıcı geldi. İşin içine alev katmalıyım, alev alev, yangın yeri olmalı şimdi bu yazı, okur böyle hissetmeli. Vay be demeli. Ne bileyim bunun gibi bir şey hissetmeli kalbinde ya da zihninde.

Kuru, yavan, madde madde yazılar leş gibidir, ceset gibidir. Onların kimseye hayrı yoktur.

Tamam, yazıyı şimdi sihirli bahçeye sokayım.

Şimdi düşünün: 12 yaşındaki haliniz. Geçmişe gidin. 12 yaşındaki halinizi hatırlıyor musunuz? 12, 13, 14 yaşındaki haliniz. En bir çocuğun en muhteşem zamanlarıdır o yaşlar. Oliver Twist adlı bir film var, bilenler bilir, o filmi mutlaka izlemenizi tavsiye ederim.

Şimdi eşek kadar oldunuz, ya da at gibi oldunuz baylar bayanlar ve 12 yaşındaki enerjiniz ve ruh haliniz kaybolup gitti, o zamanki azminiz, hayatı merakınız kaybolup gitti. İnsan yaş aldıkça güzelleşmez, iyileşmez; mahvolur, kartlaşır, kart horoz gibi olur, baylar ve bayanlar öyle olur. Burası gülünç oldu. Ama tespit doğrudur arkadaşlar.

Şimdi diyeceksiniz ki; yahu İsa bu 12 yaş meselesi de nerden çıktı. En çok düşündüğüm şey bu. Zihni 12 yaşındaki gibi çalıştırmak. O zamanlarda müthiş bir azimle dolu oluruz.

Şöyle izah edeyim, hayatla aramıza mesafe koymak lazım. Yani zihnimizi 12 yaşındaki gibi çalıştırmaya yönelik bir sistemle yaşarsak ne olur? Yaşam bizi tir tavşan gibi çekip belaların ortasına çekemez, biz kaba duygu ve hırslarla hareket etmeyiz. Çünkü beynimize bir disket, program koyduk, bilgisayar ona ne program yüklersen ona göre çalışır.

Beynimize böyle onlarca program yüklemeliyiz. Size moral ve güç yakalamak için 12 yaşındaki halinize dönmeyi öneriyorum.

En güzel şeyler her zaman gelecekte değil, en geride bıraktıklarımızdır.

Ne yazık ki biz gittikçe geçmişten uzaklaşır ve kuru mısır sapı gibi bir insana dönüşürüz.

12 yaşındaki bir çocuğu bunalıma sokamazsın.

Onu akşam pataklasan da ertesi gün cıvıl cıvıl uyanır.

Bunu bir adama yaparsanız sizi gebertip yok etmek ister.

Bir roman yazıyorum, içinde 12 yaşında çocuklar var.

Sonsuza dek o çocukların başına gelenleri yazmak isterim, bu muhteşem bir şey.

12 yaşı sihirlidir arkadaşlar.

Iron Maiden- Phantom Of The Opera

Bu şarkı da sihirlidir.

Size moral veren bir şarkı dinliyorsanız bu size güç verir.

Sevdiğiniz şeyler.

Yavru bir kedim var, balkonda bakıyorum, sürekli içeri girmek istiyor, pc başındayım, elime dalıyor, ısırıyor, sürekli elimi ısırıyor, yalıyor iştahla. Sürekli oyun oynuyor, durduğu yok; ensemi, boynumu, göz kapağımı yalıyor. Burnumun kenarını, dudaklarımın kenarını. Sıcak soluğu sıcak soluğumla buluşuyor.

Onunla ne sağlıyorum? Yoldaşlık. Bu enerjime ne katıyor: Güç, sevgi, motivasyon. Bir şeye kızmışsam o gelip kucağıma atlıyor ve zihin kontrolü sağlıyorum. Kötü bir şey düşünmeye vaktim kalmıyor. Zihnimizi saptırmak isteyen çok şey olur. İzin vermeyip enerjinizi kapatın. Blok koyun. Zihnen yapın bunu. Fiziksel olarak ise sol elin üstüne sağ eli koyun. Bu hareket yogada temel duruştur, namazın da temel duruşudur.

Son olarak imgelerden söz edeceğim: (orijinal bir kafa elde edersiniz diye diyorum) Aşık olduğunuz imgeler bulun, imge nedir, uzun uzun anlatmaya gerek yok: İmaj demek, görsel ya da işitsel ya da dokunsal imaj, imajın sınırı yok. Yağmur sesi mesela. Cırcır böceği sesi mesela. Geçen haftalarda bir tanesi geldi balkonuma, müthiş bir şey. Büyüleyici ötüşü, o minik canlı nasıl o kadar güçlü ötebiliyor şaştım kaldım.

Ormanda karanlıkta yürüyen geyik sürüsü hayal ederim. Zifiri karanlık ormanda ceviz yeşili gözleri olan bir kurt haya ederim. Çok aç bir kurt bu, yiyecek arayan.

Bir şeye aşık olun.

İnsan olmasın yeter! (ağaç kokusu)

Ya da insan olması yeter!

İsa Kantarcı

Rapor Et

blogger

Yazar: İsa Kantarcı

Uzun yıllardır yazıyorum.

Şiirle başladım.

Sonra hikaye.

Sonra roman.

Bıkmam, yorulmam, pes etmem.

İlk YazımBlog Yazarı

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yükleniyor...

0

Facebook Yorumları