Zihin Gücünü Kullanma Sanatı: Bebek Kafası

Zihin Gücünü Kullanma Sanatı: Bebek Kafası

(Bebeğin yanağı tıslar beni öp diye.)

Zihin gücünü kullanma sanatının temeli “bebek kafası’dır.

Tabi bir şey anlamadınız.

Devam edeyim.

Loş bir ortamda olmalısın.

Huzur veren.

Sessizlik olmalı.

Gözlerini kapat.

Sağ elini kalbinin üstüne koyabilirsin.

Kalbinde yeşil bir ışık hayal et.

Ceviz yeşilini bilirsin, öyle bir yeşil hayal et.

İyice yoğunlaşınca o ışığı görmeye başlarsın.

Bak bakalım neler oluyor?

O ışık kendi kendine bir şey yapıyor mu?

Gerçekten yoğunlaşırsan o ışık, o yeşil ışık bir şeyler yapmaya başlar.

Gerçekten yoğunlaşırsan ruhun harekete geçer; sen değil ve ruhun alıp götürür seni.

Ruhun yönlendirir seni.

Devam et ısrarla bakmaya.

Bir şey olur; olmuyorsa da devam et, o ışığı hareket ettir, kelebek gibi, onu şekilden şekle sok. Bu ışığı bir uzun sopanın ucundaki pembe uzun püskül olarak hayal et ve hareket ettir, sopayı salladın mı püskül ona göre bir tepki verir, hareket.

O ışıkla çeşitli şekiller çiz.

Bu sırada elin kalbinde olmayabilir; elin oradaysa eğer unutmuşsundur onu.

İyi dalmışsan elinin aynı pozisyonda olduğunun acısını duyarsın.

Her şeyi zihninle yapıyorsun.

Tam bu sırada çocukluğuna git, ilk ne hatırlıyorsun. Dünya ve çevrenle ilgili.

İlk hatırladığın güzel şeylere git.

Bebek olduğun zamanlara git.

Eğer iyi yoğunlaşırsan o zamanlara gidesin.

Ruhunla gidersin ve o hissiyatı, o bakış açısını bulursun.

Bak dostum bu iş ormanda yürüyen sessiz geyiklerin gidişine benzer, hiçbir şeye zarar vermezler, sadece yollarında giderler, gecedir, ayaz vardır, gökyüzünde ay vardır, içlerinde yavrular vardır, sıcacıktır  içleri, sıcacıktır burunları. Sadece kendi yollarında ilerlerler, dikkatle, yavrularına duydukları şefkat atar kalplerinde, sakindirler, ormanı hissederek yürürler, akar gibi giderler.

Bu iş de böyle dostum.

Çocukluğunun en güzel günlerine git. Tek tek.

Onlar birbirin ardına zihninde aklamaya başlar.

O an bir spiral çizmeye başlarsın.

Yoğunlaşma bir yerde azalır.

Azalmadan yapman gereken, o enerjiyi bir yere postala.

Kanser hastası mısın, o yeşil ışığı, ruhunu, enerjini, oraya, o bölgeyi düşünerek, oraya yolla.

Sen o enerjiyi nereye yollamak istiyorsun?

Geleceğine mi?

5 sene sonrasına mı?

Sana nasıl zihinsel bir teknik sundum?

İmkansız mı, saçmalık mı?

En olmaz denilen işler olur, oldurulur.

İMKANSIZ YOKTUR!

Sen o enerjiyi nereye yollamak istiyorsun?

Askerdeki kardeşine mi?

Hastanedeki ameliyat olacak annene mi?

Gurbette birine mi,

Uzakta sevdiğine mi,

Ölü babana mı,

Ölü kardeşinin ruhuna mı?

Dostum, zihnin, yürek, ruh kuvveti akıl almaz ve insanlık onu kullanması bilmiyor, ben size bir teknik anlattım.

Zihin böyle tekniklerle bir şeyler inşa eder.

Bunu sakın unutmayın.

Böyle tekniği bin kere uygularsanız neler olduğunu görüp şaşabilirsiniz.

Nedir, onlar kötü mü?

Geç, boş ver, öyle kalmakta ısrar ediyorlarsa ses etme.

Güzellik saç. Ne olursa olsun.

Onlara güzel cevaplar ver, onları böyle aşarsın.

En güzel kafa kimdedir?

Bebeklerdedir.

Bebek kafası mükemmeldir.

Bir dostumla ilgili derin düşüncelere dalmıştım, ruhum o adamın kafasının bebek kafası olduğunu söyledi.

Gerçekten de böyleydi.

Güç, sinir bozucu, belalı koşullardan geçeriz. Geçeceğiz.

Ne yapıp edip kafayı bebekleştirmemiz lazım.

Çünkü onlar geçmeli. Bizi yiyip bitirmemeli.

Bu azim ve dirayeti ancak mücadele edenler gösterebilir.

Katil olmak kolay.

Mahvolmak kolay.

Bebek kafasını bulursan; işte inanılmaz olan o.

Su gibi ol dostum.

Bir bebeğin gözlerinden bakmaya çalış dünyaya.

Bir karıncanın kalbinden bakmaya çalış dünyaya.

Ne kadar hiç olduğumuzu göremiyor musun?

Neylerin bizi rezil ve aşağılık ettiğini göremiyor musun?

Bir flütün yıllar süren sessizliğinden bakmaya çalış dünyana.

Olup biten her şeye.

Sevgiline, kızına, babana, oğluna, kardeşine, okuluna, karına,

Geçmişse bıraktın her şeye.

Issız ve karanlık kıvrımlı yollardaki ağaçların sakin ruhlarından bak dünyaya.

Islanırlar.

Kar yağar, ayaz basar.

Dik yollardadır o ağaçlar.

Güzel kokuları vardır.

O güzel kokulardan bakmaya çalış dünyaya.

Son olarak dostum, yoldaş,

Annem bana küçükken çok iyi bir şey öğretti.

Her gece mezarlık yanından geçerim

Dua etmeden oradan geçmem.

Her gün şafak söküşü gibi hatırladığım en önemli şey mezarlık. Orada yatan insanlarımız.

Ben güzel kızların yürüdüğü yollardan geçmem!

Öleceksin.

Öleceğiz.

Bunu hatırlamakta yarar var.

Kaybolup yitip mahvolmuşsan eğer.

Şu kısa dünya hayatı!

Moruk edebiyatı gibi geldi bu deyiş size belki de.

Kusura bakmayın.

Bir bakmışsın bebek tramvayda bebek arabasında.

Annesi ona bir şey yediriyor.

Bebekler su gibidir.

Bruce Lee şöyle der: “Su gibi ol.”

Onun bu deyişi meşhurdur, bilenler bilir.

Saf, sessiz, yumuşak bir yeşille ve öyle gülümser gibi karşıla o zor şeyleri.

Ayaklarındaki gözle görünmez bağları çöz ve ilerle.

Kalbinle çözersin onları.

İçindeki iyilikle!

Bebeğin yanağı tıslar beni öp diye.

ULAŞILMAZ YOKTUR!

İsa Kantarcı

Rapor Et

okur

Yazar: İsa Kantarcı

Uzun yıllardır yazıyorum.

Şiirle başladım.

Sonra hikaye.

Sonra roman.

Bıkmam, yorulmam, pes etmem.

 

İlk YazımBlog Yazarı

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yükleniyor...

0

Facebook Yorumları