Zaman

Zaman ne çabuk geçiyor. Sanki bir akıntının içinde gibi hissediyorum. Kurtulmak için çırpınsam bile boşunaymış gibi. Bu günlerde anlayacağınız baya depresifim. Eski bir arkadaşımla buluştum, o kadar hoş vakit geçirdik ki beraber güldük, eğlendik sanki önceden birbirimize kırılmamış gibiydik. 4.sınıf anılarından, yakın arkadaşlarından, konuşmuyorken ne yaptığından bahsetti. Sanki hiç ayrılmamış gibiydik ta ki veda anına kadar. Eve bırakmadan önce bir bankta oturup öylece güldük ve bu anıların hepsini silelim dedik, gülüşmelerimizi, eğlenmemizi, konuşmalarımızı unutalım, bunlar hiç yaşanmamış gibi ayrı kalalım dedik. Parkta elini tutup, sarıldığım çocuğa veda ederken el bile sallamadım. Hayatımda ileride olmayacağını bildiğim halde onunla buluşmayı kabul ettim. Bilmiyorum, galiba bu hatayı hep yapıyorum. Yürümeyeceğini bildiğim uzaktan ilişkimde, bu buluşmamda, daha önceki hatalarımda her şey o kadar berrak ve netti ki ben bunları kendim görmek istemedim. Bilerek suyu bulanıklaştırdım. Şu an çevremde bir sürü insan var ama ben kendimi çok yalnız hissediyorum. Dışarıdan umursamaz, güler yüzlü, sevecen, dik durmak çok zormuş. Üzülsem x kişi yüzünden sevinsem y kişisi yüzünden neden ciddi anlamda sadece kendim için sevinip, üzülemiyorum. Koca bir off çeksem bütün sorunlar uçup gitse keşke. Kafamdaki, kalbimdeki sorunlar daha doğrusu netleşmemiş sorular çekip gitse. İnsan ne kadar garip her şeyin net olmasını bekliyoruz. Netleşmemiş şeyleri sevmiyoruz. Akışına bırakamıyoruz aslında unutsak akışına bıraksak her şey rayına oturacakmış gibi ama biz zamana bırakamıyoruz çünkü zaman bazen istediğimiz hızda akmıyor. 

okur

Yazar: RobinMosbi

Blog OkurBlog Yazar

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.