YÜREĞİMİN İÇİNDEN

 

 Ölümün lafı açıldı kafamdaki savaşlara; yine aynı sessizlik… kulak tırmalayan, ruha korku salan…

Kaç kere ihanet ettim en güzel tarafıma.

 Ya da kötü yanlarıma haksızlık mı ediyorum iyi yanlarım için. Gitmeli miyim kendimden ? 

Gidersin…Bırakınca ardında onca insanı ve beton yığınını büyüdüm sanırsın. Silkelersin üzerinden bir toz gibi anıları ; gözlerinde yorgunluk , bedeninde ağrısı kalır. Şimdi o gittiğim şehirlerin kokuları kabartıyor hafızamı… Bir baş dönmesiyle kendime varıyorum.

 Ve susmak istiyorum. Daha olgun durmak için. Ve de yıkmak istiyorum kafanızdaki imparatorlukları. Gerçeği vurmak suratınıza…Bir yandan anlamak istiyorum herkesi, her şeyi  anlamak. Hissettiğiniz gibi hissetmek. Bu durum kalbimde bir bulantı hissine sebeb oluyor. Sanki tüm kelimelerin büyüsü bozuldu. Satırlar rehin alıyor bastırılmış hislerimi. Gururumun çaresizliğinde terkedilen dostlar gibi , gittikçe uzaklaşıp siliniyor hafızamdan. Dilim bir bıçak sanki ! Nedir kanımda çırpınan bu gelgitler ? İçimde bir sokak var. Kimseyle yürüyemediğim , iki günde bir darmadağın. Çoğu kimse düşünmez. İnsanların içten içe acı çekebildiklerini, kırgın ve zavallıca saatlerce düşündüklerini , eni sonu kendilerini suçlayıp gereksizce değişmeye çalışıp kendi olmaktan çıkmalarını çoğu kimse düşünmez. Ve bunu kimseye öğretemessin. Herkes kendi imparatorluğunda başkumandan. Kendi savaşları bitmeden başlarını bulandıkları kandan gökyüzüne doğrultmazlar. 

Kimi iblisin kucağında medet bekler kimi çığlıklarını yırta yırta koşar uluyan geceye, haksız savaşların ölüm kokan topraklarına. Buna ister ideoloji diyin izm diyin ister dava diyin ama bir kere kırdı mı insan kabuğunu çıldırmışcasına koşar. Doğru yanlış dinlemez. Ben buradayım der. Ben der ben gibi olur. Kimi girdiği sayısız depresyondan seslenir z kuşağına `Mutlu sonumuz nerede ?`Tüm kuralların, çizgilerin içinde sıkışıp kalır. Ama kimileri de vardır ki  Batan gemisinin tek bir tahta parçasına sarılarak okyanusun korkunç dalgaları arasında ,kapanmak için yalvaran gözlerine aldırış etmeden kıyı arar. Şimdi kıyıya sürecek olan bu yolculukta binlerce tehlike ile boğuşacak sabır ve tahammülle Allah´a yalvaracak ağustos böcekliği yapmayacaktır. Acaba ruhta bu uyanış nasıl olur? Hadi hepimiz soralım kendimize Ey uslanmaz yüreyim ne zaman keseceksin nefsinin gırtlağını ?

 

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.