Yükselen

Yılların sessizliğinde kaybolmuş bir beden, ruhum arşa çıkmak için kendini diretirken yıllar bir bir kayıp gidiyor. Ne zaman sona erecek bu, ne zaman çıkacağım bu çukurdan. Bunu tek yapmam mümkün mü? yalnız değildim burada benim gibi karanlığa kapılmış bir sürü kişi var. ah ne tür bir umutsuzluğa kapıldım da buradayım, ruhum kendini tanıtamağı için mi? yoksa anlaşılmadığı için mi?

Bu düzeni kim belirliyordu, neden ayrılmıştık ve de burası neresiydi? ne kadar çok soru sormuştum kendime bir insanın kendisine yapacağı en büyük kötülüktü bu sanırım. Cevabı belli olmayan sorular sorup kendini düşüncelere kaptırmak…

bir gölgenin bana doğru yaklaştığını hissettim ve arkamı döndüğümde oradaydı ” ne istiyorsun” dedim. Bakışları haddinden fazla küçümseyiciydi, ” hey, bulunduğun yer bu bakışları haketmiyor, sen çukurdasın.”dedim. biraz daha yanıma yaklaşınca farkettim, buraya düşen bir adamın yüzü bu kadar berrak olmamalıydı. “çukur mu ? bu onların buraya taktığı isim, hayır genç adam burası çukur değil, burası tüm kaybolan ruhları sahiplenen mabet ve yerinde olsam seni kabul eden birine bu adı takmazdım.” ne, ne diyordu bu adam, asırlardan beri burası çukurdu, yukarıyı haketmeyen insanların bulunduğu yerdi burası. ” yukarda yaşayanlar buraya çukur diyorlar, burası acizlerin ve kaybolmuşların yeri değil mi ?” diye atıldım. sadece küçük bir gülümseme ile beni geçiştirmek istedi ve ekledi “öğreneceksin, içindeki ve dışında ki sınırları kaldırmayı öğreneceksin.”

Çukuru gezmeye başladım aciz ve düşen insanlar yerine kendini öğrenmeye adamış insanlar vardı. Yukarıda ki sisteme boyun eğen insanların yeri değildi burası. Binlerce yıl böyle değil miydi? Farklı olan her zaman dışlanmamış mıydı? Topluma göre hareket etmek gerekmez miydi? Burası bu yüzden var değil miydi? Bunca zaman hayali bir sisteme boyun eğdim, sistem denilen şey neydi ve kimdi, bu algı neden böyle kuruluydu buna karşı bir çözüm gerçekten var mıydı?

Yılların sildiği bir şey vardı hafızamda, sanki herkesin içinde olan bir şey. Bu gölgeler içlerinde ne barındırıyordu ve ben neden buraya düşmüştüm. Az önce benle konuşan gölgenin yanına gittim ve “kimsin sen?” diye sordum. Yaptığı işle epey meşguldü, meyve tohumu ekiyor gibiydi. Yüzünü bana çevirmeden “ruhunu teslim etmiş biri ”dedi.

“içindekini kabul etmek bu kadar kolay mı”

“etrafında, kendini bildiğini sanan insanlar olmayınca kolay”

Evet öyleydi insanlara göre şekil almamış mıydım beni onlar buraya tıkmamış mıydı. Doğru olan onlar mı? Bu doğru kimin doğrusuydu “hiçbir şey anlamıyorum neden buradayız,ve neden bu siyah kumaşları giyiyoruz” dedim. Yaptığı işi bırakmıştı artık  herkesin üstünde bu vardı  buradaki tek sorun bu değildi aslında ama gene de dikkat çekiciydi.

“bizi dışarıdakilerin hepsi aynı görür genç adam, bakmaktan ziyade görmeyi dene. Daha derine bak orada hepimiz farklıyız”

Monoton bir hayattan ziyade hedeflerim doğrultusun da yürüdüm, bana ilgi çekici gelen konular diğerlerine hep gereksiz gelmişti. Yaşlı gölge tam giderken arkasına dönüp “hedefin neydi?” diye sordu. Bir hedef doğrultusunda mı buraya düştüğümü düşündüm ve ona “ geçmiş, tüm zamanın geçmişini bilmekti hedefim.” Yaşlı gölgenin ilk defa tebessüm ettiğini gördüm.

“geçmişin kurcalanmasını istemezler genç ama bizler çukurdakiler değil yükselenler olcağız” dedi.

“senin hedefin neydi?”

Cevap vermeden gitti, ve arkasından da onlarca gölge onu takip ediyordu. Ettiği son kelime “yükselenler” ne demekti bu. Biz aşağıdakiler aslında gerçek yükseği hak edenler miydik? Hedeflerimizin doğrultusunda boşluğa düştüğüm zamanlar oldu ama bu tam manasıyla düşmekti, çukurdaydım. Ama bu yaşlı gölge hiçbir şeyini kaybetmemiş gibiydi, hala çabalamalı mıydım yoksa burada kendimi gölgeye teslim mi etmeliydim. Bu düzeni tek başıma değiştiremeyeceğim belliydi.

Genç adam kısık sesle “yükselenler” diyerek yaşlı gölgeyi takip etmeye başladı. Gölgelerin arasına girip tanıdıkça hiçbir siyahlık kalmamıştı ortada, tanımadığı ve konuşmadığı insanları gölge olduğunu düşündüğü için utanmıştı. Onlarca düşen vardı, aslında bu bir örgüttü ”yükselenler”. Düzeni değiştirmeye kararlı bir örgüt, alışılmışın dışına çıkmaya niyetli bir örgüt.

“Zaman zaman düşüşlerimiz olacaktır hatta en dibe battığımız ve çıkamayacağımız zamanlar da olacak. İçimizdeki gücü asla kaybetmeyeceğiz çünkü biz düşenler değil yükselenleriz.”

-Yaşlı gölge

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

2 yorum

Yorum Yazın
  1. Fantastik bir kurgu romanın ilk giriş bölümü gibi olmuş. Bence bunu alın ve devam edin roman olarak. İçinde çok fazla hikâye barındırıyor. Tebrikler. Başarılarınızın devamını dilerim. Bloğumdaki yazılara da göz atmak isterseniz, mutluluk duyarım. 🙂

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.