"YORULDUK"

     Türkiye’deki Kadın Cinayetlerinin artmasında sebep olarak büyük oranının geçiş dönemiyle ilişkilendirildiğini düşünüyorum. Çünkü geçiş dönemleri her zaman sıkıntılı dönemler olmuştur. Türkiye geleneksel toplumdan modern topluma doğru geçişini henüz tamamlamış değildir hızlı ve plansız bir şekilde gerçekleştirmeye çalışmakta. Bu geçiş döneminde de kadınların ekonomik bağımsızlık kazanmaları, toplumsal statülerini yükseltmeleri, toplumsal cinsiyet eşitlikleri beraberinde bir takım sıkıntılar da gündeme getirmiştir. Mesela Kadın Cinayetleri şiddetli bir artış göstermeye başladı. Bu cinayetlerin ardı arkası kesilmiyor. Hatta neredeyse her gün en az bir kadın öldürülüyor veya öldürülmekten beter ediliyor. Katledilen annelerimizin, kız kardeşlerimizin, arkadaşlarımızın çetelesini tutmaktan yorulduk. Sürekli olarak haberlerde, gazetelerde, sosyal medyada bunları duymak bizi yavaş yavaş merhamet yorgunluğuna itiyor. Böylece simülasyon evreni oluşmaya başlıyor. Sadece kınıyorlar o da vicdan rahatlatmak için. 

     Bu vahşetin normalleştirilmesine izin verilmemeli. Sadece kadınlara ait bir sorun değil, toplumsal bir sorundur ve bu sorunun çözülmesi için zihniyetin topyekün bir şekilde değiştirilmesi gerekir. Bir sorunu çözmek için o sorunun arkasındaki ana nedenlere bakılır. Bu konuda bizim de önceliğimiz Kadın Cinayetlerinin arkasında yatan temel nedenlere bakmak, örneğin: cezaların caydırıcı olmaması, reddedilmeyi hazmedememek, namus, töre, kıskançlık veya boşanma isteği gibi bir çok neden sunulabilir. Erkeğin kadını sahiplenmesi ve kendi mülkiyeti gibi görmesi, kadının da yeni statüler kazanmasıyla ortaya çıkan çatışmalar işte bu sebepleri doğuruyor. Hele insanlık dışı kişilerin kadını öldürmek için o kadar çok bahaneleri var ki: neymiş markete gitmiş, camdan bakmış, yemeği tuzlu yapmış, sevmemiş, aldatmış, neymiş efendim kahkaha atmış.. öldürmek için ne kadar da haklı sebepler değil mi(!) 

      Biz kadınlar dışarı çıkmaktan, otobüste tek kalmaktan, şort giymekten, “Hayır” diyebilmekten, vahşice öldürülmekten korkmak istemiyoruz. En doğal hakkımız olan yaşama hakkı çok görülmesin. Kadın Cinayetlerine karşı etkili olabilecek çözümler üretilsin. Uygarlık dışı uygulamalardan(idam cezası, vs.) bahsetmiyorum, “Uygarlık Eğitimi” şart diyorum. Değişmeyen vahşetin altında değişen isimler görmek istemiyoruz. Teşekkürler…

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.