YİNE DUVARLAR YİNE BEN

YİNE DUVARLAR YİNE BEN

Ah bu duvarlar ve kediler konuşasaydı ne olurdu sanki..

Hepimiz yalnızız değil mi?

Yanılıyorsunuz. Etrafınıza hiç bakınmıyorsunuz ki? Bakın mesela duvarlar. Boşuna yapmadık ya onları. Ne güne duruyorlar. Orada dikileceklerine biraz sohbet etsinler sizinle yahu. O kadarda vefasız değiller herhalde değil mi? Bakın geçen ne oldu anlatayım size:

Geçen salı yine asıl vefasız olan yalnızlığımla oturuyorduk odada. Evet asıl vefasız oydu. Çünkü benimle tek kelime bile etmiyordu. Sen kalk onun için herkesi hayatından çıkar. O da kalksın seni duvarlarla başbaşa bıraksın. Ama ne yalan söyleyeyim şimdi duvar deyip geçmeyin her zaman arkanızda dağ gibi dururlar. Önünüzde de dururlar. Hangisini araknıza alırsanız alın yalnız değilsiniz. Dört taneler nasıl olsa. Ne derseniz onlara evet derler. Hiç kıramazlar sizi. Sizde onu kıramazsınız. İnanmıyorsanız bir deneyin derim. Aman biraz zaman sonra  biz onunla baya bir samimi olduk. Hatta o haddini biraz fazla aşmıştı diyebilirim.

Ne mi oldu?

O gün baya bir kızgındım. Eve girdiğimde baktımki o duvarlar üstüme üstüme geliyordu.  Tabi bende sinirliyim. Dayanamadım ağzıma elime koluma ne geldiyse fırlattım onlara gitti.

– Nerden geliyor lan bu samimiyet. Geri çekilin biraz, birkaç sohbet ettik diye yok öyle hemen sıvışmak. Beni yalnız buldunuz diye hemen adamlık yapmayın bana. Arkamda koca salonun duvarları var. Ona göre ayağınızı denk alın. Deli etmeyin beni vallahi pembeye boyarım bakın sizi. İçeri girenlere bakacak yüzünüz kalmaz sonra. Hatta daha ne yaparım biliyormusunuz? Kalemimi elime alır üstünüze “ben bir deliyim” yazarım. Hemen dibinize de  karizma yazarım ne güzel. Anlayacağınız karizmanız yerle bir olur.  Hem oğuz atay değilim ki ben. Olric hep kandırıyordu onu. Onun sözlerini alıp ona satıyordu. Peki ya oğuz atay kendi kendini kandırıyorsa? Olsun, olric yoktu ama siz varsınız. Bir yere de kaçamazsınız ya. Sizi yastığımla bile döverim.

Ne yapayım ama hak etmişlerdi bunu. Ama bakın Allah var yukarıda hiç ses etmediler bana. İçi dolu su bardağını yüzlerine fırlatmama rağmen bir ses bile etmeyip hafiften biraz ağlamışlardı o kadar.

Sonra,

Bi özür dilemye gideyim dedim. Neyse..

Evet yine konuşmadı. Sanırım yalnızmışım. Duvarlar konuşmuyormuş. Halbuki ne güzel anlaşırdık kendisiyle. Ben söylerdim o dinlerdi. Neyse. Bizde diğer odanın duvarlarına geçeriz.  

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.