YIKILMASI GEREKİLEN ÖN YARGILARIMIZ -1-

      

     Başlıkta da belirttiğim gibi yıkılması gereken ön yargılarımız var hayatta. Bunları teker teker madde halinde saymak oldukça zordur . Çünkü belli bir sayısı yok. Ama ben elimden ve kalemimden geldiğince bunları  paylaşmaya ve bu ön yargıları yıkmaya çalışacağım.

      İlk olarak bu yazıyı yargılarımızın en büyüğü olan DIŞ GÖRÜNÜŞ üzerine yazıyorum. Şimdi diyebilirsiniz insanların dış görünüşlerinden kılığından kıyafetinden birçok şeyi anlayabiliyoruz ve sonrasında bu anladıklarımız doğru da çıkıyor. Sen buna nasıl ön yargı diyorsun ? Aslında haklısınız . Bir insanın kıyafetinden ne mesleği yaptığını veya maddi durumunu her zaman da olmasa anlayabiliriz. Ama bu durumun istisna olduğu yerler de vardır. Mesela sen üzerinde tertemiz bir takım elbisesi olan bir insan görüyorsun ( örnek olarak diyorum erkek olsun bu kişi ). Yolda da kenara oturmuş ayağının kırık olduğunu söyleyip duran ve para dilenen bir adam var. Bu takım elbiseli abimiz önünden geçerken dilenci olan adamın ondan da para istediğini görüyorsun. Takım elbiseli abimiz para vermiyor. Dilencinin hala ısrar etmesi üzerine bu abimiz sinirlenip ve ufak da olsa bir kargaşa çıkarttığını görüyorsun . Halk da o sırada kargaşayı görüp toplanmaya başlıyor. Sen de halka karışıyorsun . Şimdi halkın konuşmalarını dinleme vaktin..

– Şuna bak Allah bilir binlerce lira parası vardır. İki kuruş atmamak için gariban sakat adamla tartışıyor . Ayıp ayıp! ..

– Ne utanmaz herif ama , alt tarafı birkaç kuruş atıp geçeceksin kardeşim ne uzatıyorsun da günaha sokuyorsun kendini.

-Bu adamın kazandığı para kesin haram paradır bak şuraya yazıyorum. 

-Ne kadar da cimri bir insan . Yazık yazık !..

        Dinledin mi ? Ne demişler takım elbiseli adam hakkında ? Dış görünüşüne bakarak cimri olduğunu , binlerce lira parası olmasına rağmen iki kuruş para için bir dilenciyle sataştığını hatta kazandığı paranın haram olduğunu bile anlamışlar. Ne insanlar ama , vay be değil mi ? Dedektif misali anında olayı çözüvermişler. 

       Şimdi bir de bu olaya takım elbiseli abimizin gözünden bakalım mı ? Düşün , hayal et . Evlisin , üç tane çocuğun var . Daha küçükler ha sana muhtaçlar. Karını bir kaza da kaybetmişsin. Yıllardır inşaat işçisi olarak çalışırken bir anda işten çıkarıldın. Ve aylarca iş bulamadın. Anadan babadan ne kaldıysa satıp çocukları baktın. Ve bunlar sadece bir kaç ay geçindirdi sizi. En sonunda belediyeye temizlik işçisi alınacağını duydun . Hemen komşuna gidip ödünç takım elbisesini istedin ve apar topar belediyeye gitmek üzere yola çıktın. Cebinde tek kuruş olmadığı için otobüse bile binemiyorsun ve yürüyorsun hızlı hızlı. Bir yandan takım elbisenin başına bir şey gelecek korkusu bir yandan işi alıp alamayacağının korkusu bir yandan evde seni bekleyen 3 bebenin aç karnı… Bunları düşünerek yolda koşar adım ileriyorsun. Bir anda biri kolunu tutuyor. Bir bakıyorsun bir dilenci adam sana seslenmiş ama sen duymamışsın kafan o kadar dağınık ki duymaman çok normal. Zaten bir yere yetişmeye çalıştığın için kolunu çekiyorsun ama dilenci adam bırakmıyor. Para para diye sayıklayıp duruyor. Bir yandan bacağını gösteriyor bir yandan elini açıyor. Sen dayı param yok dediğin halde istemeye devam ediyor ve sesi gittikçe artıyor . O sırada sende sinirleniyorsun kolunu çekmeye çalışıyorsun ve bir yandan param yok diye bağırıyorsun. Bir de bakıyorsun ki etrafınız kalabalıklaşıyor , insanlar çevrenizi sarmış bir şeyler konuşuyorlar. Ne konuştuklarını az çok duyuyorsun sonra . Zengin ama cimri olduğundan cebine giren paranın haram olduğundan bahsettiklerini duyuyorsun. Anlık bir şok geçirsen de geçirdiğin bu duygunun yerini utanma duygusu bırakıyor. Yerin dibine girdiğini hissediyorsun . Her ne kadar doğru olmadığını bilsen de kendini o kadar kötü hissediyorsun ki kanın çekiliyor resmen.

       Bana söyle şimdi sen o dilencinin aslında bir dolandırıcı olduğunu , takım elbiseli abimizin fakir biri olduğunu bilebilir miydin dış görünüşünden ? Ya da bilebildin mi ? 

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

12 Yorum

  1. Asıl ihtiyacı olanlar fakir kimseler istemeye haya ederken şimdiki zamanda ise ihtiyacı olmayanın daha çok çıkıyor sesi çünkü yönetim bu şekilde olduğundan yonetilenlerde her yola denemektedir istediklerini elde edebilmek için ne hayasi vardır ne de vicdanı bu davranışta bulunan insanlarin yazik…

  2. Bu konu hakkında büyük bir yanılgıyı dile getirmek istiyorum. Gözlemlemek ve önyargı aynı durum değildir. Bir insanın; beden dili hareketlerine bakarak çözümlemeye çalışıyorsan bu durum “Gözlem” olur. Bu durumlara bakarak ona; bencil, yalancı gibi sıfatlar koyarsan “Önyargı” olur.
    Örnek olarak;
    Ayakta duran bir insan, bir ayağını gitmek istediği yöne çevirir. Bu durum gözlemdir.
    Ayakta duran bir insan, bir ayağını gitmek istediği yöne çevirdiği için çok aceleci bir insandır. Bu durum önyargıdır.
    Toplulumuzun çok karıştırdığı bir durum olduğundan dolayı izah etmek istedim.
    Yazınızda çok iyi bir konuya değinmişsiniz. Size bu konuda katılıyorum.

  3. Her insan düşündüğünü sanır ,aslında yapılan tek şey sadece önyargılarını yeniden düzenlemektir bazen önyargılar hayat kurtarsada genellikle düşüncenin en büyük hastalığıdır önyargı
    Güzel bir yazı olmuş

  4. Günlük hayatımızda önyargı dediğimiz şey aslında bir noktadan sonra öyle kabul görmüş ki toplum içinde belli kalıp düşünceler haline dönüşmüş sen de bunu çok iyi açıklamışsın eline,kalemine sağlık 🙏🏻