Yetişkin Öğrenmesi

Hepimiz “Artık çocuk değilsin.” lafını duymuşuzdur. Gerçekten de çocukluk halimizi bedenen yitirdikçe, büyüdükçe bir şeyleri yapma ve anlama biçimimiz de epey değişiyor.

Ortaokulda öğretmenlerinizin size yaklaşımı ile üniversitedeki öğretim üyelerinin yaklaşımı epey farklıdır. Bunun sebepleri içerisinde sizi birer yetişkin olarak görmeleri ve öğrenme modelinizin ne denli farklılaştığını bilmeleri de vardır.

İşte bu noktada bir kavram karşımıza çıkar: Yetişkin öğrenmesi.

Buna ‘Androgoji’ de denir. Androgoji aslında tam olarak ‘yetişkinlerin öğrenmesinde yol gösterme ya da yardımın bilim ve de sanatı” manasındadır.

Bakalım biz yetişkin sayılanlar nasıl öğreniyoruz:

  • Yetişkinler için öğrenme problem odaklıdır. Bir sorun olmalı ki onu çözecek şeyi öğrensinler. Bu aslında meslek öğrenmede yahut sınava çalışmada etkilidir. Bir konu vardır ve onu öğrenememek sizin geleceğinizi etkileyebilecek bir sorundur. Bunu ortadan kaldırmak adına bilgiyi kendinize kazandırmak istersiniz.
  • İçsel motivasyon yetişkinlerde daha ön plandadır. İnsan kendi gözünde kendini bir yerlere getirmek ister, kendini kendine veya çevresine kanıtlama arzusu içinde olur. Buna benzer iç etkenler, motivasyonunuzun devamlılığında etkilidir.
  • Deneyimleme ve uygulama eğilimde olurlar, bu da öğrenmelerini kolaylaştırır. Benimsedikleri bilginin hayatta ne işe yarayacağını görmek ve bizzat uygulamak isterler. Bu sayede daha rahat öğrenebilirler.
  • Grup çalışmaları ve başkalarının fikirlerinden de yararlanılabildiği eşit ve rahat ortamlar öğrenmelerini olumlu etkiler. Deneyler, laboratuvar ortamları, grup çalışmaları vb.
  • Değerli olduklarını hissetmeyi ve bağımsız bireyler olarak görülmeyi, fikirlerinin ve ilgi alanlarının önemsenmesini beklerler. Herkesin kendi içinde bir savaşı, bir amacı vardır ve bunların getirdiği kaygılara, ilgi alanlarına uygun davranılmasını isterler.

Kısacası bu yetişkin öğrenmesi sürecinde bireyi aktif kılmak önemlidir. Dinleyici yerine uygulayan olmak, bilgiyi aldıktan sonra yapabildiğini görmek öğrenme için oldukça olumlu sonuçlar doğurur.

Kendine güvenmesi ve katılımının önemsenip kolaylaştırılması öğrenmesinde etkilidir.

Öğreten ile öğrenen arasındaki ilişkinin paylaşımcı ve fikir alış-verişine dayanması gerekir. Ayrıyeten öğrenme, öğrenen için doğru zaman ve doğru konu ile olabilir. Bunu kişinin kendisi bilir ve ona göre kendisini ayarlayabilir.

Yukarıdakileri şöyle bir düşününce aslında ‘Bunlar herkesin istediği şeyler değil mi?’ diye düşünürüz.

Ancak rahat ve kendimizi önemli hissettiğimiz bir ortamda, öğrendiklerimizin yaşamda karşılığını bularak rahatça öğrenebiliriz.

Asıl önemli olansa öğrenmeyi öğrenmektir. İnsan hangi yaşta, nerede olursa olsun daima hayata dair bir şeyler öğrenir.

yazar

Yazar: Akasyaben

Blog OkurBlog Yazar

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir yorum

Yorum Yazın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.