Yeni Göç Dalgası: Afgan Mülteciler

Son zamanlarda ABD ve NATO güçlerinin çekilmesiyle Taliban terör örgütünün güçlenmesi, AB ülkelerinin mülteciler için en doğru adresin Türkiye’yi göstermesi gibi nedenlerle Afgan halkını göçe zorlamıştır. Göç İdaresi Genel Müdürlüğü’nün yayınladığı ‘düzensiz göç’ istatistiklerine göre, 2021 yılının Temmuz ayına kadar yakalanan 62 bin 687 düzensiz göçmenlerden Afganistan’dan gelip Türkiye’de yakalanan 25 bin 643 kişidir. Bu rakamlarla Afganistan’dan gelenler istatistikte ilk sıraya oturarak yaklaşık %40’ını oluşturmaktadır.

Afganistan’da hep iç savaş vardı neden hiç göç olmuyordu da şimdi hepsi birden ülkemize akın başladılar? Mülteci akımını Kabil’deki ABD konsolosluğu organize ediyor. Karadan İran’a getirilen mülteciler İran’ın kontrolünde Türkiye sınırlarına getirilip bırakılıyor. Aynı zamanda ABD’nin organize ettiği bu mültecileri Avrupa’ya gitmesinler diye Yunanistan’ın Dedeağaç ilçesine tankları ve askerleri konuşlandırmışlar. Peki, bu kontrolsüz mülteciler Afganistan’dan nasıl mı Türkiye’ye getiriliyor? Kontrolsüz mülteciler sınır geçişlerini anlaştıkları göçmen kaçakçıları üzerinden gerçekleştiriyorlar.

Kaçakçılar, diğer ülkelerin kaçakçıları ile iletişimde bulunarak, en çok ‘imo’ ve ‘whatsaap’ adlı uygulamalarla gerçekleştiriyorlar. Ülkemizde Van’ın Çaldıran ilçesinin İran sınırında başlatılan ve Ağrı’nın Doğubayazıt ile Hakkâri’nin Yüksekova hattına kadar uzanan modüler duvar ve akıllı kule çalışmaları devam ederken mülteciler bu duvarı üzerine merdiven atarak, altını kazarak veya menfezler kullanarak aşıyorlar.

Peki, bu süreç nasıl işliyor? Afganistan’dan gelmek isteyen mülteciler bir kaçakçıyla anlaşıyorlar. Mülteciler önce Pakistan’a kadar getiriliyor. Pakistan’daki kaçakçıya emanet ediliyor. Buradaki kaçakçı ise İran’ın önce Bam şehrine getirilerek buradaki başka bir kaçakçıya emanet ediliyor. Bam şehrinden İsfahan’a sonrada Tahran kentine getiriliyor. Sonra bu mülteciler Urmiye veya Tebriz’e getiriliyor. Buradaki mülteciler en son Hoy şehrine getirilerek, oradan ise Türkiye’nin sınır kapılarına bırakılıyorlar. Yani uzun lafın kısası Afganistan’ın kaçakçısı onları Pakistan’ın kaçakçısına bırakıyor, Pakistan’ın kaçakçısı İran’ın kaçakçısına bırakıyor, İran’ın kaçakçısı da Türkiye’nin kaçakçısına bırakıyor.

Kaçakçılar üst seviyede ise kendileri sınıra götürmüyorlar. Adamlarını yönlendirerek sadece telefon görüşmeleri yapıyorlar. Şehir merkezi içerisinde araçlarla, sınırdayken de yürüyerek geçiyorlar. Sınırlarda güvenlik ise Türkiye bıraktığında İran güvenliği artırıyor, Türkiye güvenliği artırdığında İran bırakıyor. İran askerleri sınırları 2 saat boş bırakarak para karşılığı ne yapıyorsanız yapın diyerek mültecilerin geçişlerine de izin veriyorlar. Sınır bölgesinde çobanlar hayvanları götürme bahanesiyle askerlerin durumları hakkında kaçakçılara bilgi vererek para alıyorlar. Mesela bakıyor sınırda iki saat asker yok şimdi geçin diyorlar. Türkiye sınırına getirilen mültecilere yolu tarif ediyorlar ve karşı tarafta sizi bekleyen adamlarımız var gidin diyorlar.

Türkiye, 1951 BM Sözleşmesi’ni imzalarken SSCB ile ilişkileri nedeniyle doğu ülkelerinden gelenleri mülteci olarak tanımamaktadır. Yani yasal olarak Suriyeliler, Afganlar mülteci olarak tanınmamaktadır. Suriyeli vatandaşlar ‘geçici koruma’ altındayken, Afganlar ise ‘uluslararası koruma’ altına alınmaktadır. Suriyeliler için düzenli olarak karakola gidip imza verme şartları yokken Afganlar için bu şart geçerlidir. Genel olarak Afganlar için haklarında sınır dışı kararı veriliyor.   

Avrupa’ya gitme hayalleri kuran düzensiz göçmenler eğer ki paraları bittiyse, güvenlik önlemleri üst düzeydeyse veya hava şartları müsaade etmiyorlarsa Türkiye’de kalıp para biriktirmeye çalışıyorlar. Zamanla gerek yaşam koşullarının düzelmesi gerekse AB’nin yaklaşımları fikirlerini değiştirip Türkiye’de kalmasını zorunlu kılıyor.

AB, mültecileri çoğu zaman kabul etmemektedir. Kabul edilenleri ise sınıfsal olarak seçmektedir. Eğitim durumlarına, yabancı diline bakarak belli başlı şartları sağlayanları kabul etmektedir. Bu sayede ücretleri düşürerek ucuz iş gücü bulmaktadırlar. Ancak AB, pandeminin etkisiyle ekonomik krizin derinleştiği bu şartlarda düzensiz mültecileri kabul etmemekte yerine ise Türkiye gibi ülkelere ekonomik destek vererek fon sağlamak oluyor.  

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.