YAŞIM19-NESLİCAN TAY

YAŞIM 19-NESLİCAN TAY

‘’Ne güzel şeysin sen

Hep yaşın 19

Gel yanıma sar beni

Bugün var yarın yokuz.’’

MFÖ’ye ait HEP YAŞIN 19 şarkısının Neslican’a ait olduğunu düşünüyorum. Neden mi? Neslican’ın hikayesine gelin daha yakından bakalım. Ve belki bundan sonra acılarımızın bizi bu kadar üzmesine izin vermeyiz. Ne dersiniz!

Hayata bakış açımı değiştiren bir kitap oldu Yaşım 19. Yaşamın aslında bir mucize olduğunu sadece nefes almayı isteyen, sadece yürümek isteyen bunca insan varken çamurun içinde debelenip durmamın çok da manidar olmadığını fark ettim.

Güneşli bir kasım ayında bir bacak ağrısıyla başlamıştı hikaye. Ve Nesli her hızlı koşuşunda ortaya çıkıyordu bu sızı. Tam üç ay bununla yaşadı. Hastanelere gitti. Kimi doktor dedi ki stresten, kimi dedi ki kas yırtılması… Gerçek ise daha sonra MR ile ortaya çıktı: 3.evre tümör. Hatta bunu doğum gününden bir gün önce öğrendi. Kanserli 19.yaş pek de hoş gelmemişti.  Tabi o zamanlar YKS yok. YGS-LYS var. YGS’ye ise yaklaşık bir ay var. Bu arada Neslican Fen Lisesi mezunu. Düşünün sınavın onun için olan önemini. Bir yandan sınav stresi bir yandan bacağının ağrısı…

Teşhis kondu ve kemoterapi kararı alındı. Hani böyle filmlerde, dizilerde kanser sahneleri vardır ya, o kadar basit anlatılır ki kişi acı çekmeden ya iyileşmiştir ya da ölmüştür. Veya kavga sırasında ağzımızdan çıkar ‘’Keşke kanser olsam!’’ vs. O kadar basitleştiririz bu kelimeyi. Aslında bilmeyiz acının en savaşlardan bile daha da savaşılması gereken bir his olduğunu. Ee kanser oldun… sonra…

Neslican o kadar güzel anlatmış ki acılarını, nasıl dayandığını, nasıl savaştığını ve bizim aldığımız her nefes için mutlu olmamızı o kadar çok istemiş ki…

Biraz kemoterapiden bahsetmem lazım. Rengarenk serumlar.  Saatlerce yataktasınız: 3 gün boyunca 8’şer saat serum yiyor damarlarınız. Yavaş akıyor çünkü damarınız zedelenebilir. Zedelenirse organlarınız puff… Çocuk sahibi olma ihtimaliniz düşük, tuvalete çıkma ihtiyacınız 20 dk’da bir, saçlarınız dökülüyor… Tüm bunlar bacağını yaşatmak için ama olmaya da bilir. Bir bacak için tüm vücudunuz acı çekiyor. Uyku düzeniniz bozuluyor. Dışarıya çıkamıyorsunuz maskesiz. Hasta olabilirsiniz. İzole bir hayat. Evet, hepsi bir parçanız için, bacağınız için. Tüm bu acılara kafa tuttu Nesli. Sırf birkaç bölünmesi düzensiz olan hücrelere vücudunu ele geçirtmeyecekti. Acı çekti ve çekti…

Ameliyat zamanı geldi. Sabah 4’te girdi. Uyandığında saat 6.30’du. Bu kadar erken bitmeyeceğini biliyordu. Ameliyata girmeden önce yaptığı ayaklarını birbirine dokundurmak olmuştu. Uyandı, önce saati sordu sonra çarşafı attı üzerinden: Bacağı yoktu! Bağırdı, ağladı, kalbi çok acıdı. Bacağı için tüm vücuduyla, kalbiyle, ruhuyla, düşünceleriyle savaşmıştı ama olmamıştı.

Eve geldikleri gün balkona çıktı. Normalde çıkmazdı. Ve bir güvercin kondu demire. Fark etmişti ki onun da sol ayağı yoktu. Güvercin buna rağmen özgürlüğüne uçtu: Göklere. Bu tesadüf değildi işte. Hayat Nesli’nin savaşmasını istiyordu. Güvercini gördükten sonra hayatı yaşamak istediğini anladı. Zaten yaşamak için bacağıyla savaşmamış mıydı? İşte, hayattaydı. Ertesi gün her zamanki gibi rujunu sürdü, kısa kıyafetini de giydi bacağından utanmayarak alışverişe çıktı. Evet, insanlar baktılar ama her şey kendisini nasıl gördüğüyle alakalıydı. Başkaları bakar, atar, tutar ama ardında ne saklıdır bilmez.

Güzeldi hayat ama kanser hücreleri metastaz yapmıştı. Yani başka bir yere gidip çoğalmışlardı. Akciğerde küçük bir kist vardı. Üzülmedi. Küçük bir operasyonla alınabilirdi. Alındı. Ama yine olmadı 3.kez kanser oldu. Bir gece nefes almakta zorlanırken uyandı. Annesine seslendi hastaneye gittiler. Tek kelime bile edemiyordu. Eğer müdahale edilmezse ölecekti. Bunu kulaklarıyla doktorlar konuşurken duydu. Kendini sakinleştirmeye çalıştı. YAŞAMAK İSTİYORDU. Akciğerinde daha geniş kitle vardı. Ödem de vardı. Ödemi yani suyu çıkartmaları için kaburgalarından deldiler. Bununla da yaşadı. Savaştı, savaştı, olmadı. Oldu Nesli, oldu. Ardından bir sürü gence ışık oldun. Kanserle savaşmasını sağladın, kilosuyla barışmasını. Zaten psikolog olmak istiyordun. Psikologların yapamadıklarını yaptın sen. Gönlün, ruhun hep rahat olsun. Daha ardından savaşacak çok kişi olacak. Unutulmayacaksın!

Neslican’ın iki şansı vardı. İlki ailesiydi. Onu seven, her zaman güldüren. Diğeri de kendisiydi, savaşçı ruhlu kendisi. Hatta çoğu zaman ailesini teselli eden o olmuştu.

Neslican’ın üzerine yazılması, düşünülmesi gereken çok şey var. Kısaca bahsetmeye çalıştım. Eğer okuma imkanınız olursa Yaşım 19 kitabını okumanızı tavsiye ederim. Yine kısaca üzerimdeki etkisini anlatmaya çalışacağım.

Sadece bir nefes… Bir nefes almak için savaştı Nesli. Hayatta olmak başlı başına bir mucizeymiş aslında. Gülmek, yürümek, acısız uyumak, saçlarımız. Hani bazen içinde bulunduğumuz durumlara söveriz ya. Taa ben senin… uzar da uzar. Uzat nereye kadar? İçinde bulunduğumuz ortam ne ve nasıl olursa olsun savaşmaktan vazgeçmemeliyiz. Ailemiz, arkadaşlarımız, sağlığımız… her şey olabilir. En azından ölürken elimizden geleni yaptığımızı bilerek, içimiz rahat ölürüz.

Anda kalmanın önemini de anladım Nesli’yle. Her an her şey olabilir. Başıma taş bile düşebilir, bir ay sonra o ağrı benim de bacağıma saplanabilir ya da bir kazada ölebilirim… Çok varsayım var. O zaman geçmişten ders çıkararak geleceği pek fazla düşünmeden şimdinin nasıl verimli geçmesini sağlayabilirim konusuna odaklanmalıyız kendimiz olarak. Sosyal medyaya sırf bir fotoğraf atmak için kendimizden vazgeçmeyerek.

Bakıyorum da yalnızlık nedense bazıları için utanç verici bir şeymiş gibi algılanıyor. Kaçamayacağım tek varlığım kendim olduğuna göre kendimle vakit geçirmekten kaçman ne kadar doğru? Kendimi tanımadan başkasını sevdiğimi sanmam, yalandan davranışlarda bulunmam ne kadar gerçekçi!

Kendinizin olduğu anlarda mutlu olmanız, kendinizi sevmeniz ve Nesli için de sol bacağınızı sevmeniz temennisiyle… İyi sevin kendinizi.

Şaziye KAPLAN

YouTube:Dt.Şaziye KAPLAN

‘’Eğer ben kanser için seçildiysem onu yenecek güce sahibim demektir.’’

‘’Önemli olan dibe batmak değil, dipten nasıl çıktığındır.’’

Neslican TAY

 İzlemek isterseniz:

yazar

Yazar: Dt.Şaziye KAPLAN

''Her insan mükemmeldir.'' -MAVİ-

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.