Istanbul, Turkey - May 3, 2016: The people walking beside the old historic building Istanbul, in the Besiktas district, street çırağan ranging from Besiktas Ortaköy Square.

Yaşanmış Gibi Yaşanmamış Bir Hikaye

Kulaklarımızda Mabel Matiz’in “Öyle kolaysa” şarkısı vapurdayız. Aylardan Kasım hava serin tabi deniz ise dalgalı… Kadıköy’den kalkan vapurumuz Beşiktaş iskelesine yanaşırken denizanaları gözümüze çarpıyor tam bir mahalle oluşturmuşlar. Büyüğünden tut küçüğüne kadar hepsi orada sanki düğün var denizin dibinde. Onlara dalmış bakarken PAT diye vapurun yanaşması ile ufak bir Noluya! Yaşıyoruz. Biz dışardayız ama içeride oturan tayfa inmek için hafiften kıpırdanmaya başlıyor. Biz ise acele etmiyoruz çünkü biliyoruz ki nasılsa gideceğimiz Deniz Müzesi hemen kapanmıyor oradan çıkışta yürüyeceğimiz Beşiktaş ağaçlı yol ise hep orada gittiğimizde selamlayacağız onu Sadri Alışık gibi… Neyse işte, vapurdan en son biz iniyoruz… Ellerimiz soğuktan üşüdü tabii montumuzun cebine sokuyoruz hemen. Yüzümüzdeki maske ise atkı görevini görüyor… Hazır Beşiktaş ’a geldik müze öncesi bir dürüm mü yesek ya? diye kararlaştırmaya çalışırken ayaklarımız bizi Beşiktaş Dürümce’e götürüyor. İçerisi bir hayli kalabalık buraya ilk üniversitede iken arkadaşım Gizem ile gelmiştim o anı hatırlayıp Gizem’i anıyorum… Midemizi iyice mutlu ettikten sonra hadi kalkalım diyerek Deniz Müzesi’nin yolunu tutuyoruz. Beşiktaş sokakları kalabalık ve hareketli nabzını koruyor. Beşiktaş’ın havasını seviyorum sokak hayatı olsun vapuru ile, otobüsü ile, Akaretler Yokuşu ile gönüllerin sultanı. Beşiktaş’ı görmesi yaşaması ise bedava ille de milyonlar ödemenize gerek yok ödemeden de mutlu ediyor…

okur

Yazar: Irem-Surel

Blog OkurBlog Yazar

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.