in ,

Yaşamak

Hayatın ne kadarını göze alırsan o kadarını yaşayabilirmişsin meğer. Göze alamadıkların imtihanın olurmuş. Göze almaya cesaret bile edemediklerin ise gözyaşın, yürek sızın…Ne kadarını göze alabildik ki yaşamanın? Bize verilen şu kısacık ömrün ne kadarını cesurca, doya doya yaşayabildik? 

Ölenlerin ve yaşamakta olanların çoğu yaşamak için yaşadı. Bu dünyadan hafif adımlarla iz bırakmadan geçti. Yaşamak için yaşamak böyle bir şey… Hayata rağmen yaşamak ise çok daha derin bir mevzu. Hayatın engebelerine, yokuşlarına ve çukurlarına rağmen doludizgin yaşayabilmeyi öğrenmeli insan. Herkes göze alamaz yaşamayı. Ne çok sert ne de çok hafif adımlarla, iz bırakabilecek kadar yaşamayı becerememiştir yaşadım diyenler… Ne hatırlanmayacak kadar hafif adımlar atmalı yaşarken ne de derin bir iz hatta yara bırakacak kadar dengesiz yaşamamalı insan denen mahlukat. 

Yaşıyorsan güzel, çirkin, kederli, sevinçli ne varsa sen gittikten sonra da nezaket ve hoşgörüyle anılmalı. Göze aldıkların bir ömür boyu hayata direnişin olmalı ve ömür sona erse bile göze aldıkların unutulmamalı…Yaşıyorsan bencilce, hoyratça değil! Kendini düşündüğün gibi insanlar için, hayvanlar hatta dalda sararıp solmak üzere olan bir yaprak için bile birşeyleri göze alman gerekir. Sadece kendini düşünerek geçmiş ömür, ömür değildir. Yaşamayı göze alıyorsan eğer başkaları için de hayatı göze alarak yaşamayı öğrenmek erdemdir. Er ya da geç her ömrün her nefesin bir sonu varsa eğer bırakılan izler, dokunulan hayatlar naif bir güzellikte olmalıdır. 

İnsan olmak kolaydır, ama insanca yaşamak herkese nasip olmaz. İnsanca yaşamak için zaten tüm bu direniş, başkaldırı… İnsan olma uğraşımız için geçen koca bir ömür. Kendini yaşıyor sayabilmen için etrafındakileri yaşatabilmelisin önce. Hayata dair ne varsa sen hâlâ hissedebiliyorsan hepsini göze almışsındır ve hiçbir şey için geç kalmamışsındır. Hâlâ uğruna çabalayabilecek bir ömür varken elinde içindeki tüm duyguları etrafına da akıtmalısın, içindeki cesareti dışındakilere taşırmalısın.Göze aldıklarınla yetinmeyi ve tercihlerinden memnuniyet duymayı bilmelisin. Ayağına taş gözüne yaş değse bile kendin olmalısın ki yaşamayı göze aldığın süre bittiğinde toprak seni geri alırken gurur duyabilsin. Yaşadıklarınla, hissettiklerinle, dokunduğun tüm hayatlar ve anılarla seni bağrına bassın diye…

Öyle bir yaşa ki tüm ölüler ve doğmakta olanlar senin izlerinin olduğu bir dünyada oldukları için minnet duysunlar ve onların olduğu dünyada yaşama şansına nail olduğun için öyle bir minnet duy ki geçtiğin yollar tüm insanlıkla bütünleşebilsin…

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.