Yalnızlık Üzerine

Yalnızlık nedir sizce? Duvarlar ile konuşmak mı yoksa duvarlardan cevap duymak mı? Yalnızlığı hep kötü ve negatif bir anlamda kullanıyoruz. Halbuki yalnızlık, insanın kendi kendine kalmasıdır. Her ne kadar beynimiz bizimle her yere gelse de. Aslında “yanımızda kimse yokken yalnızız” düşüncesi bence yanlış. Yanında kimse yokken değil zihninde kimse yoksa yalnızsındır. Hep düşündüğünüz veya sökü atamadığınız en ufak bir düşünceye veya isme veya yüze sahipseniz yalnız değilsinizdir. Yalnız kalmak, düşüncesiz, fikirsiz ve amaçsız kalmaktır bana göre. Yani bütün olay beyinde. Yanımızda, çevremizde insanlar hatta kalabalıklar olabilir. Beyin mekanizması çevreyi değil kendini anlatır bize. Biz kalabalık insan selleri içinde dahi olsak, beynimiz daima -bizim haberimiz olmadan- bir şeyler düşünür. Bunu bize her an nerede olursak olalım belli etmez. Gece olur, hava kararır, yıldızlar penceremize dolar. Ve sonra uyku tutmaz. Sanki kötü bir şey varmış hissine kapılırız öyle bir şey olmasa bile. Yataktan çıkarız ve o düşünceyi bulmaya çalışırız. İşte tam o anda beyin bütün düşünceleri sayıp döker önümüze. Engel olamayız. Çözemeyiz. O negatif düşünceler bütün gece bizi uyutmaz.

Gece demişken neden özellikle gece diye merak ediyorsunuzdur. Açıklayayım. Gece kavramı insan için çok önemlidir. Yalnızca saat olarak değil duygusal bir bağlamda düşünülünce gece, aslında birçok şeyin anahtarıdır. Kötü düşünceler de gece bizi rahat bırakmaz pişmanlıklar da yalnızlık da. Hepsi gece çöker üstümüze. Yalnızlık, bana göre gecedir. Karanlıktır. Bir tek sen uyanıksındır. Herkes uykudadır. Ama bilirsin. Perdeyi bir aralayıp dışarı baksan gökyüzünde milyonlarca yıldız var. Belki dolunay var. Ama perdeyi ısrarla açmıyoruz. Yalnızlık, bizi boğmak isteyen bir yılan gibi boğazımıza sarılıyor ve biz de onu söküp atamıyoruz. Yalnızlık kadar kötü bir şey varsa o da yalnızlıktan kurtulamamaktır.

Çevremizde insanların olması önemli değildir. Eğer kafanda kötü bir düşünce varsa o düşünce elbet bir gece açığa çıkar. Kaçamayız. İnsan, yalnızlık üzerine programlanmıştır. Yalnızlığı sevmeyiz fakat yalnızlıktan da ölmeyiz. Kısır bir döngü bizimkisi. Acı veren yalnızlık zamanla hoşumuza gider. O nefret ettiğimiz, sevmediğimiz yalnızlık yerini bir yaşam biçimine bırakır. Artık bir yalnızızdır. İnsan ilk başlarda yalnızım ve kimse olmayacak dediğinde kalbinde ince bir acı hissediyor. Gerçekten bir bıçak gibi saplanıyor bu düşünce yüreğimize. Ama ne oluyor biliyor musunuz? Aylar yıllar geçiyor. Bir bakmışsınız ki artık ben yalnızım ve kimse olmayacak dediğinizde kalbiniz acımıyor. Alışmak. Yalnızlığa alışmış yürekler acımaz. Yalnızlığa alışmış yürekler, içinde bir başkasını istemez. Sadece kendisi vardır. Başka hiçkimseye ihtiyacı yoktur. Çünkü biliyordur artık. Bir şeyin çok net farkındadır: Kimse yokken de ölmedim.

Sonuç olarak yalnızlık gecedir demiştim ya tam da böyle. Gece 12’de başlar yalnızlık. Kendine itiraf ettikçe canın yanar. Saatler geçer. Sabah olmaya başlar. Kabullenirsin. Kalbin acımaz olur. İşte o an güneş doğar. Yalnızlığı kabullenmek, insanın gecesinde tan yerinin ağarması demektir…

okur

Yazar: Kerem-Dogan

Blog OkurBlog Yazar

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.