Ya tipi dinmediyse?!.

şimşek ve gök gürültüsü altında şemsiyeli adam

Yazmaya gelince lal kesiliyor bu eller, bu akıl,bu dil… Bilmiyorum neden sadece bakakalıyorum kağıda ve elimdeki kaleme. Ama artık karar veriyor ve başlıyorum yazmaya. Kaç gündür kafamın içinde ‘ Mahmut Yesari’nin yazdığı  ‘Tipi Dindi’  kitabında geçen bir cümleye yer var sadece. ‘’Acı şeyler Haluk; fakat gerçek! ‘’ Tevfik fikrete ait diye biliyorum ama benim beyin işte. En olmadık bilgiyi en olmaması gereken bilgiyle raks ederken buluyorum. yanlışlıkla basılmış bir çifte benzetiyorum bazen. Elinde çarşafla kendini kapatmaya çalışan bir kadın gibi. ‘’Acı şeyler Haluk; fakat Gerçek” tam diyorum çok keyif alıyorum bir muhabbetten kahkahalarla gülüyorum, “Acı şeyler haluk; fakat gerçek.’ elimde harika bir işi, bir gömleği bitiriyorum mesela, tutuyorum gömleği üstüme ve bakıyorum aynaya, ‘Acı şeyler haluk; fakat gerçek!’ Bir kedi oynaşıyor yerde, bir kumru konuyor pervazıma, kahvede bir yudum telve ve ‘Acı şeyler haluk; fakat gerçek’

Nasıl bir yaşanmışlık sığdırdın bu bir cümleye ey Tevfik Fikret! Ya da sadece söylemesi hoşuna gitti de öylece çiziktirimiverdin?!. Hatırladığım kadarıyla oğlun Haluk’un vefatının ardından yazmışsın. Çok mu sevdin? Yoksa edebiyatına malzeme çıktı diye mi sevindin? Vicdanın yandı tutuştu mu? Yoksa timsah gözyaşları mıydı ağlamaların? Hani bir padişah varmış. En mutlu olduğu anda bunun geçici, en üzüntülü anda bunun da geçici olduğunu, daim Öte Taraf’ın olduğunu hatırlatması için adamlarına birşeyler tasarlamalarını istemiş. Onlarda üzerinde ‘Bu da geçer Ya Hû! ‘ yazan işlemeli bir yüzük tasarlamışlar. O yüzüğüne kazılmış, ben beynimin dehlizlerine, sayısını bilmediğim, kapılarını açınca başıma iyi mi kötü mü neler geleceğini bilmediğim odalıklarıma kazıdım.
“Acı şeyler Halûk; fakat gerçek!”

Dua var ya bir tane ” Her iki cihanda da af, afiyet ve bağışlanma nasıp et !” diye. Nankörlük yapamam Rabb’im, birçok konulardan dolayı içim rahat ama bazı konular var işte… Ötelere zaten sığdıramadığım ama zaten bu dünyaya da yakışmayan bazı konular… Acı mevzular ama gerçek! Gerçekle hayali tartışmak istediğim ama kitapların gerçekliğinin bile ruhuma zor geldiği acılar… Kitap olsa, okusam, biraz üzülsem sonra da; Eee, kitap işte! ” deyip başka bir kitapta başka bir hayata başlasam. Bazen, kafamın şar tellerinin attığını hissediyorum.çünkü, hatırlmam bir çok olayı. ”Aaa! o da mı varmış ?!” deyip de şaşırırım. Kimi kitapları okurken yaşarım bunu işte. Çok fazla yaşarım o kitapta ve kendimi unuturum. ben o kitap olurum. kitap ise çoktan beni sarmış. ama bitti o kitap işte, dönmek gerçek dünyaya, ağzımdan sadece bir cümle çıkar; ‘Acı şeyler Haluk; fakat gerçek’

Bazı zamalarda elime kalemi alıp da yazabildiğim günlerde şükrederim. Sanki başımda bir musluk takılmış da, o musluk açılmış ve kafamın için şırıl şırıl boşalıyor, rahatlıyormuş gibi olurum. sanki o tüm kafamın içindeki kavga bir anlığına kaybolurmuş gibi. Kalem ya da klavye. Kağıt ya da dosya. Hangisi bir apıysa öte diyarlar, işte ben de oradayım bir kelime ile açılan sonsuz diyarlara.

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

13 yorum

Yorum Yazın
  1. İnsanlar, yazıları okurken kendileri adına diğergâmlık yaparlar…
    “Sanki başımda bir musluk takılmış da, o musluk açılmış ve kafamın için şırıl şırıl boşalıyor, rahatlıyormuş gibi olurum.” cümlesini defalarca okudum… Kendimi buldum…
    İnsan kendisini nerede kaybederse, orada bulurmuş…
    Elinize sağlık …
    V.Tanaltı

  2. güzel bir yazı olmuş. lakin sonu biraz eksik gibi. tamamlarsanız çok daha iyi olacak. başarılar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.