Ya Sonra?

Sonra ne oldu biliyor musun? Biraz sessizlik oldu. Aradığım sakinliği bulduğumu sandım ve sevindim. Başladım yazmaya. Yazdıkça içim açıldı. Yazdıkça zihnim açıldı. Zamanla göremediğim her şeyi görmeye başladım. Satırlar sayfalar defterler bitirdim. Yazdıkça yazasım geldi. Bıkmadan, usanmadan yazdım her şeyi. Kötü günlerimizi anlattım önce çünkü insan anlattıkça rahatlıyordu bense yazdıkça. Yazdıkça rahatlıyordum çünkü hiç kimse beni senin gibi anlamıyordu. Her yazışımda seninle konuştuğuma inanıp daha bir istekle yazıyordum. Zamanla sana olan dertlerimi sıkıntılarımı atlatmaya başladım. İçim her geçen gün biraz daha rahatladı. Ben rahatladıkça kötü günler azalıp bitmeye başladı. Bunun mutluluğuyla kötü anılar yerini yaşadığım mutlu günlere bıraktı. 

Sonra ne oldu biliyor musun? İçimi bir hüzün kapladı. Zira yazarak anlattığım her kötü anımız için kendimce çözümler bularak buna seni ikna ediyor ve her şeyi çözüyordum. Bu duruma hem seni hem de kendimi ikna edebiliyordum. Ama durum mutlu anlarımızı yazmaya geldiği ilk gün burkuldu içim. Çünkü en güzel anıları da artık kendimle paylaşmak zorundaydım. Sana kıyamadığım her hatırada defterlere satırlara kelimelere hakaretler yaz(ğ)dırabiliyordum ama mutluluğu artık bir defterle paylaşacak olmak, seni mutlu göremeyecek olmak bana yazdığım her mutlu hatıra için göz yaşı olarak geri dönecekti. Öyle de oldu. Kötü anıların sıkıntısı bittikten sonra tıpkı söylediğim gibi mutluluğumu da artık yazarak paylaşıyordum. Başlarda yaşadığım sevinç tahmin ettiğim gibi yerini hüzne ve kedere bıraktı. 

Sonra ne oldu biliyor musun? Düşündüm. Yazdığım her hatıra seninle başbaşa geçiyordu. Kötü anıları başkalarına anlatamıyordum ya hani beni sadece sen anlarsın diyerek, merak ettim acaba kötü anılar geride kaldığına göre senin mutluluğunu başkalarına anlatarak rahatlayabilir miyim? diye. Çünkü dedim ya. Güzel şeyleri seninle ama sensiz yaşıyor olmak, mutlu olduğunu göremiyor olmak kötü şeyler yaşamamızdan daha çok acıtıyordu canımı. Hatta bir gün şunu demiştim “gel, yine birlikte mutsuz olalım. Bana seni sensiz yazacak günler bırakma nolursun”. Tabi sen yoktun ama sor defter anlatsın. 

Düşündüğüm gibi yaptım. Kötü anıları defterde bırakıp güzel anıları paylaşmaya başladım. İnanmazdım mutluluğun paylaştıkça insanları güzelleştirdiğine. En büyük kötülüğü yaptığımı bugün anlıyorum. Herkes güzelleşti çevremdeki. Daha önce seninle yaşadığım mutluluk bana senden başka hiçbir şeyi göstermezken artık içime sığdıramadığım “sen” herkesteydin. Herkesle paylaştım seni. 

Sonra ne oldu biliyor musun? Birisi tanıdı beni. Hiçbir şey söylemeden anladı defterde yazan bütün kavgalarımızı. Başta fark edemedim onun sana ne kadar benzediğini. Sonuçta sen yoktun ve üzerinden çok zaman geçmişti. Sen nasıl olsa her yerdeydin ve sen nasıl olsa herkesteydin. Bir gün bir yerden çıkabileceğin aklıma gelmiyordu bile. Zaman ilaç mıydı yoksa anlattıkça güzelleşiyor muydu hayat? Hayatım.. diyemediklerim..

Sonra ne oldu biliyor musun? Bir gün o yabancı kalbimi acıttı. Hem de nasıl olduğunu anlatsam bana çok kızarsın. Bir arkadaş ortamında rastlaştık onunla ve bir şeyler karaladığını gördüm. İlgimi çekti merak edip sordum. Ayrıldığı sevgilisinden ardında kalan güzel anıları yazdığını söyledi. Neden güzel anıları yazdığını, kötüleri neden yazmadığını sordum. Bana verdiği cevap için özür dilerim. Dedi ki “benim yazmaya başlamam ayrılığın üzerinden zaman geçtikten sonra başladı. Başlarda yazmayı sevmez beceremezdim. Ayrılırken ona olan öfkemden aldığı her şeyi yok ettim. Geride kalan yılları anıları her şeyi bitirmek istedim ve silebildiğim, çöpe atabildiğim ne varsa yaptım. Aradan biraz zaman geçmişti ki onu başka biriyle gördüm. O gün yapabildiğim tek şey ona uzaktan bakabilmekti. Eve geldiğimde bana ondan geriye hiçbir şey kalmadığını fark ettim. Yaşadığım ne varsa her birine ihanet etmiş ve bitirmiştim. Oturdum ve yazmaya başladım. Ayrıldığımız zamanki öfkem artık kalmamıştı ama sevgim hala duruyordu. Sakin bir kafayla düşündüğümde ona dair yazabileceğim kötü bir anım olmadığını fark ettim. En kötü günümüzü yazarken gülümsüyordum. Sonra ağlamaya başladım. Anladım ki kötü anılar göreceli olduğu gibi yanıltıcı da olabiliyormuş. Şimdi her kötü anı gözümde güzel bir anı”. Daha sonra kendimi düşündüm. Sana dair yazdıklarım hep kötü şeylerdi. Eve geldim ve yazdıklarımı okuduğumda onun ne kadar haklı olduğunu gördüm. Çünkü okurken gülümsüyordum. Gözümün önünden geçti seninle kavga ederken bana söylediğin cümleler. Hem gülüyor hem de ağlamaklı oluyordum. Zaten göz yaşlarımı daha fazla tutamadım.. “belki de sen haklıydın” cümlesi yerini acı acı, ağlamaklı ağlamaklı “sen haklısın” haykırışlarına bıraktı. Ne yazık. Sen yoktun. Oysa ben herkese mutluluğumu anlatıyordum. 

Ve bir karar verdim. Kendi nezdimde kötü diye nitelendirdiğim anılar nasılsa bitmişti. Artık başkalarına anlatmak yerine sana anlatacaktım güzel olan her şeyi ki artık kötü bir anımız olamazdı. Her şey güzeldi seninle olan. İşte bir diğer kalp sancısını burda yaşadım. Ne büyük haksızlık… Saatlerce elimde kalem yazacak bir kelimeyle cümleye başlamayı düşündüm. Saatler geçti..sonra günler.. Dinlediğimiz şarkıları düşündüm açtım ve dinledim. Sahi bu şarkıyı bana sen mi önermiştin yoksa ben mi sana? hatırlayamadım. 

Sonra ne oldu biliyor musun? Üzülmekle mutlu olmak arasında bir boşluğa daldım. Hiçbir duygu hissedemeden duvarları izlediğim günler başladı. Bir yandan da bir yabancının bana anlattığı şeyleri dinlemeye devam ettim. Başlarda mutlu olan anılar tıpkı artık yazdıkları gibi kötüye doğru gidiyordu. Her anlattığında bana denk geliyordu. O boşluk ikimize de iyi gelmeyecekti. O anlattıkça ben dinledim. Dinledikçe sakinleştirmeye çalıştım. Biliyordum neler yaşadığını. Yaşamasını istemediğim şeylere engel olmaya çalıştım. Kendi yaralarımı sarmayı bırakmış onunla ilgilenmeye başlamıştım. 

Sonra ne oldu biliyor musun? Eve geldim bir gün ve yazdıklarımı en başından itibaren okudum. Sen orada yoktun. Defteri bırakıp duvarlara boş boş bakmak istedim ama yapamadım. Çok geç olmuştu. Saat mi? Hayır. Saat erkendi ama vakit çok geçti… Senin için, benim için, bizim için.. 

Peki bunları neden söylüyorum biliyor musun? Biliyor musun sonra ne oldu? Ah sevgilim… Bu o defterin son sayfası ve ben ağlamamak için kendimi zor tutuyorum. Yaşadığımız her hatıra için her güzel ve kötü şey için bana bıraktığın bu defter için ve etrafımda sana benzettiğim her şey için çok teşekkür ederim. Ben… Ben bugün.. Ben bugün o yabancıyla evleniyorum. Zor farkındayım. Unut, geçer, biter, zaman, iş bul… Milyonlarca teselliden geçti yolum. Hepsinde seninle yürüdüm. Dünya için ay, güneş, yıldızlar neyse sen de benim için oydun. Kafamı her kaldırdığımda ordaydın. Ama o gün yoktun. Beni artık terk ettiğinin hüznüyle güneşi, ayı ve yıldızları içimden bir sen geçerek terk ediyorum. Kalbimde kalan her hatırayla seni çok özlüyorum ve seni çok s…

okur

Yazar: C.O

Blog YazarBlog Okur

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.