Var Olmak Kaygısı

Burada, yazdıklarımı okuyan birileri var mı bilmiyorum. Bir-iki kişinin varlığına şahit oldum. Okuyanlar da göz ucuyla bakıp geçiyor mu yoksa gerçek anlamda sesimi duyuyor mu emin değilim. Hayatının hiçbir döneminde tam anlamıyla kendini açıklayabilmiş bir insan olmadım. Dünya birçoğumuz için öyle adil bir yer değil. Şayet yazdıklarımı okuyan ve sesimi bir nebze de olsa duyanlar varsa teşekkür ederim. Beni yalnız bırakmayıp sessizce destek olduğunuz için. Küçük bir kitleye de sahip olsam benim için büyük bir mutluluk olacak. Ve belki hayallerimi gerçekleştirmek adına atacağım adımların önünü açacak.

Karantina yavaş yavaş bitiyor. Açıkçası bu durumdan pek memnun değilim. Koronadan kurtulmak göğsümü hafifletiyor, evet. Ama üst üste gelen sorumluluklar yüzünden karantinanın birkaç ay daha sürmesini kabul edebilirdim. Akademik anlamda bir kariyer istiyorum ama bunun için savaşacak gücü henüz kendimde bulamadım. Okuyorum ama düştüğümde kalkacağımın garantisi yok. Kalkmak isteyecek miyim? Hiç sanmıyorum. Yaşamak için birçok şeyle mücadele edip bunca yılı geride bırakan bir insan olarak daha fazla çabalamaya gücüm yok. Şikâyet ettiğimi düşünenleriniz olacaktır. İstediğiniz gibi düşünebilirsiniz ama yıllar yılı güçlü olmak zorunda kalan ve bu gücü kendinden alan biri olarak savaşmaya mecalim kalmadı.

Beni, bu sonu gelmez bataklığın dibine çeken insanları karşıma oturtsalar öfkemden konuşamazdım herhalde. Eğer beni gerçekten dinleyecek birilerini bulursam muhtemelen konuşamayacak kadar çok susmuş olacağım. Birileri beni hiçbir zaman anlamamış olacak. Yaşadığım şuncacık ömürde iki ileri bir geri yol aldım ve şimdi durmuş, beni bırakmam için teşvik eden kahrolasıca insanlara bakıyorum. Hayatımın bir yerinden geçip gidecekler belki. Belki hayatımın en acınası hatıralarına adlarını altın harflerle yazdıracaklar. Kesin olan tek şey, hayatım boyunca onlara nefret ve öfke duyacağımdır. İnsanları sevmemi ve insana değer vermemi öğütleyen bütün öğretileri bir kenara bırakalı çok oldu. İnsan insanı öldürür. Bu gerçekle yaşamaya çalışmak yoruyor ama hiç olmazsa başka bir yalana daha inanmaktan seni alıkoyuyor. 

Var olmak istiyorum. Var olmak istiyorum ama bunu, içinde yaşadığım dünyada nasıl yapacağımı bilmiyorum. Nefes aldığım her gün yaşamaktan uzaklaşıp kendimi soyutluyorum. Başlarda bu bir seçim gibi geliyordu gözüme. Yalnız kalmayı kendi tercihim olarak görüyordum. Yanıldığımı, insanların arasına karışma sevdasıyla yanan göğüs kafesim sayesinde anladım. Ben yalnız olmak istemiyorum. Ben, bütün o kalabalığın içinde sahip olduğum tüm özgürlükle var olmak istiyorum. Başımı gökyüzüne kaldırıp nefes aldığımı hissetmek istiyorum. Dünya üzerinde varlığımı kanıtlayacak bir anı, bir hikâye istiyorum. Sahip olabileceğimden fazlasını istemiyorum. Hakkım olanı istiyorum. Buna rağmen her yeni gün, gözümü açtığım her yeni sabah daha fazla dünyadan siliniyorum. Elimde olanı da açgözlülükleriyle almaya çalışıyorlar. Bu savaşın galibi ben olamam.

Evde olmayı seviyorum. Dediğim gibi, kalabalığa karışmama bütün dünya el ele vermiş biçimde engel oluyor. Karantina sürecinde evde olmayı seviyorum. Beni yoran insanlardan uzakta kendimi gizlemek ve kimse tarafından rahatsız edilmemek hoşuma gidiyor. Yıllarca yorulup yıprandıktan sonra güzel bir dinlenme fırsatı olmuştu benim için. Onu da elimden aldılar. Üstelik burnumdan fitil fitil getirmeye ant içmiş biçimde. Her şeyi “Olsun.” diyerek kabullenebilen biri değilim. Hiçbir zaman da olmadım. Beni yoran ve yıpratan, sinirlerimi bozan, canımı sıkan, göğsümü sıkıştıran her şeye karşı baş kaldırmak istiyorum. Daha doğru düzgün yaşamayı bile beceremezken hem de. 

Derslerle boğuşmak beni yavaş yavaş yiyip bitiriyor. Evet evet, herkesin okulu ve bitmek bilmez ödevleri var. Biliyorum. Ama bilmek benim sırtımdaki yükü hafifletmiyor. Durmadan stres yapan zihnimle mücadele etmemi kolaylaştırmıyor. Aynı sorundan muzdarip olduğumuz insanlardan daha güçsüz ve tahammülsüz olduğum gerçeğini değiştirmiyor. Sahip olduğum sıkıntılar, stresler, kaygılar ve korkular birer birer üzerime basıp geçiyor. Savaşmaktan yoruldum ve aslını isterseniz savaşmak istemiyorum. İnsan, bunca yıl savaştıktan sonra nihayet huzura ereceğini sanıyor ve insan böyle sanarak nasıl da yanılıyor. Var olma çabam yavaş ama kesin bir şekilde eriyip gidiyor. Oturduğum yerden bakınca var olma kaygısı diğer kaygılarımın yanında küçücük görünüyor.

Günler geçip stres edecek nedenlerim artınca dönüp buraya geldim. Birilerinin okuduğunu umarak. Hâlâ okumaya devam ediyorsan şunu söylemek istiyorum: Sabrın için teşekkürler. Belki yazdıklarım umurunda bile değil. Belki boş ve saçma geliyor. Ama buraya kadar okudun ve bu bile benim için çok değerli. Yazdıklarımı büyük kitlelere ulaştırmak belki de en uzun süre ayakta tuttuğum hayal olabilir. Onu da yavaştan toprağa vermeye hazırlanıyorum aslında. Lakin görüldüğü üzre, henüz tam anlamıyla bu hayalden vazgeçmeye gücüm yok. Sudan çıkmış bir balık gibi çaresizce çırpınıyorum ve hiç olmazsa burada bir miktar okunuyorum. Görüntülenme sayıları fena değil ama onca görüntüleyenin arasında on-on beş kişinin bile içine dokunamıyorsam yazdıklarımın da pek bir amacı yok. 

Kimse seni duymuyorsa konuşmanın anlamı yoktur. Birileri elini tutmayacaksa yardım istemezsin. Kazanamayacağın bir savaşta kurban olmak üzücüdür ama insanlar, bunun seni sen yaptığını söylerler. İnsanlar birçok şey söyler ve pek azı doğrudur. Can sıkıcı. Yıllarca kafana kafana vurulan görüşlerin ve düşüncelerin içi boş birer kabuk olduğunu fark etmek fena hâlde can sıkıcı bir durum ama önemli değil. Yaşamaktan elini eteğini çekince hiçbir önemi kalmıyor. Kim ne demiş nasıl demiş, bunlar önemini yitiriyor. Duvara bakarken tek düşündüğün “Yaşamak nedir?” oluyor. Ve inan bana bunun cevabını verebilen yok. Varsa da inanma. Yalan söylüyor. Herkesin “yaşamak” anlamı farklı. Herkes kendi anlamını arıyor. Ben bulamadım. Anlamsız bir yaşama çabası içinde olmam da bundan kaynaklı.

Biraz içimi döktüm. Okuyan ve okuduklarıma anlam yükleyen varsa yorumlarda bana katılabilir. Yalnızlık insanın cehennemi.

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

2 yorum

Yorum Yazın
  1. sıkılmadan okudum ve her satırı bana doğru tutulan bir ayna gibiydi.
    yazına aktardığın duygularını ve daha fazlasının var olduğunu okurken hissedebildim

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.