PATRONA HALİL İSYANI

VAKI’A TAKRÎRİ ŞAKÎ PATRONA HALİL

“Bir şeyi bilmek için ayrıntılarıyla bilmek gerekir.

Bu da hemen hemen sonsuz olduğuna göre, bilgilerimiz

çoğu kez hep yüzeysel ve de eksiktir…” Lie Rochefocald

             PATRONA HALİL VE LALE DEVRİ

1690 tarihinde Avusturya şehrinin Horpeşte ilinde dünyaya gelen Halil, hayatında çeşitli farklı meslek  gruplarında bulunan ve Lâle Devrinin sonunu getiren bir isyancı ve aynı zamanda şakî [haydut] denilmektedir.¹ Halil’in en  çok severek yaptığı iş gemilerin ikinci kısmına bakmasından dolayı “Patrona” adlı unvanını alarak tarihte kendisini ve kaynaklarda “Patrona Halil Vâkı’a-sı” yazdırabilen bir kimsedir.² Patrona Halil, kişilik ve karakter bakımından sürekli alkol aldığının ve kötü alışkanlıklarının olduğu kayıtlarda belirtilmektedir.³ Lâle Devrinin kelime terminolojisi şu şekilde açıklanmıştır: “ 1718’de Avusturya ve müttefiki Venedik’le imzalanan Pasarofça Antlaşması’nın ardından başlayan uzun barış döneminde başta Haliç ve Boğaziçi olmak üzere iptilâ[Bir şeye karşı gösterilen aşırı düşkünlük, kendini alamayacak kadar tutkun olma, tutku]⁴ derecesine varan bir yaygınlıkta lâle yetiştirildiğinden ilk defa Yahya Kemal Beyatlı bu devir için Lâle Devri tabirini kullanmıştır. Tarihçi Ahmed Refik Altınay tarafından 1913 yılında İkdam gazetesinde tefrika edilen makalenin ve iki yıl sonra basılan kitabın başlığında kullanılan bu ad Osmanlı tarih literatüründe yaygınlık kazanmış, Osmanlı tarihinin bir zevk, eğlence, barış, yenileşme ve sivil reform döneminin başlangıcı olarak anlaşılmıştır.”⁴  Bu sebeple Osmanlı Devlet’i Aliye’si olarak kabul görülen Lâle Devrinde bilimin ve sanatın çabuk bozulmaları’ndan sebep olarak görülen  bizim isimlendirmiş olduğumuz “Vâkı’a Takrîrî Şakî Patrona Halil” isyanı olarak bilinmektedir.

Lâle Devrinde  Osmanlı Sultanları zevk-û sefâ(saray içi eğlence) içeresinde saraya kapandıklarından dolayı savaşlara ve çeşitli seferlere çıkılmayarak Osmanlı’da Duraklama Dönemi yahut Gerileme Dönemi olarak adlandırılmaktadır. Osmanlı Döneminde vergilerden muaf tutulan halkın durumu ve savaşlarda yenilgilerin artmasıyla beraber isyanların artmasına da sebep olmaktadır. Bu neden dolayı devlet adamları ve saray masraflarının geliri giderden az olmasından dolayı bazı uygulamalar da getirilse de bu uygulamalara uyulmadığını görmekteyiz. Lâle Devri aynı zamanda Batı tarzına uyum sağlanılmaya çalışılan bir dönem olarak bilinmektedir. Osmanlı Sultanları aynı zamanda devleti yönetmede çok zayıf oldukları için Devlet’i Aliyye’yi batmanın eşiğine gelmekte idi.⁵

Osmanlı Sultanı olan III. Ahmed ve hanedan üyesi olan Nevşehirli Damat İbrahim Paşa’nın sünnetsiz olduğu rivayet edilse de asıl olan bunu halkın bazı kişileri tarafından dedikodu halinde yayılmasına sebep altında yatmaktadır. Lale Devrinde ise bir rivayet yahut kaynaklarda işlev haline gelen Nedîm olayı da yer almakla beraber düzen ve savaşlarda ağır yenilgi alan Devlet-i ‘Aliyye gerilemeye doğru adımlarını ağır ağır atarak çökülüşe doğru ilerlemekteydi. Osmanlı Devleti’nin bu isyanın çıkmasında ilk 3 ana sebep altında  işlenmek üzere sizlere sade ve açık bir üslupla anlatmaya çalışacağım.

•Lâle Zamanında Osmanlı’nın Siyasi Durumu: Öncelikle Lâle Devrinde batılı tarzda yeniliklerin yapılması sonucunda Osmanlı’yı bir adım daha geride bırakmak zorunda kalmıştır. Osmanlı’da yeniliklerin öncüleri ve bu devrin temelini atan olay ise: Vâkı’a Takrîri Şakî Patrona Halil isyanı her şeyin öncülüğü olarak diğer kaynaklarda ise ‘Halk Ayaklanması’ olarak adlandırılmaktadır.⁶ Lâle Zamanında ise Padişah olan III. Ahmed ve Sadrazamı aynı zamanda ise damadı olan Nevşehirli İbrahim Paşa bu olayda birisi kurban olmaktadır diğeri ise tahtından olarak yeğeni olan I. Mahmut tahta geçecektir. Bu sırada Osmanlı dış nedenlerinden biri olan savaşları kaybetmesi, merkezi otoritenin tam oturtulmaması ve birçok faaliyetlerde bulunana yeteneksiz devlet adamlarının  devleti yönetmeleri halkı kışkırtma durumuna kadar gelebilmiştir.⁷ Osmanlı-Safevi ilişkilerinin iyice bozulması durumunda ve yeniden savaş olacağını düşünen Halil parası sadece  bir şeye yetebilen bir hırka almış olsa da savaş çıkmamış ve bu durum Halil’i sinirlendirmiştir ve bu durum ise işleri kızışmasına sebep olacaktı.⁸ Bu durum sonucunda halk sefalet içerisinde iken sarayda şölen düzenleyenler(zevk-u sefâ) yine Hanedan Üyeleri olacaktı.⁹

•Lâle Zamanında Osmanlı’nın Ekonomi Durumu: Saray halkının bütçe ve yemek masrafları çok az derecede ve özellikle III. Ahmed döneminde sarayda dengeli bir şekilde harcamalar yapıldığına dair karşı karşıyayız. Bu arada Batı ile ilişkilerini iyi kurmaya çalışan Osmanlı, büyük şölenler ve Batı’da ilk elçiliklerini açarak kendisini bir nebze olsun ilerleme kaydedebilmeyi başarabilen bir devlettir. “Paris’e, Viyana ve Moskova’ya gönderilen elçilerden sadece diplomatik ve ticarî antlaşmaları imzalamaları değil Avrupa diplomasisi ve askerî gücü hakkında bilgi edinmeleri de istenmiştir. Paris’e XV. Louis nezdine gönderilen Yirmisekiz Çelebi Mehmed Efendi başta eğitim olmak üzere Fransa’dan çok etkilenmiş ve bunu İstanbul’a taşımıştır. Bu arada ticarî ilişkiler de gelişmiş, iki ülke arasında yılda 500 ticaret gemisi gidip gelmiştir.”¹⁰ Bu arada Osmanlı sanat ve kültür alanında da çok iyi yol kat ederek medeniyetin bir simgesi olabilen bir devlet olabilmiştir. Buna en iyi örnek şu şekildedir: “Yenileşme politikasının en önemli göstergesi, Çelebi Mehmed Efendi’nin oğlu Mehmed Said Efendi ve İbrâhim Müteferrika’nın gayretleriyle 1727’de Müteferrika’nın İstanbul Yavuzselim’deki evinde kurulan matbaadır. Bir istihkâm subayı olan ve Osmanlı hükümetinden iltica talebinde bulunan De Rochefort, bazı askerî reform girişimlerinde bulunmuşsa da yeniçerilerin tehdidinden korkulduğundan bunda başarılı olunamamıştır. Bir Fransız mühtedisi olup Gerçek Dâvud Ağa adıyla anılan kişi de Şehzadebaşı’nda çağdaş anlamda ilk yangın söndürme kurumu olan Tulumbacı Ocağı’nı kurmuş (Râşid, V, 442), Boğaz güvenliği için Kızkulesi’ne fener konulmuştur. Bu arada tersane ıslah edilmiş ve ilk defa üç ambarlı gemilerin yapımına başlanmıştır. Teknoloji alanında, Seyyid Vehbî ve Mehmed Hâzin’in eserlerinde dönemin sünnet eğlencelerinde kullanılan ve içinde beş altı kişi bulundurabilen timsah şeklinde deniz altıdan da söz edilmektedir (Terzioğlu, XI, 265). Sanat ve edebiyattan hoşlanan Vezîriâzam Nevşehirli Damad İbrâhim Paşa dönemin ünlü şair, mûsikişinas ve sanatkârlarını etrafına toplamış, dışarıya el yazması kitap çıkarılmasını yasaklamıştır (Râşid, IV, 311). Asıl önemlisi, resmî bir tercüme heyeti kurularak Doğu’dan ve Batı’dan önemli eserlerin Türkçe’ ye çevrilmesidir (eserlerin listesi için bk. Aydüz, II/3 [1997], s. 143 vd.).”¹¹ Batı’daki gelişmeleri takip eden Osmanlı’yı derinden sarsacak bir isyan: ‘Vâkı’a Takrîri Şakî Patrona Halil’ idi.

•Lâle Zamanında Osmanlı’nın Dini Durumu: Osmanlı Devleti, sosyal bir devlet statüsüne sahip olan ve aynı zamanda birçok ırk ayrımı vs.gibi olaylarla rastlanılmadığı gibi kültürel bir imparatorluk haline geldi. Osmanlı, yaşayan halkının dini ve etnik yapısındaki konumu koruyarak dini bakımından ise sosyal bir statüye sahipti. Vâkı’a Takrîri Şakî Patrona Halil olayında ise gayrimüslimler bu olaydan çok rahatsızlanmış ve korkuya kapıldıkları için evlerinden hiç çıkılmadıklarına dair kaynaklara rastlanılmaktadır. Esnaf dükkanları ve İbadethaneler olmak üzere  Patrona Halil liderliğinde Ayasofya Vaizi İspirîzâde Ahmed Efendi tarafından bir fetva aldılar. Ayrıca Cuma günü çıkan bu isyanda İstanbul şehrinde ezan ve namaz kılınmamış esnaf dükkanları ise kapatılmış bulunulmaktaydı. ¹² “Bu ayaklanmacılar 28 Eylül Perşembe günü bayrak açıp şeriat için herkesi bayrak altına gelmesini istediklerini bağırarak şehre doğru yürüyüşe geçmişlerdir. Kapalıçarşı’ya Bayezid Cami’nin Kaşıkçılar kapısı yönünden yürüyüşe geçerek isyanı resmen başlattılar, Kapalıçarşı’ya girip esnaflara zorla işyerlerini kapattırdılar ve Kapalıçarşı’nın girişlerini tutup vatandaşın alışveriş için içeriye girememesini sağladılar. Patrona Halil İsyanı bir anda kalabalıklaşıp büyümeye başladı. Ana hedef Et meydanı oldu ve Patrona Halil ve grubu bu yeri kendilerine merkez seçtiler.”¹³ Aynı zamanda Patrona Halil ve isyancı grupla birlikte din adına neden görüp isyanı desteklemeleri için halkı kendi etrafında çağırarak birlikte  ayakta yürüyerek isyan halinde Et Meydanından haykırışlar ve öfkeli seslerin getirmiş olduğu manzara da halk biraz daha galeyana gelmekteydi. “Patrona Halil İsyanı başlayınca Yeniçeriler de isyana katılıp, şeriat için ayaklanan ve o geceyi sokaklarda geçiren isyancı halkın arasına katıldılar. 29 Eylül günü Patrona Halil ve adamları şehrin kontrolünü ele geçirmeyi başarmışlardı. Patrona Halil adamlarına talimatlar verip yağmalar ve baskınlar düzenleyip isyana katılmayan veya isyancıların uygun görmedikleri insanların öldürülmelerine başlandı. İsyanla birlikte Patrona Halil ve adamları şehirde kargaşalık yaratmayı ve çıkan isyana muhalif olacaklara gözdağı verip muhalefeti önlemeyi başardı.Patrona Halil ve adamları kendi karargahlarında bulunduğu sırada yanlarına gelen arabulucular ne istediklerini sorunca isyan sanki geçerlilik kazanmış gibi gözüktü. Patrona Halil ve adamları,  Nevşehirli Sadrazam Damat İbrahim Paşa ile birlikte bazı devlet yöneticilerinin öldürülmesi istediği belirtildi. III. Ahmet bu duruma el koymak için Sancak-i Şerif’in açılmasını ve müslümanların bu sancak altına toplanmasını emretti. Yapılan çağrıya uyan kişiler Patrona Halil ve adamları tarafından hemen yakalandılar.”¹⁴ Patrona Halil ve arkadaşları, isyan başarılı bir şekilde sürse de Osmanlı Sultanı III. Ahmed yerine I. Mahmud geçerek devleti yönetilme becerilerine sahip olduklarını sanmaktaydılar. “Padişah I. Mahmut yardımcılarına gizli kalmak kaydıyla bir toplantı ayarlamalarını ve yapılacak toplantıya Patrona Halil ve adamlarının da çağırılmasını emretti. Sarayda yapılan toplantıya katılan Patrona Halil ve adamları bir şekilde sarayın içinde birbirlerinden uzaklaştırıldılar ve bunun sayesinde ani bir baskın ile Patrona Halil ve yandaşları öldürüldü. Kendilerini dışarıda bekleyen adamlarıda yakalanıp idam cezasına çarptırıldı. Patrona Halil ve adamları yakalanıp öldürüldükten sonra, İstanbul’da çok sıkı emniyet tedbirleri alınmıştır. I. Mahmut’un iktidarıda , Patrona ve yandaşları öldürdükten sonra tam anlamıyla başlamıştır. Patrona Halil başlatmış olduğu isyan ile hem kendi canından olmuş hem de bir çok devlet görevlisinin hayatını kaybetmesine neden olmuştur.”¹⁵

VAKI’A TAKRÎRİ ŞAKÎ PATRONA HALİL HAKKINDA KAYNAKLAR:

•Destârî  Sâlih Tarihi

•Rūz- nâme

•BOA, Cevdet, Zabtiyye, no. 91/4543.

BOA, Cevdet, Dâhiliye, no. 5071/1-2.

Arzuhâl, Millî Kütüphane, Yz. no. A. 190, vr.

‘Abdî, Tārīḫ-i Sul ān Ma mūd Ḫān ibn Sul ān Mus afā Ḫān, Süleymaniye

Ktp. Es‘ad Efendi, no. 2153.

Köprülü-zâde Hâfız Ahmed Paşa, Defter, Köprülü Ktp. Hâfız Ahmed

Paşa, no. 352.

Köprülü-zâde Hâfız Ahmed Paşa (Ahmed), Rūz-nāme (‘İbretnümā),

Diyarbakır Ziyâ Gökâlp Yazma Eserler Ktp., no. 479/1.

Mustafa Sâmî Efendi, Tārīḫ-i Sāmī, Dârü’t-Tıba‘atü’l-‘Âmire, İstanbul

1198.

Selâhaddîn Salâhî Efendi, Destârî Sâlih Târîhi, nşr. Bekir Sıtkı Baykal,

AÜ DTCF Yay., Ankara 1962.

Şem‘dânî-zâde Fındıklılı Süleyman Efendi, Şem‘dânî-zâde Süleyman

Efendi Tarihi (Mür’ī’t-Tevārīḫ), I, haz. Münir Aktepe, İÜ

Edebiyat Fakültesi Yayınları, İstanbul 1976.

Unat, Faik Reşit, 1730 Patrona İhtilâli Hakkında Bir Eser: Abdi Tarihi,

TTK, Ankara 1999.

Vā ı’a Ta rīri (ed. Selim Karahasanoğlu), Politics and Governance in

the Ottoman Empire: The Rebellion of 1730 -An Account of the

revolution that took place in Constantinople in the year 1143 of the

Hegira-, Cambridge, Mass.: Harvard University, Department

of Near Eastern Languages and Civilizations, Harvard 2010.

A

VÂKI’A TAKRÎRİ ŞAKÎ PATRONA HALİL’İN SONUÇ KISMI

Osmanlı’da Askeri İsyanlar ve Darbeler halkın huzurunu refahını bozarak devletin gerilemesine sebep olmaktadır. Osmanlı Devleti, bir sosyal yapıya sahip iken hem iç hem de dış nedenlerden dolayı devleti ayakta tutabilmeyi zar zor başarabilen bir devlet olmasına rağmen halkın önemli bir konuma sahip olduğunu görebiliriz. Bu nedenle devlet yönetiminde zayıf olan devlet adamlarının ve hanedan üyelerinin zevk-ū sefâ içeresinde olduğunun aynı zamanda sarayda şölenler ve festivaller düzenleyerek devletin bütçe defterinde  düzenli ve ölçülü kullanıldığına dair  kaynaklarda yazılmaktadır.¹⁶ Sonuç olarak ‘her bir devlette çıkan bir isyan bazen bir savaşa doğru sürüklemektedir’.

YARARLANDIĞIM KAYNAKÇA

  • https://m-yeniakit-com-tr.cdn.ampproject.org/v/s/m.yeniakit.com.tr/amp/biyografi/patrona-halil?amp_js_v=a6&_gsa=1&usqp=mq331AQKKAFQArABIIACAw%3D%3D#aoh=16316265208344&referrer=https%3A%2F%2Fwww.google.com&_tf=%251%24s%20alan%C4%B1ndan&share=https%3A%2F%2Fwww.yeniakit.com.tr%2Fbiyografi%2Fpatrona-halil
  • https://drive.google.com/file/d/1kyzJloAaH9aBkn3pHS5ruZrgMtV52crF/view?usp=drivesdk
  • https://drive.google.com/file/d/1ky3BdLNVD9bxcFXnLFy0NFf7BmaGocg1/view?usp=drivesdk
  • https://istanbultarihi.ist/44-1730-isyani
  • https://islamansiklopedisi.org.tr/lale-devri

okur

Yazar: Umut-Idiz

Blog OkurBlog Yazar

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.