UYGURLARIN DİNİ İNANIŞLARININ TARİHSEL GEÇMİŞİ

Türk tarihinde  Gök tanrı inancını terk edip yabancıların  dinine inanan ilk Türk topluluğu Uygurlardır.

İslamiyet’ten önce Uygurlar ata dini olan gök-tengri inancından sonra, Manihaizm, Budizm ve Nesturi Hıristiyanlık dinlerine de inanmışlardır. 

Girdikleri Manihaizm dini iyi ata binen, iyi ok atan Uygur Türklerini yozlaştırmak, onların milli ve manevi değerlerini çökertmekten başka hiçbir işe yaramamıştır. Mani dini, avlanmayı, et yemeyi ve savaşmayı yasaklayan bir dindi. Aynı zamanda şehirli ve  bir tüccar dini idi. Bu yüzden Uygurları yerleşik hayata alıştırmış ama savaşçı özelliklerini kaybettirmiştir.

Manihaizm sonrası girilen Budizm(Burkancılık) ile Uygur Kağanları Buda’nın köhne akideleri ile Uygur Türk boylarına yeni bir nefes vermek istiyorlardı. Bu Uygurlar için inanç anarşisine giden yolu bütünüyle açmış ve beklenen dini huzur ve barış bir türlü temin edememiştir.

Uygur Türklerinin Nesturi Hıristiyanlığa girmesine Büyük Türkistan’da Nesturi oldukları bilinen ilk göçebe Türk kabileleri Kereitler ve Öngütler’in büyük etkisi  olmuştur.  Hatta Kereitler, Hıristiyanlığı Moğol hanının sarayına ve ailesine  kadar yaymayı başarmışlardır. Mangu, Kubilay ve Hulagu hanların annesi Kereit prensesi olup aynı zamanda gayretli bir Nesturi Hıristiyan idi .

Din konusunda oldukça hoş görülü olan Uygurların, Budizm ve Maniheizmin yanı sıra Nesturi Hıristiyanlığı benimsemiş oldukları bilinmektedir. Hatta bugün Diyarbakır Keldanilerine ait piskopos kütüphanesinde Garatu-Uriyang (Hıristiyan Uygurlar) padişahının kız kardeşi Orangul Sultan için yazılmış Süryanice el yazması İncil sayfaları bulunmaktadır.

Türklerin islamla tanışması 750’li, Uygurların 840’lı yıllarda başlar. 932 yılında Karahanlılar döneminde, Karahanlı Hükümdarının yeğeni  prens Satuk Buğra bir gece rüyasında beyaz bir tavşan görür ve bu tavşan aksakallı birine dönüşerek kendisini İslama davet eder. Sabah uyandığında da Müslüman olur. Abdülkerim ismini alan Satuk Buğra, Kaşgar’da bulunan 300 Budist tapınağını camiye çevirir. Daha sonra Tarım bölgesindeki Uygur şehirlerine seferler düzenler  ve  bu bölgelerin de Müslüman olmalarını sağlar. Bu dönemde Türkistan’daki’ Türk kavimlerinin büyük bir kısmı İslam dinini kabul ederek “İslam Medeniyeti” içerisinde bütünleşmişlerdir. Bu dönemde Kaşgar şehri Karahanlı sülalesinin dini, siyasi  ve kültürel bir merkezi olarak tarihe geçmiştir.

Satuk Buğra’nın İslam’ı kabul etmesinin ardından,  932 -1216 yılları arasındaki dönem Doğu Türkistan’ın altın devri olarak bilinir. Medreseleri ve öğretim kurumları ile ünlenen Doğu Türkistan, bu dönem boyunca dünyanın dört bir yanından gelen öğrencileri misafir etmiş, tarihe yön veren devlet ve bilim adamları yetiştirmiştir.

Hal-i hazırda yaşayan Uygurların tamamı Müslümandır ve Hui zu’lardan sonra bölgedeki en büyük müslüman kökendir. Modern Uygurların çoğu Sünni olmakla birlikte, Sufi ve Sufi olmayan gibi dini mezhepler de mevcuttur. Uygurlarda İslamiyet kimliklerinin değişmez bir parçası olarak görülür ama islami yaşayış değişik bölgelerde değişik özellikler gösterebilir. Güneydeki Uygurlar, özellikle Kaşgar, Hoten bölgesindekiler daha mutaassıptırlar. Örneğin Çin Hükümetinin başörtüyü yasaklamasından önce, Kaşgar’da kadınlar başlarını tamamen kapatan kahverengi bir örtüyle örterken bu örtünme tarzı başka şehirlerde görülmemekteydi. 

Bu bölgede yaşayan Müslüman Hui zular ve Uygurlar arasında da önemli farklılıklar bulunmakta ve ibadetlerini ayrı ayrı camilerde yerine getirmektedirler. Özerk bir bölgede yaşıyor olmalarına rağmen Çin hükümetinin Uygurların ibadet etmelerini engellediği ve bunun için birçok tarihi camiyi tahrip ettiği bilinmektedir. 

KAYNAKÇALAR

Yücel Tanay, URSAD 21/03/2017

Mehmet Atıf, Kaşgar Tarihi, 1911, s.11

Ildikó Bellér-Hann (2008). Community Matters in Xinjiang, 1880-1949: Towards a Historical Anthropology of the Uyghur. BRILL. pp.

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.