in

Umutsuzluğun Sessiz Resmi

Umutsuzum.

Aslında kısa olmasına rağmen korkunç bir cümledir bu. Bir insanın ruhunun ölüşüne şahit olmaktır. Gözlerimizdeki yorgunluğu hissediyor musunuz?Gelecek kaygısı içerisinde debelenip dururken, yapamayacağımıza inandırılmışken hareket edememenin zorluğunu biliyor musunuz?

Hareket edemiyorum. Daha iyi olabilmek için bir adım atmam gerektiğini biliyor olmama rağmen yere çivilenmiş gibiyim. Yaptığım şeyin hayatımı mahvetmek olduğunu bile bile bunu yapmaya devam ediyorum.Neden? Bilmem. Ben de bilmiyorum. Belkide kafamda var olan binlerce düşünce baloncuğu yapmak istediklerimden alıkoyuyordur beni.

Bundan önceki yazılarımı okumuş olanlar az çok hayatım hakkında bir fikir edinmişlerdir ama daha onları okumadan bu yazıyı okumaya başlamış kişiler için kısaca yeniden bahsedeyim. Ben üniversite sınavına üçüncü kere hazırlanan öğrencilerden biriyim. Hiç bir zaman başarısız bir öğrenci olmadım. Ona rağmen üçüncü kere hazırlanıyorum ve hayatımın bu kısmını geçemeyecek gibi hissediyorum.

Umudumuz kalmadı. İnancımızı ne yazık ki yitirdik. Omzumuza yüklenen yüklerin farkında olunmadan buralara kadar geldik. Ne yapacağımı, ne hissedeceğimi şaşırmış bir haldeyim. Kime suç atsam kimi eleştirsem bilmiyorum. Sadece derin bir kaygı içinde çırpınıyorum. Hayallerimin peşinden koşamayacağım gerçeği herkes gibi benide yıpratıyor.

Bu gençlik neden bu hale geldi diyoruz ya. Sahi bu gençlik neden bu hale geldi?

Hayalsiz büyümek ne demek daha önce hiç hissetiniz mi? Bunu benim nesilim dışında çoğu kişi anlayamaz. Hayalsiz büyümek gürültülü bir ormanda doğmuş hiç bir şey bilmeyen zavallı bir tırtılın yaşamı gibidir. Birer tırtıl gibi başlıyoruz bizde. Yavaş yavaş çevreyi keşfederek, öğrenerek, sürünerek. Bu evrede hayatımızda var olan insanlar,  isteselerde istemeselerde hayatımıza yön vermeye başlıyorlar. Yanlış değil. Daha önceden sahip olunan tecrübelerle hayat çizgimizi çizmeleri bizim için bir avantaj hatta. Ama öyle bir noktaya geliyoruz ki sanki karşımızdaki kişilerin doğruları bizim doğrularımız olmak zorunda. Ve onların yanlışları bizim yanlışımız olmak zorunda. Bu noktadan sonra hayatımız bizim olmaktan çıkana dek uğraşılıyoruz. Hayallerimizi başkalarının isteklerine göre şekillendirmeye başlıyoruz. Kararlarının doğruluğu konusunda ısrarcı olan tecrübe sahipleri karşı tarafı hiç dinlememeye, yaşı dolayısıyla düşüncelerini küçümsemeye başlıyor. (Herkes için geçerli değil ama bir çoğunun böyle olduğunu biliyorum.) Bu yüzden mutsuz olmaya başlıyoruz. Sözlerimiz önemsenmediği için etrafımızdakilere kırılıyoruz.  Hayallerimizin ve sözlerimizin küçümsendiğini düşünüyoruz. Sen bu yaşta ne anlarsın sözlerini duymak zorunda kalıyoruz. İçimize kapanıp artık bir şeyler anlatmamaya başlıyoruz. Hırçınlaşıyoruz, asileşiyoruz.

Bu süreçte bir sürü tırtıl hayalsizlik çukurunda boğuluyor. Sonsuza dek çirkin bir tırtıl olup yerde sürünmeye layık olduğuna inandırılıyor ve bum. Daha göz alıcı güzelliğiyle herkesi kendisine hayran bırakan bir kelebeğe dönüşebileceğini öğrenemeden hayatla mücadelesini kesiyor. Ölüyor.

Yanlış anlaşılmasın. Ölüm sadece fiziksel olmaz. Eskiden yapmaktan zevk aldığı şeyleri şimdi zevk alarak yapamamakta bir ölümdür. Yaşı küçük olmasına rağmen boş bakışlarını bir duvarda sabitleyip zamanı unutmakta bir ölümdür. Gözlerine baktığınızda gençliğin verdiği parıltı yerine mor halkalar görmenizde bir ölümdür. Ve uyku düzeninin kaygılar yüzünden bozulmasıda bir ölümdür.

Hırçınlıkla, asilikle, değer bilmemezlikle, aç gözlülükle yetişen nesilden ben dahil olmak üzere sizde rahatsızsınız. Biliyorum. Gençlerde var olan suçlarında farkındayım. Ama bütün suçu onlara yüklemenin doğruluğu konusunda emin değilim ben. Tek bir soru sorarak ve sizi daha fazla yormadan yazımı bitiriyorum.

Sevgili büyükler, bu yeni nesil kendi kendine mi yetişiyor?

okur

Yazar: Sena

Söylemek istediğim çok şey var,susmak istemiyorum

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

2 yorum

Yorum Yazın
  1. benimde 2. yılım .bende başarısız bırı hıc olmadım.Geçen yıl sonuç açıklandıgındaa gördüm ki umursamaz ,ders çalışmayanlar daha doğrusu emek vermeyenler ünideler ve sürekli hıkaye atıyorlar falan.bende işte ağlayarak ders çalısıyorum.emin ol alıcaz karsılıgını .bugun ya da yarın.fakat belırsız olanda yarına kadar umutlu bır sekılde yasayacak mıyız,tükenmeden devam edecek mıyız ,işste onu bılemıyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.