Ulu Sufi, Şemsi Tebrizi

   Semaya durdu içine döndü yoktu. Varlığına kavuştu andı fenâ. Makamsızlık Denizini arayan o Din Güneşi hiçbir Mürşidin hiçbir Alimin cezbesine kapılıp sabitlenemedi. Bir yerde sürekli kalamayan Şemsi Tebrizi cevapları zorda sorularla insanları bırakıp yeni doğuşlar için yola koyulur. Makamlar geçip mertebeler aşmış o söz hal ve keşif güneşinin aradığı kendi Kabesi idi. Ve dem o demdi doğuş geldi “Maksadına ulaşmak için Rum Diyarına git” Konyada iki Deniz buluştu. Sonrasında kelâmı dile getiren aşka düşmüş Rûmî miydi yoksa Anadolunun bereketinde Makamsızlığı bulmuş Tebrizin Güneşimiydi. Kaplar birleşti Kalpler taştı ve bundan sonra ne Şems olmadan ne Mevlana biline bildi nede Mevlanasız Şems anlaşılabildi.

   Şemseddin Tebrizi yani Tebrizli Din Güneşi lakaplı Şemsüddin Muhammed Bin Ali bin Meliktad Tebrizi 1186 yılı civarında Tebrizde doğdu. İlk Seyhinin Müritlerine Hırka giydirmeyen Melami Üstadı Sufilerden Ebubekir Selebaf olduğu söylenir. 14 yıl Şeyhine hizmet eder. Tebrizden ayrıldıktan sonra Bağdat, Şam, Halep, Kayseri, Aksaray Sivas, Erzurum ve Erzincan’a yolculuklar yapar. Zamanın Alimleri Flozofları ve Sufileri ile sohbetler yapar derslerine katılır. Kimya, Nücum (Astroloji), Riyaziyat(Psikoloji), İlahiyat(Teoloji), Hikemiyat(İslam Felsefesi), Mantık gibi ilimerde bilgi sahibi olan Şems sonunda aklî ve naklî bilgilerden sıyrılır ve Tasavvufu tercih eder.

    Şems taşıması zor o ağır yükle dolmuştur. Aktaracak tohumlayacak bir karşılık ararken Tebrizde dua eder. Sohbetini ağırlığını taşıyacak bir insandır muradı. O zat zahiri ve bâtıni ilimlerde bir derya olan Mevlanadır. 1244 de Konyanın deminde buluşurlar. Şems ve Mevlananın halleri Mürid ve Mürşid ilişkisinin ötesine geçer birbirlerine ayna olurlar.

   Onlar ne Mecnundu nede Divane. İlahi aşkın demiyle cebr eden aklın bütünlüğünde semâya durdular. O akılki içinde aşkıda taşır. Arayıp buldukları yaratılmışın en kıymetlisinin Herbir zerresine nakşedilmiş varlığın mührüdür.

   Mevlana nın Şems ile tanıştıktan sonra Medresedeki derslerini bırakması. Bütün zamanını Şems ile sohbete ayırması bazı müridlerinin şeylerini kendilerinden ayıran bu yabancıya karşı kin beslemesine yol açar. Bu gerilimden olsa gerek Şems 1245-1246 yılları civarında Konyayı terk eder. Mevlana mâtem tutanlara has siyah bir Fericî(Uzun kıyafet) giyerek inzivaya çekilir. Şems yaklaşık bir yıl sonra Konyaya geri döner. Eski kıskançlıklar son bulmuş gibi görünür fakat Aralık 1246 da ikinci defa ortadan kaybolur Şems.

    Şemsin akıbeti hakkında kaynaklarda farklı rivayetler vardır. Bir rivayete göre ölüm ayrılığıdır onlarınki. Şems başını Mevlanın küçük oğlu Alaaddinin çektiği bir gurubun tertiplediği suikast sonrasında ortadan kaybolmuştur. Bir diğer rivayete göre ise Şems, Mevlanayı manevi yolculuğunun yeni aşamalarında ulaşması için kasıtlı olarak terk etmiştir. Çünki derlerki “Aşk ateşi en iyi temizleyicidir. Yakar kavurur arıtıp temizler”.Belkide yola Şemşin sözü ile devam etmek en güzelidir “Kalp Ruha derki ; ben severim aşık olurum ama nedense acısını hep sen çekersin”. Ruhda cevap verir “Sen yeter ki sev”.

Kaynakça 

İsmet Yazıcı The Secret belgeli TRT arşivi 2015 ismetyazici.com

TC Konya Valiliği Konya İl Kültür Müdürlüğü 

konyakultur.gov.tr

Uluslararası Mevlana Vakfı 

mevlanafondation.com

Abdülbaki Gölpınarlı. Mesnevi Çevirisi. İnkılap Yayınları

Şefik Can. Divanı Kebir den seçmeler . Ötüken Yayınları. 

Fihi Ma-Fih Tercümesi. Abdülbaki Gölpınarlı. İnkılap Yayınları 

Mecalisi Seba Tercümesi. Abdülbaki Gölpınarlı. İnkılap Yayınları. 

Mehmet Nori Gençosman. Makalatı Şemsi Tebrizi tercümesi. Ataç Yayınları.

Şefik Can Mesnevi Tercümesi Nefes Yayınları

yazar

Yazar: Mastaura

Blog OkurBlog Yazar

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.