Uçurum

Nietzsche, bir uçuruma uzun süre bakarsan, onun da sana bakacağını söylemiş. 

Benim açımdan bu; hayata nasıl bakarsan o da sana öyle bakar anlamına geliyor. Sayısız bakışın sayısız uçurumu olabilir meselâ ve atlamak istersen de eğer tereddütsüz kucak açar, hatta keyifle çeker aşağıya.  

Öyle anlar vardır ki bağlar ya da koparıp uzaklaştırır her şeyden. Tek bir düşünce, bir pırıltı ya da zihin oyunu görünmez ancak yeri gayet iyi bilinen o çizgiyi geçirtiverir. Bir de bakmışsın uçurumun dibinde kendi cehenneminin zebanileriyle baş başasın. 

Ne kadar kaçınırsa kaçınsın herkes günün birinde o yarın başında bulabilir kendisini. Elbetteki maharet düşmekte değil, uçmakta. Değil mi ki yer çekimi kanatsız.

Felsefi, dini ya da her ne sistem içinde olursak olalım, neye baktığımızdan daha fazla nasıl baktığımız, ne anlattığından ise ne anladığımız önemli. Zira hayat biz ne kadarsak o kadar, anlam da o kadar.

yazar

Yazar: Özlem Pekcan

Okumayı sevdiği için yazar.

Kısa öykülerinden bazılarını Farkındalık Yazarlığı Atölyesi Tüy Dergi'de bulabilirsiniz.

Blogu: Goglar Kültür Sanat

Fransızca ve İtalyanca bildiğinden çeviri yapmayı da sever. Çevirdiği kitapları merak eder de okumak isterseniz:

Küçük Prens - Antoine de Saint-Exupéry (Fransızca'dan, Dorlion Yayınları, 2019)
Candide - Voltaire (Fransızca'dan, Dorlion Yayınları, 2019)
Prens - Niccolo Macihavelli (İtalyanca'dan, Öteki Yayınevi, 2018)
Güneş Ülkesi - Tommaso Campanella (İtalyanca'dan, Öteki Yayınevi, 2017)

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

2 yorum

Yorum Yazın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.