Turuncu

Size en sevdiğim renklerden biri olan turuncudan bahsetmek istiyorum bugün. Bütün hakikatiyle sevdiğim canım turuncu. Gözleri kocaman, kirpikleri bizim odanın perdesi kadar uzun olan turuncu. Çok da güçlü bir adamdan bahsedicem. Bazı insanların ne kadar zaman geçerse geçsin gönlümde yerinin değişmiyor olması zaman zaman kalbimi hırpalıyor. Olsun. Hırpalasın. Çok sevdiğiniz bir insanın büyüdüğüne uzaktan şahit olma durumu insanın canını fena sıkıyor. “Her şey başka olabilirdi” cümlesini şu yaşam denen zıkkımda çok az tüketen ben; her şey çok başka olabilirdi diyerek iki yıl rüyalardan ağlayarak uyandım. Beraber büyüyebilirdik, beraber ağlar sonra biraz da gülerdik. Çünkü bizim gülmek için bahanemiz hiç bitmezdi. Bazen olmuyor, birden hiç olmadık yerde, hiç olmadık şeyler hayatınızı değiştirebiliyor ve her şeye geç kalabiliyorsunuz. Beni çok üzen olayları kendime anlatmayı daha çok seviyorum, laf aramızda madem; bir gece uyumadan önce  inanır mısınız odamın içi keşke’lerle doldu taştı…Keşke o telefonu kapatmasaydım, keşke o otobüsten inseydim, keşke İstanbul’a döndüğümde kapısına gitseydim, keşke kendisinin olduğu duruma bir ayna tutabilseydim  gibi gibi…Anne, bana büyük boy haksızlık ettiler. Bense elbette alayına kırgınım. Eşyalar, hayaletler, insanlar ayıp ettiler bana. Beni kırıp içimde ne  var diye baktılar. Şimdi ne ben tam anlamıyla suçluyum ne de o tam anlamıyla  suçsuz. Şu cümlenin içerisinde bile “tam” mevcutken, biz seninle nasıl ayrı ayrı. Biz seninle nasıl bu kadar yarım… Sen nasıl orda, ben nasıl burda…Bugün birden bire aklıma düştü ve sesini unutmuş olduğumun farkına vardım. Koydum başımı çalışma masama, göz yaşlarımla temizledim masamı, zaten bizim abla iyi temizleyemiyor. Bakma sen ağladığıma, iyi oldu. Birhan Keskin’in de dediği gibi; “Birlikte bir masala inanmak  istedim ben seninle, sadece bu. Sen beni tek, tek, tek bıraktın.” İnsanız işte, her yerden dönülür sanıyoruz…

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.