Türkiye Açısından Yenilenebilir Enerjinin Önemi ve Geleceği

Türkiye açısından yenilenebilir enerji kaynaklarını geliştirmek ve yenilenebilir enerjinin diğer enerji kaynakları arasındaki payını artırmak enerji kaynaklarını çeşitlendirmek, yabancı kaynaklara olan bağımlılığı azaltmak ve bu sayede enerji arz güvenliğini sağlamak adına son derecede önemlidir. Bu noktada Türkiye’de yenilenebilir enerji sektöründe yaşanan gelişmeler memnuniyet vericidir. Halihazırda mevcut olan yenilenebilir enerji kapasitesi ve hesaplanan toplam potansiyel göz önüne alındığında Türkiye’nin gelecekteki hedefleri tutturabilme imkanı oldukça fazladır. 

Türkiye’de 2023 hedefleri kapsamında 34 bin MW hidroelektrik, 20 bin MW rüzgar enerjisi, 5 bin MW güneş enerjisi, 1.000 MW jeotermal enerji ve 1.000 MW biyokütle enerjisi üretilmesi planlanmaktadır (Tablo 4). Bu hedefler doğrultusunda 2023 yılına gelindiğinde Türkiye’nin elektrik enerjisine olan talebinin en az yüzde 30’unun (hidroelektrik dahil) yenilenebilir enerji kaynakları tarafından sağlanması planlanmaktadır. Bu hedefin gerçekleşebilmesi için yenilenebilir enerji kaynaklarına yaklaşık olarak 60 milyar dolar yatırım yapılması öngörülmektedir.38 Türkiye yenilenebilir enerji alanında 2023 hedeflerine ulaşmak ve bu hedefleri ilerletmek adına mevcut tüm yenilenebilir enerji yatırımlarını faal hale getirmek zorundadır. Aksi halde bu hedefler sadece rakamlardan ibaret kalma durumundadır.

rüzgar türbini

Söz konusu hedefler kapsamında 2023 yılı için brüt elektrik üretimi sırasıyla hidroelektrikte 91 bin 800 GWh, rüzgar enerjisinde 50 bin GWh, güneş enerjisinde 8 bin GWh, jeotermal enerjide 5 bin 100 GWh ve biyokütle enerjisinde ise yaklaşık 4 bin 500 GWh olarak tahmin edilmektedir. Bir diğer ifadeyle yenilenebilir enerji kaynaklarından toplamda 159 bin GWh gibi bir brüt elektrik üretimi elde edilmesi planlanmaktadır. Bu miktar 2023 için hesaplanan toplam brüt elektrik tüketim miktarının (yaklaşık 500 bin GWh) yüzde 32’sini oluşturmaktadır. Kısacası 2023 yılında Türkiye’de tüketilen toplam elektriğin yaklaşık üçte birinin (1/3) yenilenebilir enerji kaynaklarından elde edilmesi öngörülmektedir. Bu hedeflerin tutturulabilmesi için özellikle rüzgar ve güneş enerjisi ile elektrik üretimine büyük önem verilmesi gerekmektedir.

Gerek coğrafi konumu gerekse jeolojik yapısı bakımından bütün yenilebilir enerji kaynaklarının kullanılmasına uygun bir yerde olmasına rağmen Türkiye’nin yenilenebilir enerji alanında kullanılan teknoloji açısından gelişme göstermesi icap etmektedir. Türkiye’de yenilenebilir enerji sektöründe kullanılan donanımların geneli yabancı kaynaklıdır. Bu durum ülke ekonomisi açısından yüksek maliyetli olmakla birlikte yenilenebilir enerji üretiminin önünde kısıtlayıcı bir engel olarak durmaktadır. Türkiye’nin yenilenebilir enerji sektöründe planlanan hedeflere ulaşması ve bu sektörü geliştirmesi için bir an önce daha düşük maliyetli yerli teknolojiye yönelmesi gerekmektedir.

Türkiye yenilenebilir enerjinin kendisi için ne denli önemli olduğunun farkındadır. Özellikle AR-GE noktasında yapılan ve yapılacak projelere finansal destek sağlanmaktadır. 2016 yılında yenilenebilir enerji projeleri için Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından toplam 5 milyon 70 bin lira ödenek ayrılmıştır. Ayrıca Dünya Bankası gibi çeşitli uluslararası finans kuruluşları da yenilenebilir enerji projelerine destek vermektedir. Bu doğrultuda yıllık yatırım programlarına yenilenebilir enerji projelerine verilecek destekler eklenmiş ve böylece büyük potansiyele sahip Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları (YEKA) artırılmaya başlanmıştır.

Türkiye yenilenebilir enerji potansiyeli bakımın dan oldukça iyi bir coğrafi konumdadır. Ancak yenilenebilir kaynaklı enerji üretim seviyesi düşük miktarlardadır.

Yenilenebilir enerjinin çevre kirliliğini önleme noktasında da olumlu katkıları bulunmaktadır. Karbon salınımı ve küresel ısınma hususlarında yenilenebilir enerji kullanımının yaygınlaştırılması son derece önemlidir. Türkiye gibi yoğun bir şekilde fosil yakıt kullanan ülkelerin bu konuda gerekli hassasiyetleri göstermeleri adına 2015 yılı sonlarında Paris’te 21. Taraflar Konferansı (COP21) gerçekleştirilmiş ve çevre duyarlılığı ile ilgili metinlerde anlaşmaya varılmıştır.

Türkiye’nin yukarıda bahsedilen hedefleri yakalaması hem bu anlaşmaya sadık kalması hem de çevre kirliliğini önleme noktasındaki kararlılığının bir göstergesi olacaktır. Türkiye yenilenebilir enerji kullanımının artırılmasına bağlı olarak birtakım avantajlara sahip olacaktır. Bunlara kısaca değinmek gerekirse:

• Yenilenebilir enerji alanında gerçekleştirilen ilerlemeler milli geliri artırıcı fayda sağlayacaktır. Tesis sayılarının artırılması ile donanım ve hizmet temini sayesinde iş gücü ve sanayi sektörlerinde olumlu gelişmeler yaşanacaktır.

• Yenilenebilir enerji kullanımının yaygınlaştırılması yıllık yaklaşık 21 milyar metreküp doğalgaz ithalatının önüne geçecektir.40 Bu sayede toplamda 4 milyar dolar gibi bir tasarruf sağlanması amaçlanmaktadır.

• Doğalgaz ithalatının azaltılması ile fosil yakıtların çevreye verdikleri zararın önüne geçilmiş olacaktır. Bu doğrultuda karbon emisyonu toplamda 47 milyon ton azaltılacaktır.

• Yenilenebilir enerji sektöründe yapılan yatırımlar sayesinde istihdam artırılacaktır. Bu alandaki eğitim ve çeşitli düzenlemelerle birlikte nitelikli iş gücü oluşturulması desteklenecektir.

• Özellikle elektrik üretimi anlamında yerli ve yenilenebilir kaynakların kullanılması Türkiye’nin enerjide dışa bağımlılık oranlarını azaltacak ve enerji arz güvenliği noktasında katkı sağlayacaktır.

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.