Tükenmişlik

 Evet, buradayım ve yazıyorum. Uzun bir süre yazmayı bırakmıştım ama artık zamanı geldi diye düşünüyorum. Ben iyi bir yazar değilim, iddialı olduğum hiç söylenemez. Ama yazmayı, bütün içimdekileri yazıya dökmeyi seviyorum. Bunu uzun zamandır yapmamıştım ve ne kadar rahatlatıcı olduğunu unutmuşum. Buraya yazıyorum çünkü yazdığım şeyler sadece bana kalsın istemedim ve dış dünyayla en azından böyle bir bağlantım olsun diye düşündüm. Nereden başlayacağımı, kendimi nasıl tanıtacağımı, ne yazacağımı hiç bilmiyorum. Sadece öyle yazıyorum. İçimden geçenleri… 

 Son zamanlarda kendimi tanıyamıyorum artık. Zaten bir insan kendini tam olarak nasıl tanımlayabilir ki ? Zeki, çekici, güçlü, zayıf, iyi, kötü.. Kendimizi tanımlayabilmemiz için bir sürü sıfat var değil mi ? Normalde kendimi güçlü, kendi ayakları üzerinde durabilen, kimsenin yardımına ihtiyacı olmayan, her şeyi yapabilecek, her zorluğun altından kendi başına kalkabilecek biri olarak tanımlıyordum. Ama artık böyle olduğumu sanmıyorum. Böyle hissetmiyorum, hissedemiyorum. Hissettiğim tek şey tükenmişlik. Beynimi kontrol edemiyorum. Düşüncelerimi kontrol edemiyorum. Artık her şeyin kontrolünü kaybetmiş durumdayım ve bu durumdan hiç hoşnut değilim. Bazen deli olduğumu düşünüyorum, kafayı yediğimi. Ama, hadi böyle bir şey mümkün mü ki gerçekten ? Kafayı yemiş olabilir miyim ? Artık kendime hakim olamadığım gerçeğini kabul edebilir miyim ? Hiç sanmıyorum. Benim için buraya yazmak bile saçma geliyor. Hem kim okuyacak ki bunları ? Kim benim sıkıcı hayatımı, sıkıcı düşüncelerimi okumak istesin ki ? Ama hayat bu belli olmaz. Belki benim gibi bir deli bulurum… 🙂

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.