Tiyatrodan Sözler

Tiyatrodan Sözler

Kayıp Şeyler Dükkanı(Sevgi Demirkol)-Radyo Tiyatrosu

Merhaba. Uzun zamandır dinleyip nasıl bir hissiyat yaratacağını merak ettiğim bir aktiviteye başladım: Radyodan olmasa da -YouTube üzerinden- radyo tiyatrosu dinlemek. En güzeli de gözlerimizi kapatıp dünyayı bizim kurmamız. Dolayısıyla ses efektlerinin çok iyi olması lazım.

İlk deneyimim de Kayıp Şeyler Dükkanı. Bu dükkanda kaybedilip de aranan duygu, sevgi yani hisler var. Evet, bu benim de dikkatimi çekti. Size uzun uzadıya anlatmayacağım. Bu yazı serimin amacı dikkatimi çeken güzel, anlamlı sözleri ve diyalogları paylaşmak olacak. Okuduğunuzda zaten ne anlattığını anlayacaksınız. Ama şunu söyleyeyim ki dükkana kayıp şeylerini bulmaya gelen kişilerin örneklerini eminim çoğunluk yaşamıştır. Belki paylaştığım cümleler sizi de beni etkilediği gibi etkileyip bir şeylerin farkına varmanızı sağlar. Biliyorum biraz uzun olmuş olabilir ama eğer geldiyseniz lütfen bana inanın ve sonuna kadar okuyun. Yazımın sonunda linki de paylaşacağım bi’ara bakarsınız belki…

1) Bulmak kolaydır, önemli olan bulduğun zaman aradığının o olduğunu anlayabilmektir.

2) İnsan kaybetmemiş olduğu şeyleri aramaz ki zaten!

3) Sözcükler çoğu zaman doğruları söylemez.

4)”Nedir sizi buraya getiren?”

    ”Bir bakış! Oğlumun gözlerindeki bir bakış… Oğlum bana öyle bir baktı ki ‘İyi ki benim babamsın.’ dedi sanki. ‘Ne olursan ol seni çok seviyorum.’ Benimle gurur duyduğunu anladım.”

    ”Ve neyi kaybetmiş olduğunuzu da…”

    ”Düşündüm de bunca zaman boşuna yaşamışım gibi geldi. Hayatı ıskalamışım her şeyden ümidi kestim diye. Hiçbir şey beklememişim ummaktan korkarak.”

    ”Ummaktan çok umduğunuzu bulamamaktan korkmuşsunuz.”

    ”Sizden o zamanı geri istiyorum: Kulaklarım tıkalı ,gözlerim kapalı boşa yitirdiğim onca zamanı.”

    ”Üzgünüm size yardımcı olamayacağım…

Evet, yitirilen her şey var dükkanımızda ancak sadece zaman yok!…Zaman bize ait değil ki yitirelim. Zaman, insanlardan bağımsızdır. Biz onu tanısak da vardır tanımasak da. Zamanı geçirmeye çalışsak da akar durdurmaya çalışsak da. Çoğunlukla öldürmeye çalışırız ama o hiç ölmez. Burada sadece insanların kaybettiği şeyler vardır. Zaten hiç sizin olmamış bir şeyi kaybedemezsiniz değil mi?”

5) Azim, heyecan, umut, sabır bunlar olmadan ne şekilde harcayacaktınız zamanınızı?

6) Diğer ümitlerden tek bir farkı vardır gençlik umudunun: İmkansız gibi görünen şeylerin bile peşinden inançla gitmeni sağlayan şey… Gençlik umudu peşinden koşulsun ister. Hayata geçirilmek ister. Adanmışlık ister. Zaman ister…

7) Bir şeyler alman için başka şeyleri vermen gerek.

8) ”Yıllar önce beni terk eden adam uğruna çok ağladım. Sonunda göz pınarlarım kurudu hiç gözyaşım kalmadı. Onları geri istiyorum.”

    ”Ama siz onları belli bir nedenle kaybetmemişsiniz ki. Burada sadece kaybedilen şeyler var.”

   ”Hayır, anlamıyorsunuz. Ben onları boşuna dökmüşüm. Bu da bir kayıp sayılır öyle değil mi?..

Gençliğimde bir adamı çok sevdim. Dünyam onun etrafında dönüyordu. Öyle bir sevgi. Sonra bir gün ansızın beni terk etti. Yıkıldım. Onu bulup bana dönmesi için ikna etmeye çalıştım ama nafile…Hayır derken bile çok nazikti hatırlıyorum. Ama o zaman bilmiyordum tabi, bilemezdim.”

  ”Bazen terk edip gitmenin sevginin en büyük göstergesi olduğunu mu?”

  ”Hem öyle hem de ne bileyim.. ağladım arkasından günlerce, aylarca. Yıllar sonra bir gün gözyaşlarım da akmaz oldu bir gün.”

  ”Gözyaşlarınızın aslında o büyük sevginin anısı için aslında ödenecek bir bedel olmadığını mı düşünüyorsunuz?”

  ”Boşuna akmış onlar. Boş yere yitirmişim onları. İki ay önce bir tanıdığa rastladım ne zamandır görmediğim. Ondan bundan konuştuk, hatıralarımızı tazeledik. Bana sevgilimin benden ayrıldıktan kısa bir süre sonra ölmüş olduğunu söyledi. Tevekkeli değil(sebepsiz değil)onu bulamamıştım bir daha… Aradan geçen yıllar acımı kızgınlığa çevirmişti. Biraz araştırmaya karar verdim. Aslında onun çok hasta olduğunu öğrendim. Şimdi biliyorum ki beni ölümünü görmeyeyim diye terk etmişti oysa ben beni gerçekten sevmemiş diye ağlamıştım.”

  ”Sizi ölüm acısından korumaya çalışmış desenize. Ahhh! Bir de bize sorsalar ya gerçekte neye ihtiyacımız olduğunu.”

  ”O zamanlar ben de bilmiyordum neye ihtiyacım olduğunu ama artık biliyorum.”

  ”Bir gün bile bunu söyleyebiliyorsanız değmez mi her şeye?”

  ”Artık böyle yaşamak istemiyorum: Aşksız, inançsız.. Gözyaşlarım olmadan en acı olayda bile duygulanamıyorum. Katı soğuk bir insan oldum.”

  ”Aslında duygulanabiliyorsunuz da bunu onlarsız gösteremiyorsunuz. Gözyaşlarınız duygularınızın mührü müdür sizce?”

  ”Hayır, pek değil… İnancımı yeniden kazandım. Korkmuyorum artık aşktan, erkeklerden.  Beni yine canı kadar sevecek biri var dışarıda bir yerlerde ve ben onu kupkuru karşılamak istemiyorum.”

9) ”Yeniden sevginin gücüne inanmışsınız ya bu inançtır. Geri alacağınız gözyaşlarının karşılığı budur işte.”

      …

   ”Ben değiştim bunun hiç mi değeri yok?”

   ”Bunun sadece size göre değeri olmalı. Burası bir dükkan. Bir mal alabilmeniz içim karşılığını ödemeniz lazım.”

10) Duygular varsa vardır yoksa da yoktur. Var olduklarını kanıtlamak için başka şeylere gereksinim duymaz onlar. Sevginin ispata ihtiyacı var mı?

11) Herkes için kendi kaybı en paha biçilmez olanı.

12) ”Ben çok küçükken babamı kaybettim. Onu burada bulamayacağımı biliyorum. Hep onun sevgisinden yoksun yaşadım. Hep o duyguyu aradım. Siz de baba sevgisi var mıdır?”

      ”Tabi ki var. Şu dolapta duruyor.”

      ”Karşılığında ne istiyorsunuz?”

      ”Karşılığında onun yokluğunu telafi etmek için güçlendirmiş olduğun kişiliğini. Tuttuğunu koparan yapını. Kendi ayaklarının üstünde durabilmeni sağlayan GÜCÜ istiyorum.”

     ”Ama çok şey istiyorsunuz!”

      ”Geri alınması en zor şeyin kaybedilen sevgi olduğunu söylemiştim. Biraz düşün…”

       …

     ” Ben de karar verdim. Vereceğim gerekeni baba sevgisi için.”

     ”Karar verdiysen senin alışverişin kolay daha önce belirttiğim GÜCÜ istiyorum.”

     ”Kabul ediyorum. Ne yapmam gerekiyor siz onu söyleyin.”

     ”Benim bir dostum var. Yaşı senin yaşının iki katı olsa da çok iyi bir adamdır. Anlaşırsınız. O da senin gibi yalnız. Eminim birbirinizi görür görmez seveceksiniz.”

      ”Baba sevgisini ondan mı alacağım?”

       ”Onda bulacaksın. O da sende yaşama sevinci bulacak. Kendine ne zamandır bir hayat arkadaşı arıyordu. Senin onun tam olarak aradığı insan olduğuna eminim.”

        ”Peki, sonra? Karşılığını nasıl vereceğim?”

         ”Sen de onu seveceksin. O kadar ki tüm hayatını ona göre düzenleyecek. Kendini onun istediği kalıba sokacaksın.”

        ”Nasıl bir kalıp olacak bu?”

        ”Ne de olsa baya yaş farkı var aranızda. Seninle diskoya gelemez tabi. Dedim ya nesil farkı. Ama alışacaksın. Ne de olsa karşılığında sevgi, ilgi alacaksın. Seni el üstünde tutacak. O kadar ki hiçbir şeyi kendi başına yapman gerekmeyecek. Sana her istediğini verecek. Tıpkı kızını şımartan baba gibi. Hiçbir şey için mücadele etmek zorunda kalmayacaksın…Sonra alışveriş tamamlanacak işte. Sen baba sevgisini alacaksın karşılığında da zamanla bahsettiğim GÜÇLERİ vereceksin.”

       ”Anlıyorum.”

       ”Hayır, tabi ki de anlamıyorsun. Bunları yapmak zorunda değilsin. Ben sadece hayatta bu isteğini karşılama gücü ile hareket ettiğinde eninde sonunda olacakları anlattım.”

      ”Yani isteğimden vaz mı geçmeliyim?”

       ”Vazgeçmek.. Ahh, vazgeçmek! Ne kadar da zavallı bir sözcük. Biz hayatta hiçbir şeyden vazgeçmiyoruz. Sadece değiş-tokuş yapıyoruz. Bir şeyi kaldırıyor yerine başka şeyi koyuyoruz. Ne de olsa yerimiz de dar. Her şeyi sığdıramayız tek bir hayata değil mi?”
       ”Yani aslında siz burada hiçbir şey satmıyorsunuz. Sadece olacakları söylüyorsunuz. Onları değiş-tokuştan haberdar ediyorsunuz da peki siz bunları nasıl görebiliyorsunuz?”

        ”Sadece hayatlarına biraz dışarıdan bakarak: Duygulardan arınmış, tarafsız bir gözlükle. Aslında herkes kendi hayatı için yapabilir bunu. Yalnız bazılarına o gözlüğün yerini söylemek gerekiyor. Sen de bu gözlükten takmaya başladığına göre şimdi ne düşünüyorsun peki?”

       ”Biraz daha öğrenmem, incelemem gerektiğini düşünüyorum.”

13) ”Neyi kaybetmiştiniz?”

      ”Namusumu…

Biliyorum zor bir şey istiyorum ama öyle sıkıldım ki hayattan bıktım, gücüm kalmadı. Lütfen bana yardım edin.”

     ”Size tabi ki yardım etmek isterim. Sorun şu ki elimizde hiç kalmadı.”

     ”Vardır, sizde vardır. Belli ki beni yeterince buna layık görmüyorsunuz. Anlıyorum ama lütfen bir şans verin. Hak ederim onu. Ne isterseniz veririm karşılığında.”

    ”Bir şey vermeniz gerekmiyor. Karşılığını yeterince ödemişsinizdir eminim. Yalnız gerçekten elimizde kalmadı.”

    ”Yapabileceğiniz bir şeyler olmalı!”

     ”Madem bu kadar ısrar ediyorsunuz siz gidip bulabilirsiniz onu. Ama söyleyeceklerimi harfiyen yerine getirmeniz lazım..

    ”… Yeter ki geri alayım namusumu.”

    ”Adres yazıyorum oraya gideceksiniz… 

Küçük bir sahil kasabasıdır. Küçük ama huzurlu, güzel bir yer… Yanınıza birkaç parça eşya da alın. Kötü hatırası olmayanları. Bir süre kalacaksınız orada…”

    ”Peki, namusumu ne zaman geri alacağım?”
    ”Size söyleyeceğim şartları yerine getirdiğiniz zaman:

Önce orada hiç kimseye gerçek kimliğinizi söylemeyecek, daha önce yaptığınız işten bahsetmeyeceksiniz. En azından üç işaret tamamlanıncaya kadar.”

   ”Bu kolay. Zaten bizim meslekte ‘İyi günler ben vücudumu satarım siz ne iş yaparsınız?’ demiyor. Bir şeyler uydururuz yani uydururuz da üç işaret nedir?”

   ”…İlki bir çiçek: Bu yedi yapraklı, her yaprağı gökkuşağının farklı bir renginde küçük çiçek. Daha çok tepelerde, ağaçların kuytularında yetişir. Bulmanız yeterli ama gözlerden uzak varlığını sürdürür çiçek. Onu bulmak biraz zaman alabilir.

    …İkinci işaret bir yıldız: Gerçek yıldız. O diğer yıldızlar gibi yanıp sönmez. Biraz daha büyükçedir ve rengi pembeye çalar… Yalnız her zaman yoktur bu yıldız gökyüzünde. Gecenin belli bir saatinde çıkar ortaya sonra da kaybolur. Artık saatini de siz bulacaksınız.

   …Üçüncü işaret bir adam: Ne olursa olsun başına ne gelirse gelsin gözlerinde yalnızca sevgi olan bir adam… Orada rastlayacaksınız yeter ki arayın. Hem siz insan sarrafı olmuşsunuzdur. Neye bakacağınızı bilirsiniz.

   Onu da bulduğunuzda artık yapmış olduğunuz işle ilgili gerçekleri anlatabilirsiniz.”

     ”Namusumu o mu geri verecek?”

   ”Evet, tam olarak öyle. Yalnız bir an önce harekete geçseniz iyi olur…”

14) Sakin bir deniz kenarında hiçbir şey düşünmeden sadece yıldızları seyrederek oturdun mu hiç?

15) Dertler, o kocaman gökyüzündeki milyonlarca yıldız, gezegen, hayat yanında öyle küçük ve önemsiz kalır ki…

16) Herkes için biri mutlaka vardır. Ne yaparsan yap, kim olursan ol sana hep sevgiyle bakacak biri. Yeter ki insan kendini tanımış olsun. Kendine karşı DÜRÜST, kendiyle BARIŞIK olsun. MIKNATIS GİBİ ÇEKECEKTİR O ZAMAN SEVGİYİ… Gelip geçici bir hevesten söz etmiyoruz burada. Burada GERÇEK SEVGİ diyoruz.

16) Namus gibi bu tür kavramlar sadece zihinlerde, şüpheci gözlerde, çirkin sözlerde yitirilir.

17) Oturduğun yerde kimse gelip sana bir şey sunmuyor. Karşılığını vermek lazım.

Teşekkürler…

Şaziye KAPLAN

Video linki: https://www.youtube.com/watch?v=BMwmY8XMWjg&t=491s

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

3 yorum

Yorum Yazın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.