in , ,

Tıp fakültesi mi? Korkuyorum!

  Tıp fakültesi… Kulağa nasıl geliyor emin değilim. Özenilesi, muhteşem ya da zor, yoğun, korkunç…

   11. sınıfta hangi bölüm seçeceğini bilmeyen daha doğrusu böyle bir şeyi pek düşünmeyen sıradan bir kızdım sanırım. Hangi bölüm seçeceğimi bilmesem de bildiğim tek bir şey vardı: İstanbul’u kazanmalıydım.

   Her YKS öğrencisine sorarlar ya hani: Hedefin ne? “İstanbul” derdim. “Tamam da kızım bölüm ne?” “İstanbul olsun da gerisini salla!” Aşıktım çünkü İstanbul’a, denizine, tarihine, diline, sokağına, insanına… Ortaokuldan beri oraya gitmek, orada yaşamak istiyordum. Ve hayallerim vardı, bir sürü. Meslek olarak ne seçeceğimi bilmediğim için tüm hayallerimi üniversiteye bağlamıştım. Hayallerimin ortak adresi İstanbul’du. Arada yapılacak işler değişiyordu sadece. Barlara, kafelere, konserlere  gidecektim, sahilde dolaşacaktım, sokaklarda deli gibi bağıracaktım, bir sürü arkadaşım olacaktı ve en önemlisi ekstrem sporlara başlayacaktım, bungee jumping yapacaktım…

   Ailem, öğretmenlerim, çevremdeki yakın ya da uzak fark etmez herkes tıp seçmem gerektiğini söylüyordu. Bense sanırım onlara inat ısrarla tıp seçmeyeceğimi söyledim.

   Ve aradan tam 2 sene geçti. Zor bir YKS maratonu atlattık bu süre zarfında. Çalıştım, gerçekten çalıştım. Sadece İstanbul için, hayallerimi gerçekleştirmek için… Sınavımın ciddi manada iyi geçtiğini düşünüyordum ve çok mutluydum.

   Ama sonuçlar açıklandığında her şey o kadar basit olmadı. Sıralamam yığılmadan dolayı baya gerilemişti. Ve sonuç benim beklentimin ve istediğimin gerisinde geldi. Sonuçların açıklandığı günü dün gibi hatırlıyorum. Çok üzüldüm. Ağlamaktan yemek dahi yiyememiştim. Çünkü hayallerimin, isteklerinin geleceği muallaktaydı ve beni 2 sene boyunca motive eden tek şey o hayallerdi. Ha, bu arada bir meselem daha vardı. 2 senedir cevap aradığım o iğrenç soru: HANGİ BÖLÜM SEÇECEĞİM? Bu soruyu o zamana kadar öyle bir ertelenmiştim ki.  Tercih dönemi boyunca yeteneklerimi keşfetmeye çalıştım. Neye ilgim var anlamaya çalıştım. Zaman çok kısıtlıydı ve açıkçası biraz da umutsuzdum. Bu zamana kadar yeteneklerinin farkına varamamış bir insan sadece tercih döneminde gösterdiği çaba sonucunda mi anlayacaktı her şeyi? Ve beceremedim tabi ki. Yeteneklerimi bulamadım. İşte o aşamada akrabalarım devreye girdi ve bana tıp fakültesini aşıladılar.

   Ve böylece ben de birçok kişi gibi akrabalarımın beni yönlendirmesine direnemedim ve onların dediğini yaptım. Ama tamamen de akrabalarım seçtirdi diyemem. Çünkü bana da nereden geldiğini bilmediğim bir istek geldi. Ve ben de bu isteğe ayak uydurdum. Tercih yaparken acayip hevesliydim. İlk defa üniversite hayatımın sonrasına dair de hayaller kurmaya başlamıştım.

   Şu an 1. Sınıf öğrencisiyim. 2 sene boyunca “İstanbul istiyorum, tıp istemiyorum” diyip de 2 sene sonunda Çorum’da tıp okuyor olmam dışında hiçbir sıkıntı yok. Bu olay bana biraz trajikomik geliyor.

Tıp fakültesi… Yazımın başında da dediğim gibi kulağa nasıl geldiğinden pek emin değilim. Çünkü benim için henüz bir bilinmezlik. Önümde 6 sene var. Korkuyorum sanki biraz. Hiç bilmediğim terimlerle karşı karşıyayım ve bunun daha başlangıç olduğundan bahsediyorlar.

   Ben bir tercih yaptım. Ve bu seçimim bazı şeylere mal oldu. İstanbul’daki hayallerim en az 6 sene ertelenmiş oldu. Evett, bir sürü hayalim vardı başta. Onları su an ertelesem de elimde yenileri var. Sonucu her ne olursa olsun ben bir karar verdim ve bir yola girdim. Bu yolun sonuna çok zor gidiliyorsa bile önemli değil, üstesinden gelebileceğime eminim.

Bu benim kendi bölümümü seçme hikayemdi. Bloğunun sonuna gelirken size bir tavsiyede bulunmak istiyorum ne kadar haddime olur bilmem ama. HAYAL KURMAKTAN VAZGEÇMEYİN. Durumlar beklemediğiniz gibi olabilir, yıllardır istediğiniz bir şey fos çıkabilir, gerçekleşme ihtimali bir anda 0’a inebilir. Ama küsmeyin kendinize, hayata. İnatla başka hayaller kurun ve bu sefer onlara sarılın ve hep ayakta kalın. Ben öyle yaptım ve kendimi mutlu etmenin yolunu yine buldum. Umarım siz de hayat beklemediğiniz gibi olsa bile mutlu kalabilirsiniz. Hoşçakalın…

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.