Teknoloji Kurbanı mıyız?

Teknoloji sınırlarını aşarken, insanlar kendilerini kaybediyor.

“Bizi birleştirmeyi vaat eden teknoloji bile bizi birbirimizden ayırıyor. Artık her birimiz tüm dünyayla elektronik bağlantı içindeyiz, ama aslında son derece yalnızız.” diyor Dan Brown. Sizce söylediği bu cümlede ne anlatmak istemiş olabilir? Durun, hemen size açıklamasını yapayım. Malum, gün geçtikçe tembelleşen bir toplumuz, bu sorunun cevabını bulmaya üşeneceğinizi biliyorum. Size bu cümleden binlerce anlam çıkarabilir, sıra sıra açıklamalar yapabilirim. Yapmam da gerekiyor bence. Çağımız hastalığı olarak da bilinen teknoloji bağımlılığı, gün geçtikçe artıyor. Mesela en baştan başlayabiliriz. Daha anne ve babasının adını zikredemeyen el kadar bebeklerin ellerine telefon veren ebeveynler, bu bağımlılığa kendilerini sürükledikleri gibi, maalesef ki çocuklarını da bu bataklığa doğru yönlendiriyorlar. Teknolojinin elbette iyi yanları var, yok demiyoruz. Ama gösterdiği bu iyilik, sadece bir kılıftır. İstediğimiz her şey şimdi elimizin altında! Market alışverişlerimiz olsun, yemek siparişlerimiz olsun, artık bir numara tuşlamaya bakıyor. Her şey iyi hoş gözükse de üzgünüm ki öyle değil. Artık yenilik üstüne yenilik getiren bu teknoloji, bizleri yavaş yavaş hayattan koparmaya başladı bile. Sosyal medya hesaplarımız bunun bir örneğidir. İnternet kullanımı eskiden gençler arasında daha sık yaygın iken şimdi ise genç, çocuk, yaşlı demeden bütün yaş gruplarını içeriyor. Büyüklerimiz daha öncelerde, torunlarının, çocuklarının ellerindeki teknolojik cihazlara huzursuz, kınayan bakışlarla tepkilerini belli etseler de, günümüzde artık öyle değil. Evet, belki bazı büyüklerimiz teknolojiye halen tepkisini koruyordur. Ama gelin görün ki, bu tepkiyi koruyan yaşlılarımızın sayısı gün geçtikçe azalıyor. Teknoloji, artık yediden yetmişe her kesime ulaştı ve ulaşmaya devam ediyor. Bu içler acısı tablo, ne zaman son bulur bilmiyorum. Sosyal ilişkilerimiz artık sanal alemde yürütülüyor, bir iki adımlık akrabamıza gitmek yerine onu görüntülü arıyor veya telefonda konuşarak hasretini gideriyoruz. Artık sporun yerini, o işlevi yerine getiren uygulamalar alıyor ve dışarı çıkıp yürümek yerine uygulamadan verilen direktifleri vücudumuzda deneyerek tembelliğimizi bir tık daha artıyoruz. Yaşadığımız pandemi döneminde bağımlılık hızla artarken, artık bu hastalık bir virüs gibi zihnimizi, bedenimizi ışık hızıyla ele geçiriyor. Sosyal medya aktif bir şekilde kullanılmaya başlarken, artık ne anne babayla iletişim kurabiliyoruz, ne de yakın çevremizle. Covıd-19 Virüsü çıkmadan önce de bu bağımlılık zaten hızlı seyrediyordu. Baştaki konuya dönecek olursam, bu alışkanlık bazen de bebeklik çağında başlıyor ve yaşadığı hayatı boyunca artık teknolojinin birer kölesi oluyor.  

Hepimizin çevresinde şahit olduğu bu tür olayları vardır. Bizim bu durum karşısında bilinçli olmamız gerekiyor ki, teknolojinin bu büyülü dünyasına kendimizi kaptırmayalım. Unutmayın ki teknoloji, X,Y,Z kuşağını ayırt etmeden zaaflarından vurarak kendi dünyasına çekmeyi başarabiliyor. İnsanlar artık teknoloji ilerledikçe bir yarış içine düşüyorlar. Aldığı bir elektronik eşya olsun, evindeki eşya olsun ne olursa olsun ertesi sene yeni bir üst modeli çıktığı için koşarak vitrinleri talan ediyorlar. Böylelikle israfın önüne geçilemiyor, israfın önüne geçilemediği için artık bu hızlı yarışa devam edemeyerek, kimisi geri çekiliyor, kimisi de “ben ne yapıyorum? Buna bir son vermeliyim” diyerek artık kendini frenlemeyi başarıyor. “Şu komşuda bunun daha iyi bir modeli var, onun ki daha iyi. Benimki ondan daha iyi olmalı” diyerek kendimizi sonu gelmeyen bir savaşa itiyoruz. Her sene modası geçen bazı eşyalara kıyamasak da üzülerek söylüyorum ki bu eşyalar çöplüğe uğurlanıyor. Çağa yetişmek, o çağın modasını yaşamak o kadar zor ki…Artık yetişemiyoruz, yetişmeye çalıştıkça kendimizi kaybediyoruz. Teknoloji, insanları günden güne tüketiyor, onları gerçek dünyadan uzaklaştırarak sanal alemde yaşam vaat ediyor. Sevdiğimiz insanlar, dünyanın her bi yerindeki insanlar artık gerçek dünyadan bir bir ayrılarak, soyut kavramaların, sosyal medyanın, birer esiri oluyorlar. İnternet bağımlılığının içine sadece gençler düşmüyor dediğim gibi. Yediğimiz, içtiğimiz, gezdiğimiz, evimizde ailelerimizle neler yaptığımızı sosyal medyaya taşıyarak gizliliğimizi de ihlal etmiş oluyoruz. İnsanlara beğenilme çabası, popülerlik, ve birçok neden insanlığı bir uçuruma sürüklüyor. Ruhsal ve bedensel zararlara yol açan internet bağımlılığı ve teknolojik cihazlara bağımlılık, (Bilgisayar, tablet, telefon, televizyon) her şekilde bizi bitirmeye yeminli gibi. Daha sonraki zamanlarda belkide artık teknoloji çığır aşıp insanlığı tamamen yok etmek amacıyla yeni bilişimler, projeler piyasaya sürecekler. Bu teknolojileri geliştiren insanlar, hayatın daha kolay ve yaşanılır olduğunu savunsalar da ben öyle düşünmüyorum. İnsanlar şimdi daha mutsuz, aile içlerindeki anlaşamamazlık, gençlerde geleceğe dair umutsuzluk, gelişen çağın hızına ayak uyduramayan bir sürü insan bu sorunları yaşıyorlar. Artık daha iyi bir lüks hayat yaşamak için, daha çok çalışmak zorunda kalan insanlar, hayatı yaşayamamaktan şikayetçi. Kendi hırsları, arzuları doğrultusunda daha çok çalışmaya devam edecekler ve dönüp arkalarına baktıkları zaman koca bir hiç göreceklerdir. Çünkü, uğruna emek verdikleri para, hırs, modaya uyma, teknolojiye daha çok yakınlaşma istekleri onları koca bir boşlukla selamlayacaklar. Hayatlarını iyi, orta bir şekilde yaşamak yerine, şatafatın aldatıcı güzelliklerine kanarak, yaşadıkları hayatı kendilerine zehir etmişlerdir. Teknoloji, sınırı aşılmadığı sürece güzeldir.

 Teknoloji, temel suçlu gibi görünse de, onu kötüymüşçesine anlatmış olsam da, sınırları koruduğu müddetçe bir zararı yoktur. Evet, teknoloji sadece bize olanakları sağlar ve kenara çekilir. Teknolojiyi iyi veya kötü kullanmak bizim elimizde. Çocuklarınızın teknolojiyle tanışmasına acele etmeyin. Onları başınızdan savmak, ağladığında susturmak için bir araç olarak da görmeyin. Mümkün olduğu kadar çocuklarınızla bol bol oynayın, onların yalnız hissetmesine neden olmayın. Siz onları yalnız bırakıp uzaklaştıkça, onlar şefkati, internette teknolojide arayacaktır. Bir ebeveyn olarak onlara göreviniz budur. Çocuğunuzu ne kadar teknolojiye alıştırırsanız zaman ilerledikçe artık önüne geçemezsiniz. Modaya yetişmek uğruna heveslerinizi ve arzularınızı bir kenara atın. Teknoloji kendini geliştirmekte devam ederken siz geriye gitmeyin. Umarım çocuklarınızdan önce bu bağımlılığa siz düşmezsiniz, siz düşerseniz çocuğunuz da sizinle birlikte düşer. 

Onları, daima gerçek dünyadan koparmamanız dileğiyle.

Hoşçakalın..

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir yorum

Yorum Yazın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.