Stonehenge Gizemini Açıklayan 3 İlginç Teori

Stonehenge Gizemini Açıklayan 3 İlginç Teori

İngiltere’de Londra’nın 130 km batısındaki Salisbury Ovası‘nda yer alan taş kalıntılar olarak bilinen Stonehenge, Neolitik taş devri ile Bronz çağı arasında en az 5 kademede oluşan bir anıt. Ancak neden yapıldığı ve neyi simgelediği bilinmeyen bu anıt her yıl milyonlarca turistin ilgisini çekmesine rağmen tüm sırlarıyla bir fenomen olma özelliğini taşıyor. Bilim insanlarının gizemini çözemediği yeryüzündeki 10 yerden biri olan Stonehenge hakkında sayısız teori bulunuyor. Bunlardan en ilginç olan 3 teoriyi sizin için derledik…

1. Devasa Taşlar İnsanüstü Bir Güç Tarafından Mı Taşındı?

Stonehenge ile ilgili birçok şey gibi, devasa büyüklükteki taşların alana nasıl taşındığı da gizemini koruyor. Stonehenge, sarsen ve mavi taş olarak adlandırılan iki cins taştan meydana geliyor. Ortalama bir sarsen 25 ton, mavi taş ise 2 ila 5 ton arasında bir ağırlığa sahip. MÖ 2000’de oluşmaya başlayan Stonehenge’in yapımında iyi bir mimari ve mühendislik tekniği görülüyor.

Ayrıca, Stonehenge’i oluşturan taşlar 300 km’lik bir yoldan getirilmiştir. Her biri tonlarca ağırlığa sahip olan bu taşların nasıl taşındığı bir diğer olağanüstü olaydır. 82 mavi taş güneybatı Galler‘deki Prescelly Dağları’ndan çıkmaktadır. Mavi taşlı, Stonehenge’in batı yanı yarım kalmıştır. Bu kadar zahmetle taşınan taşlardan oluşan Stonehenge’in neden bitirilemeyip yarım kaldığı da bilinmiyor. Prof. R.J. Atkinson, böyle tek bir taşın taşınabilmesi için 1500 insanın birkaç hafta çalışması gerektiğini ve bütün iş için 6 yılın gerektiğini belirtiyor. Taşların getirilip şekillendirilmesi için bugünkü metodlarla on taş ustasının, 2,5 yıl çalışması gerekiyor. Cilalama gibi diğer ayrıntıların yapılması için ise çok daha uzun bir zaman gerekli. Bugünkü hesaplara göre bir tek sütunun kaldırılabilmesi için yaklaşık bin adama gereksinim var.

Daha ilgi çekici detay ise Stonehenge´in yapıldığı alanın kuzeybatıya eğimli olmasından dolayı bu kadar ağır taşların çember haline getirilip stabil durmasının nasıl başarıldığı konusu. Zeminin bir tarafla öteki tarafı arasındaki fark 213 cm. Bu eğime rağmen Stonehenge binlerce yıldır ayakta duruyor. Hayatta kalmak için mücadele verilen milattan önceki dönemde tonlarca ağırlıktaki taşların taşınması ve belli bir sistematik halinde çember şeklinde dizilmesi bazı araştırmacıları şüphelendirmiştir. Pek çok kişi uzaylıların insanlara taşları taşıma konusunda yardım ettiğine, belli bir amaç için üstün mühendislik fikirleri verdiklerine inanıyor.

2. Stonehenge’i Anadolular Mı Yaptı?

Uzun yıllardır Stonehenge’in Kelt rahiplerinden oluşan bir sınıf olan Druidlere ait olduğu ve onlar tarafından dinsel törenlerde kullanıldığı sanılıyordu. Hatta günümüzde modern Druidler bazı ritüellerini hâlâ Stonehenge’de gerçekleştiriyor. Ancak son araştırmalar 5 bin yıllık geçmişi olan Stonehenge’in Druidler tarafından yapılmasının imkansız olduğunu kanıtladı. Çünkü Stonehenge´in Druidlerden bin yıl öncesinde yapılmaya başlandığı ispatlandı.

Son zamanlarda, bir grup araştırmacı inşaatı gerçekleştirenlerin kökenini tam olarak belirlemek için DNA analizi kullandı. İngiltere’de neolitik çağda (M.Ö. 5500-800) yaşayanların kalıntılarından alınan DNA örnekleriyle, aynı dönemde Avrupa’da yaşayanların DNA örnekleri karşılaştırıldı. Ege kıyılarında yaşayan çiftçilerin M.Ö. 4000 civarında, Stonehenge’in inşa edildiği dönemde ülkeye göç ettiği tespit edildi. Britanya‘ya giren neolitik çağ göçmenlerinin tarımın yanı sıra, megalit olarak bilinen dev kayalarla inşa edilen anıtları da getirdi. Stonehenge Anıtı da bu geleneğin bir parçası. Bilim insanları bu yeni keşifle Stonehenge’i Anadolu’dan Britanya’ya göç eden insanların yapmasının çok büyük bir ihtimal olduğunu belirtiyor.

3. Stonehenge’in Neden Yapıldığına Dair Teoriler

Müthiş bir mühendislik örneği olan 5 bin yıllık esrarengiz anıtın neden yapıldığına dair 3 fikir var:

  • Kutsal bir mezarlık alanı
  • Astronomi merkezi
  • Şifa için bir yer

1808 yılında Arkeolog Sir Richard C. Hoare, Stonehenge yakınlarında prehistorik bir mezar buldu. Keltlerin Stonehenge´i kurban yeri olarak kullandıkları da ileri sürülüyor. Alplerin kuzeyinde ve Britanya Adaları’ndaki antik Kelt topluluklarındaki rahip sınıfı temsil eden Druidler rahiplik, şifacılık, alimlik ve büyü gibi görevleri kutsal kabul etmişti. Ayrıca, güneş, ay ve yıldızları kutsal görüp her yıl iki ekinoks ve gün dönümünü festivallerle kutluyorlardı. Stonehenge’i Druidlerin yapmadığı kesinleşmiş olsa bile, bu rahip topluluğunun Stonehenge’i kutsal bir yer olarak gördüğü bilinmektedir.  Ayrıca Stonehenge’in astronomi merkezi olarak rahipler tarafından kullanıldığı da bilinmektedir.

Astronominin en büyük isimlerinden Sir Fred Hoyle, Boston Üniversitesi astronomlarından Gerald Hawkins ile beraber, Stonehenge’in hasat ve festival dönemlerini gösteren bir takvim olduğuna dair bir teori ortaya atmıştı. Üstelik Stonehenge´in özel yapısı sayesinde Ay´ın hareketlerini de gözlemlemek mümkündü. Ay, aylık klasik hareketlerinin dışında, 18-61 yıllık değişken bir periyodda ek bir hareket de yapar. İlginç olan Stonehenge´i yapanlar bunu da biliyorlardı. Altı sıra halindeki 40 delik, Ay’ın tüm hareketlerini göstermektedir. Stonehenge’in yapıldığı zaman diliminde bilimin geri kalmışlığına rağmen, okuma yazma bilmeyen insanlara gök hareketlerini açıkça ama simgesel olarak anlatması dünyanın hala inanamadığı bir gerçektir. Hawkins, Aubrey denen anıtın çevresinde bulunan 56 deliğin aynı zamanda Ay ve Güneş tutulumlarını da gösterdiğini belirtiyor.

Stonehenge Gizemini Açıklayan 3 İlginç Teori

Stonehenge´den söz eden en eski kayıt, MÖ 1. Yüzyıl´da yaşayan Yunanlı coğrafyacı Diodorus Siculus´a aittir. Diodorus´un sözünü ettiği Ay Tanrısı´nın geldiği 19 yıllık süre de aslında bunu ifade ediyordu. Diodorus, Stonehenge’deki bu astronomik olayı MÖ 50´de yazdığı “Evrensel Tarih” adlı kitabında şöyle anlatmıştı: “Ay Tanrısı her 18 yılda bir bu adayı ziyaret eder ve bu süre içinde yıldızlar yine eski yerlerine dönerler.” Gerçekten de Stonehenge ekseni üzerindeki kış ayının doğma süresi de 19 yıldı; daha doğrusu 18.6 yıldı.

Stonehenge rahipleri, ayı izlemek ve Ay tutulmasını önceden bilmek için bu süreyi kullanmışlardı ama hata yapmamak için bu süreye kesin bağlı kalmadılar. Üçlü aralık devresi denen sistemi kullandılar yani 19+19+19, toplam 56 (anıtın çevresindeki Aubrey Çukurları da 56 adettir).  Hawkins´in hesapları Stonehenge Ay olgusunun 56 yılda bir aynen tekrarlandığını da kesin olarak gösteriyor. Sonuç olarak, Diodorus, Stonehenge´in bir astronomi merkezi olduğunu söylerken haklıydı. Ancak rahiplerin bu denli detay gerektiren bilgiyi bilmesi de bilim insanlarının çözemediği bir durumdur. Ayrıca araştırmacılar Stonehenge’in sistematik yapısıyla yıldızları izlemenin de mümkün olduğunu söylüyor. Peki, rahipler nereden öğrendikleri bir sır olan bu bilgilerle yıldızları ve ay tutulmasını neden takip ediyordu?

kooplogger

Yazar: Pelin Aykın

26 Şubat 1996’da İstanbul’da doğdu. İstanbul Üniversitesi Gazetecilik mezunu. 2 yıl bir gazetede çalıştı. Yazmayı, okumayı, seyahat etmeyi ve farklı renkleri tanımayı sever. En önemli özelliği ise Rock’n Roll aşığı olması.

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.