Stefan Zweig – Satranç

Stefan Zweig - Satranç

Stefan Zweig - Satranç

Satranç isimli kitapta iki başkişi ve bir tane de gözlemci karakter vardır. Gözlemci karakter iki karakterin geçmişini bize anlatmak için araç görevindedir, onun üzerinden başkişilerin ruhsal betimlemesi bize gösterilir. Karakterlerin ruhsal özellikleri ise geçmişe dönülerek anlatılmıştır.

İki başkişinin uzmanlık alanı satrançtır. Fakat ikisi arasında farklar vardır. Birinci fark birisinin düşünme yeteneği fazladır. Yaptığı her hamlede sonraki beş altı elin nasıl şekilleneceğini bilir. Ayrıca satranç dışında uğraştığı alanlar vardır; avukattır, kitap okumak gibi. Diğer karakter ise sadece satranç oynar. Tabi yeteneği vardır fakat sadece oynamak üzerinedir. Oyunu oynar ve geçer, hiçbir çıkarım yapamaz diyebiliriz.

İkinci fark ise düşünme yeteneği (Dr. B.) olan kişi kibirli, kendini beğenmiş birisi değildir. Yani kötü özelliklerden arınmış kişidir. Fakat diğer karakter(Czentovic) ise kibirlidir. Kendisini çoğu insandan üstün görme nedeni satrançta olan başarılarıdır. Yani tek bir alanda iyi olması diğer tüm insanlardan daha üstün olduğunu düşünmesine sebep olur.

Dr. B. Nazilerin elinde belli bir dönem bulunmuştur. Bunun iki nedeni vardır. Birince nedeni satranca hakim olma nedeninin verilmesi içindir. Diğer nedeni ise Zweig’in korkusudur. Çünkü yaşadığı dönem Nazileri hızlı bir şekilde büyüdüğü ve katliamlar yaptığı dönemdir. Zweig de kendisinin Nazilerin eline geçeceğinden korkar. Bu durumu da eserine yansıtmıştır. Ayrıca Zweig, Nazi istilasının tüm dünyaya yayılacağı korkusundan intihar etmiştir. İntihar etmeden önce yazdığı bu kitapta ise korkularını görebiliriz.

Nazilerin elinde bulunan Dr. B. soykırıma maruz kalmamıştır fakat hiçliğe terk edilmiştir. Hiçlik, bize kitaptaki asıl sorun olarak gösterilmiştir. Çünkü hiçlik soykırıma uğramaktan bile kötüdür. Bu durumun oluşması ise insanın dış dünyaya kapanması ile oluşmuştur. Yazar hiçlikten korkuttuğu için Dr.B. hiçliğe mahkum edilmiştir. Ayrıca hiçlik insanın varoluş temelini sarsan bir durum olarak gösterilmiştir.

Dr. B. ile Czentovic satranç oynarken Dr. B. geçmişi hatırlamaya başlar ve çıldırır. Çünkü Dr. B.’nin karşısında birisi vardır, o kişi de aşırı yavaş ve düşünce yoksunu birisidir. Yapacağı hamleye bile karar verme süresi çok yavaştır. Bu geçen sürede ise Dr. B. geçmişini hatırlar. Yani Czentovic’te Nazilerin ona yaptıklarını görür. Czentovic Dr.B’yi hiçliğe sürükler.

Satranç tahtası savaş meydanı olarak görülebilir. Çünkü satrançta iki renk vardır; siyah ve beyaz. Siyah kötülüğü yani Nazizm’i temsil ederken beyazlar iyiliği ve dünya barışını temsil eder. Dr.B ile Czentovic arasında geçen ilk oyunu Czentovic elinin tersi ile yıkar. Çünkü yenileceğini görmek istemez ve rövanş ister. Bu rövanş aslında Almanya’nın Birinci Dünya Savaşı’nda yıkılıp mağlup olmasına rağmen yeniden dirilmesi olarak anlamlandırılabilir. Çünkü Almanya yeniden şaha kalkmaya başlamıştır. İkini elde ise Dr. B.’nin dayanamadan oyunu bırakma sebebi ise Zweig’in Nazilerin dünyaya hakim olabileceği düşüncesidir diyebiliriz. Çünkü Zweig’in umudu yoktur. Umudu olmadığı için de hiçliğe mahkum kalmıştır. Hiçlik ise yok oluştur ve çoktan umutları yok olmuştur.

Eserde dünyanın yaşadığı kötü durum gözler önüne serilmiştir. Nazilerin yaptığı soykırımlara kitapta yer verilmiştir. Dünya düzeninin değiştiğini, yaşanılan sıkıntılı süreçlerin buhrana yol açtığı gösterilir.

Yapılan karakter tahlilleri Psikanalitik Kuram içinde incelenebilir. Karakterin yaşadığı hayat ve çektiği sıkıntılar bize ayrıntılı bir şekilde verilmiştir. Zweig bu kuramı ustalıkla ele almıştır. Tahlilleri uzun olsa bile gayet anlaşılırdır.

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

4 yorum

Yorum Yazın
  1. Kitabi zevkle okudum ve yorumlari okuyunca da anlamadığım şeylere de degindiginizi farkettim tesekkurler 🙏

  2. Nazilerden korkusuna intihar derken yanlış anlaşılma olmasın eski dünyasına tekrar kavuşamama ve nazi faşizminin bütün dünyaya yayılmasının verdiği karamsarlık ile intihar etmiştir.
    Diğer eserlerinde de görüleceği gibi kendisi savaş karşıtı biriydi.

    • Aslında sizin dediğiniz ile benim dediğim aynı hesaba geldiğini düşünüyorum. Nazi korkusu vardı çünkü Naziler Avrupa’nın çoğunu ele geçiriyordu ve Stralingard’a kadar Almanların tüm dünyayı ele geçireceğine herkes inanıyordu. Rusların Almanları Stralingard’da durdurması ile beraber insanlarda umut doğmaya başladı.
      Yani dediğinizde haklısınız çünkü karamsarlık ön planda fakat karamsarlığı da ortaya çıkaran kaygı Nazilerin tüm dünyayı ele geçirip, kendi ırkı dışında olanları vahşice öldürmesidir. Sizin dediğiniz, benim dediğimin açıklanmış hali olduğunu düşünüyorum 🙂
      İki durum paylaştım ve bana ilk yorum yapan kişi sizi olduğunuz için size teşekkürlerimi iletirim 🙂

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.