in ,

Söz ve Gönül Ereni FUZULÎ

Gönlünü ondan gayrısına mühürleyip aşka düşünce, onda yok olup, onda var olunca zaman zemin karıştı birbirine o içindekine. Her şeyi kuşatmış var etmiş o aşk Fuzulinin dilinde keşfi ve sezgiyi uyandıran ateşe dönüşür. Leyla ile Mecnunun ölümsüz aşkı İranlı ve Türk şairler tarafında defalarca anlatıldı, ama o çöl efsanesini ölümsüzleştiren Fuzuli oldu. Onun ünlü mesnevisi Leyla ile Mecnunda aşk önce dünyevi sonra platonik ve nihayet Sufiyane bir suretle karşımıza çıkıyor. Tasavvufi açıdan aşk her varlıkta mevcut olan, her varlığı birleşmeye yönelten bir kuvvettir, mevcudiyet perdesi kalkar ; kişi aslına kavuşur. Ünlü Sufilerden Rûzbihan Baklî insani aşkın Rahmani(İlahî) aşka uzanan bir merdiven olduğunu söylemiştir, bu sözü söylerken klasik Arabçadaki “Mecaz hakikate uzanan köprüdür” öz deyişine atıfta bulunuyordu. Bu yüzden insani aşka Acem sözlü geleneğinde genellikle mecazi aşk denilir. Mutasavvuflar hem cezbedici ve korkutucu hemde öldürücü ve diriltici olduğu için aşkı, maşuktan başka herşeyi yakıp yok eden bir alev gibi görürler. Fuzulide Leyla ile Mecnunda aşkı hâl ile talep etmiş söze dökmüştür. 

* Beni candan usandırdı, cefadan yar usanmazmı? 

* Felekler ağladı ahımdan, muradım şem’i yanmazmı? 

* Gül-î ruhsarına karşı, gözümden kanlı akar su

* Habibim fasl-ı güldür, bu akan sular bulanmazmı 

* Değildim ben sana mâil, sen eyledin aklımı zail

* Bana tâ’n eyleyen gafil, seni gör geç utanmazmı? 

Fuzulinin hayatı hakkındaki bilgiler çok az ve yetersizdir, asıl adının Mehmet babasının Molla Süleyman Fuzulinin ise mahalası olduğu biliniyorsada nerede ve ne zaman doğduğuda kesin olarak bilinmiyor. Fuzulinin doğum yeri ve yılı konusunda rivayet muhteliftir, genellikle Fuzuliyi Bağdadi diye anılmasından hareketle onun Bağdatda doğduğu ileri sürülür. Fuzili köken olarak Irak bölgesine yerleşen Oğuz Türklerinin Bayat boyundan gelir, bilindiği kadarıyla yaşamının tamamı Bağdat, Hille, Necef ve Kerbela da geçmişti. Akkoyunlular devrinde ve bu hanedanın idaresi altında Irak’ı Arab denen bölgede yaşayan Akkoyunlu Türkmenlerinin Bayat boyundan olduğu öne dürülür. Doğumuna dair 1483 ile 1505 arasındaki çeşitli tarihler ortaya atılmıştır. 

*Fuzuliyi günümüze kadar canlılığını sürdüren, Irak’taki Türk kültür coğrafyanın bir ferdi olarak kabul etmek yanış olmaz. Bu bakımdan Fuzuliyi Irak ta Türklüğün beşiği sayılan Kerkük bölgesi kültür ortamının yetiştirdiği bir değer olarak görmek mümkündür.*

Sözün bu büyük ustası kimsenin beğenip almayacağını düşündüğü Fuzuli mahlasını seçer fakat bu majlas aynı zamanda faziletli anlamına da gelmektedir ki Zaten Fuzuli de mahlasını aynı zamanda Allahın inayetiyle bütün ilim ve fenleri öğrenmiş olmayı yansıttığını vurgular. Onun sözlerindeki felsefi derinlik karmaşık anlaşılmaz ve sanatsal bir ifade olsada Anadolu insanı tarafından önemsenmiş gazellerde, aşık meclislerinde, tekkelerde, ayini cemlerde, sohbetlerde hep muhabbetle anılır olmuştur. Fuzuli divan edebiyatının en etkili ozanlarından birisidir. Bilindiği gibi Fuzuli işe yaramayan fazladan olup boşu boşuna söylenen söz manasına gelmektedir ulu Sufi ve Büyük şair olan Fuzuli bu mahlası alarak kendisini kibirden, büyüklük taslamaktan, gururdan uzak olduğunu belirtmeye çalışmıştır. Her ne kadar mahlası lakabı Fuzuli ise de söylediği sözlerin değeri tüm Türk İslam dünyasına yankı yapmış ve divan edebiyatının yıldızı olmuştur. 

* Ey melek simaki senden özge hayrandır sana 

* Hak bilir insan demez her kimki insandır sana 

* Vermeye cânın sana bulmaz hayat-ı cavidan

* Zinde-i cavid ona derlerki kırbandır sana 

* Aşık-a şevkinle can vermek inen müşkül değil 

* Çün Messih-i vakitsin can vermek âsandır sana

* Çıkma yarim geceler ağyar tâ’nından sakın 

* Sen mah-ı evc-i melahatsen bu nokasndır sana 

Divanlarını klasik şiir anlayışının kurallarına göre düzenlenmiştir. Türkçesinin güzelliği sayesinde ünü bütün Türk İslam dünyasına yayılmıştır ve bütün Türk ikliminde benimsemiştir. Gürül gürül akan coşkulu duyguları edebi ve sanatlı bir uslup ile ifade etmede büyük ustalık göstermiştir. Bu bakımda dilden dile elden ele dolaşan şiirleri dönemin coğrafyasında büyük yankı bulmuştur, yazma divanları enfazla çoğaltılan ve yayılan şairlerin başında gelmiştir. 

Divan şiirini zirveye ulaştıran bu büyük Sufinin 1556 da Bağdat ve çevresini kasıp kavuran veba salgını sırasında vefat ettiği söylenmektedir, Kerbela da öldüğüde rivayet edilir. Şiirleri Dini ve Lâdînî türde bestelenen Fuzuli Tasavvufa ve Vahdedi Vücud Felsesine dair ele aldığı düşünceleri tartıştığı ***Rind ile Zahit*** isimli eserinde söylediklerinin özü *Alim ve arif olan için görünüşteki karşıtlarına aslında aynı olduğudur*

**Fanilik köyünde bir ve aynıdır, akıllı ile deli. Denizin dibine aynıdır taş ile inci** 

* Saçma ey göz aşktan gönlümdeki odalara su

* Kim bu denli tutuşan odalara kılmaz çare su

* Ravza-i kıyına herdem durmayıp eyler güzar 

* Aşık olmuş galiba ol servi hoş refterasu

 

Fuzuli dönemindeki toplumsal olaylarada kayıtsız kalmamıştır, sıkıntılı ve zor bir hayat sürmüş ve Kerbela da Hazreti Hüseyin Türbesi yakınlarına defnedilmştir. Bir Ehlibeyt aşığı olan bu *Ulu Sufi ve Yüce Ozanın Peygamber ve ailesine düşkünlüğü herkesin bildi bir gerçekti*

****Kaynakça****

* Fuzuli Üzerine Makaleler Prof. Dr Hasibe Mazıoğlu – Türk Dil Kurumu Yayınları 1993

* Leyla ile Mecnun Metin, Düzyazıya Çeviri, Notlar ve Açıklamalar – Muhammed Nur Doğan – Yelkenli Kitap Yedinci Baskı 

* Fuzuli Rind ile Zahid Sıhhat ile Maraz Çeviren Prof Dr Hüseyin Ayan – Büyüyen Ay Yayınları 2.Baskı

* Fuzuli Divanı Abdülbaki Gölpınarlı – İnkılap Yayınları 

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.