Sonuç mu Yolculuk mu?

Sonuç mu Yolculuk mu?

Sonuç mu Yolculuk mu?

Sizin için güzel bir güne uyanmışsınız ve evdeki telaşı fark edip hemen yüzünüzü yıkamaya gidiyorsunuz. Yüzünüzü yıkadıktan sonra annenizin, babanızın ve kardeşlerinizin, çantalarını hazırladığını görüyorsunuz. Hava sıcak, nemli ve evde neşeli bir şekilde koşuşturdukça ter basıyor. Evde bayram havası olduğunu görüyorsunuz. Bugün sizin için önemli gün çünkü tatile gidiyorsunuz. Okul gününden beri hayalini kurduğunuz vakit geldi. Çıldırırcasına bir oraya bir buraya koşup duruyorsunuz ve yolculuk sizin için başlıyor ve sonuç olarak tatile gidiyorsunuz. Deliler gibi tatilde eğleniyorsunuz, ailenizle güzel vakit geçiriyorsunuz. Bir süre kaldıktan sonra mutlu bir şekilde eve dönüyorsunuz.

Verdiğim örneğe en son dönücez. Şimdi bir soru sorucam, bir insana yolculuk mu yoksa sonuç mu daha fazla haz verir? Yukardaki örneğe bakacak olursak, sonuç (tatile gitmek), yolculuktan (uyanıp tatile gidene kadarki süreç) daha fazla haza sahiptir. Olması gerekende odur. Şimdi şu örneğe bakalım: “ UEFA Şampiyonlar ligi final maçında oynayan bir oyuncusunuz. Sahaya girerken atmosferden tüğleriniz diken diken, bacaklarınız titremekte. Taraftarların tezahüratlarıyla beraber bu heyecan pekişmekte ve artmakta. Maç başlıyor heyecanın ve korkunun verdiği stresle daha iyi oyun çıkarıyorsunuz. Son düdükle beraber kupayı kaldırıyorsunuz.” Bu örneğe bakacak olursak, yolculuk sonuçtan daha fazla haz uyandırıyor.

Bir amaç, hedef, gaye peşinde koşmak her zaman insanları mutlu etmiştir. Fakat sonuca gelindiğinde o yolculuk süresince alınan mutluluğa yakın bir mutluluk elde edinilmemiştir. Mesela Everest Dağına tırmanmak muhtemelen dağa tırmandıktan sonraki durum kadar iyi değildir. Yurt dışına çıkmak istiyorsunuz ve hayalini kuruyorsunuzdur. Çıktığınızda ise hayalini kurduğunuz gibi bir yurt dışı olmayabilir, hayalinizle örtüşmeyen bir gerçek olabilir ve bu sizi hayal kırıklığına uğratabilir. Bu yüzden bazen hayal kurmak daha iyidir ve hayal gücünüzü olabildiğince geniş tutmaya gayret edin. Hayatımızda her zaman sonuç odaklı çalıştığımızı düşünelim. “Bu işi bugün bitirmeliyim” veya “Kitabı bugün bitiricem” gibi cümleler başarıya götürebilir tabi ki, hedef koymak iyidir. Sonuçcu olmak her zaman kötüdür demiyorum fakat alınan yolu göz ardı edip direk bir şey anlamadan kitabı bitirmek veya işi yarım yamalak sonuca ulaştırmak hayatımızda hem aldığımız haz hem de verimlilik bakımından iyi sonuçlar elde edemeyiz. Bakın yine sonuç dedim, aslında ne kadar iyi yaptığınızı düşünürseniz de sonuca odaklanmak iyi sonuç vermiyor demek ki.

Sonucu bir an olsun umursamayıp yolculuğa baktığımızda ne olacak peki? Zaten yolculuktan aldığımız zevk onu iyi yürütmemizi sağlayacak ve sonuca da olumlu bir etki edecektir. 2 kardeş düşünün ve birisi başarılı olmak adına sürekli çalışıyor. Gecesini gündüze katıp bir adım atmak, yol katetmek istiyor. Olduğu andan mutlu ve yolculuğu iyi geçerse zaten sonuca da sevineceğinin farkında. Diğer kardeş ise çalışmayı pek önemsemeyen, hayatı monoton geçen fakat sonuç olarak diğerinden daha başarılı olsun. Hangisi olmak isterdiniz? Hayatınızdan zevk almadığınız halde “sonuçta başarılı olmak” mı yoksa hayatınızın her günü çalışan ve çalışmayı seven fakat “sonuca gelemeyen” biri olmak mı?

Tabi ki de her şeyde olduğu gibi bunda da bir doğru yok ve dengeli olmak gerekir. Tıpkı Epikür de mutluluğu arayan bilge olarak her zaman her yerde ölçülü ve dengeli davranılması gerektiğini savunmuştur. Yani sonuca odaklanıp yolda mutsuz olursak veya yolda çok oyalanıp sonuca ulaşamassak bir yerlerde başarısız olarak nitelendiriliriz. Son örneğe gelecek olursak, aslında yolculuk orda ki çocuğun uyanıp eve dönene kadarki süreçtir. Sonuç ise tatilini bitirip eve dönmesidir. Yani tatilde olduğu zamanki süreç aslında yolculuğun devamıdır.

-Mert Kara

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

2 yorum

Yorum Yazın
  1. Zor bir konu, zor bir soru ve mükemmel bir düşünce yazısı.

    Farklı bir perspektif katmak adına soruya küçük bir ek yapmak isterim: Atanmış bir sonuç mu, seçilmiş bir sonuç mu?

    Sonuç atanmışsa, yani kaçınılmazsa (ölüm gibi), sonuca ulaşmak için aceleci olmak yolculuğun tadını kaçırabilir. Zira kaçınılmaz sonuç için endişelenmek lüzumsuzdur.

    Sonuç seçilmişse, kişinin amacı güzel bir yolculuk ve sonuca ulaşmış olmanın getireceği yaşanmışlık duygusudur. Yani dediğiniz gibi tatil de yolculuğun bir parçasıdır 🙂

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.