Son dans

Söyledim işte ipim hazır,lakin boş bakan gözlerin attığı zararsız ve saf bir düğüm, böyle keskin bir gecede böylesine şiddetle esen rüzgarın hissiyatını yok sayıp boğazımı sıkıca sarabilir miydi?”
Keskin bir kırgınlık hakimdi gözerinde. Öylesine keskin ve ince bakışları tavana astığı düğümlenmiş ipi bile kesebilirdi. Lâkin o delici gözlerinin hedefi merhametsizlik kokan geceden başkası değildi.  Yavaşça masanın üstünde akrep ve yelkovanin dansını izlerken acı, tebessumunu yüzüne kazımıştı. Sessizliğin vavaeylasindan korkan gece , komodinin uzerinde duran  müzik çalardan ince naif bir sesle aydınlanıyorken , kirli pencereden gelen ışık, karanlığın boğucu armonisini hafifletmek icin savaş veriyordu.
Küçük bir ışık bile böylesine savaşırken o gücü kendinde hissetmeyişiyle bir kere daha nefret boğazını düğümlemiş  ve zehrin tadını diline vermişti. Karanlık kokuyordu bu gece. Kimi zaman güçlü zifiri , kimi zaman korkularını ardında saklayan ince bir kumaş…
Karanlık kokuyordu bu gece;
Sessiz bir çığlığa ev sahipliği yapıyor ve gizliyordu nefreti…
Karanlık kokuyordu bu gece;
izbe sokakların sessizliği icinde kavrulan evsiz bir çocuk gibi…
Karanlık kokuyordu bu gece;
Zalim avcı nın, ürkek bir ceylan kalbini avuçladigi gibi acımasız bir koku…
Hikayenin sonunda nefretin onu boğmasına izin vermişti…
Bu sırada uzun bir dansın ardından akrep ve yelkovan durmuş tavanda asılı duran genç kadının suretine bakıyor ve bir daha dönmeyeceğine yemin ediyordu.

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.